İnsan, hayatı boyunca çeşitli kararlar alır ve bunları uygular. Yaptığı tüm seçimlerin sonucunu da yaşar. Örneğin yalan söylüyorsa saygınlığını kaybetmeyi, toplumun onaylamadığı bir şey yapıyorsa dışlanmayı göze alır. Her şey, bir diğerinin bedelidir ve herkes kendi yaptığı eylemlerden sorumludur.
Doğumla beraber elde ettiğimiz bazı statüleri elbette ki değiştiremeyiz. Buna içine doğduğumuz toplumun sosyo kültürel yapısı, hangi ailede dünyaya geleceğimiz, boyumuzun kaç olacağı vs. dahildir. Fakat değiştirebileceğimiz şeyler de vardır ve bunları bana göre zaaflarımız belirler.
Örneğin ahlaki bir zaafımız varsa toplum bunu onaylamaz. Bir şekilde toplumsal normların dışında kalırız ve kendimizi düzeltmediğimiz sürece o çemberin içine bir daha giremeyiz. Ya da insanların arkasından iş çevirip dedikodu yapıyorsak sevilmeyiz. Bunlar çeşitli zaaflarımızın bedelleridir. İnsanlar üzerinde kişiliğimizle nasıl bir izlenim bırakıyorsak o ölçüde saygınlığımız da olur.
Her insanın içinde şeytani bir tarafı vardır. Salt iyi ve salt kötü insan yoktur. Önemli olan, zaaflarımızı ne ölçüde törpülediğimiz ve dengelediğimizdir. Bunu başarabildiğimiz oranda da hayatımız büyük ölçüde şekillenir. Şeytana uyduğumuz her an geleceğimizde büyük ölçüde negatif bir iz bırakır. Bunu çoğu insan çeşitli zaaflarına yenik düşerek bilinçsiz bir şekilde yapar. Boşuna “insan yaşattığını yaşamadan ölmez” denmemiş öyle değil mi?
Başımıza gelen bir olayda ah vah etmek ve başkalarını suçlamak yerine aynayı kendimize tutmak, dönüp içimizi sorgulamak benliğimize yapacağımız en büyük yatırımlardan biridir. Atalarımız “iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” derken meseleyi çok güzel özetlemişler. Tabi, buna başkasında kusur arayıp eleştirecek bir şey bulmaya çalışırken de dikkat etmek gerekir.
Bir dönemin ünlü hümanistlerinden olan “Pico della Mirandola’e göre insan, kendi yazgısını oluşturmaya ve yönetmeye ehildir. Bu da onun liyakatini ortaya çıkarır. Özgür iradesiyle yalnızca hayvan düzeyinde kalmayı ya da kendini eğiterek Tanrı düzeyine çıkmayı başarabilir.”
Yukarıda paylaştığım kısa paragraf, bir alıntıdır. Yani insana verilen özgür irade onu diğer varlıklardan üstün kılar ve ayırır. Bizim halk arasında insanlara “Allah akıl vermiş, fikir vermiş. Neden kullanmıyorsun?” dediğimiz şey budur. İnsan, aklıyla doğru yolu bulabilir ve doğru tercihler yapabilir. Zaaflarını yönetebilir ve onları törpüleyebilir. Çünkü bilmelidir ki hangi zaafına yenik düşerse etrafında o zaafa yakın insanlar bulunur ve o enerjiyle donanır. Hayatınıda ona göre şekillendirir. Zaaflarımız ölçüsünde içimizde bir şeyleri yapmak için bir niyet oluşur ve o yönde adımlar atarız. Attığımız adımların neticesini de kaderimiz olarak yaşarız. Atalarımız ne güzel söylemişler: “Su testisi su yolunda kırılır.” Yani insan hangi amaca hizmet ediyorsa o yönde var olur ya da yok olur.









