Hayatınızın +30 yaş evresindeyseniz bilirsiniz, belli bir yaştan sonra insan kendisiyle daha çok baş başa kalmak ister. Bu kendi başına kalma zamanları da insanı bazen vicdan muhasebesi yapmaya iter. Kim kime ne yapmış da başına ne gelmiş meselesini insan o zamanlar daha iyi idrak eder. Çünkü yürekteki o “yorulmuşluk” hissiyle kendini biraz geri plana çekip hayata kuşbakışı bakma isteği duyar. İşte o zaman hayatının manzarasını daha iyi ve daha geniş açıyla görme fırsatı elde eder.
Farkındalık sahibiyseniz eğer, neyin neden kaynaklandığını diğerlerine göre daha iyi analiz edersiniz. Çünkü gün sonunda herkes ektiğini biçer. Daha biçmeyeni ben görmedim. Siz de eminim görmemişsinizdir. Gördüyseniz de bu çok çok nadirdir. Hayat uzun, gün güzel, elbet her şey bir gün daha görünür hale de gelir. O ayrı…
Yukarıda size farkındalık sahibiyseniz eğer dedim, çünkü bazı insanlar yaşları kaç olursa olsun ruhen büyümüyorlar. Onlar hep kanlarının “deli” aktığı delikanlılık çağlarındalar. Aldıkları bazı kararların getirisini düşünmüyorlar ve düşünmeden hareket ediyorlar ve bunun bedelini de yine “gün sonunda” ödüyorlar.
Evrendeki dengeyi hep sevmişimdir. Yetişkin yaşıma gelince daha da çok sevdim. Çünkü ben de herkes gibi her zaman doğru kararlar vermedim ve o doğru olmayan kararların sonuçlarıyla yüzleştim. Bu sadece benim için değil, herkes için geçerli. Herkes yaptığı eylemlerin sonuçlarıyla er ya da geç yüzleşir ya da karşılaşır. Ne demiş büyüklerimiz: “Eden bulur. İnleyen ölür.” Kısacası yaptığımız her şeyden sorumluyuz. Hatta bazen elimizde imkân varken yapmadıklarımızdan da… O da ayrı bir konu…
Büyüklerimizin söylediği güzel bir atasözü daha var. “Güneş balçıkla sıvanmaz” mesela… Zamanı gelince gerçekler açığa çıkar. Ak ile kara rengini tamamen belli eder. Her şey yerli yerine oturur.
Siz kendinizi sorgular mısınız bilmem. Ben ara sıra sorgularım. Hatta sadece kendimi sorgulamakla kalmaz, toplumun davranış biçimini, olaylara karşı takındığı tavırları ve bu tarz tutum ve davranışların insanlara olan getirini ya da götürüsünü de incelerim. İşte o zaman kim kime ne yapmış da ne sonuçla karşılaşmış kısmını mercek altına alırım. Zira büyük konuşanların kınadığını yaşadığını ya da “kendi kazdığı kuyuya kendi düşen” insanları tanıdım. Bunları siz de çevrenizden tanıma fırsatı elde etmişsinizdir. Fakat dediğim gibi, eğer farkındalık sahibiyseniz… Zaten her şey farkındalık sahibi olmakla başlar. O daha da ayrı…
Neyse, dönelim konumuza… Neydi başlık? Gün sonu vicdan muhasebesi. İster yapılsın ister yapılmasın. Matematik basit. Her şeyi tartan bir terazi var. Atalarımızın söylediği güzel bir söz daha var: “Terazi olur taht olur, her şeyin bir vakti var.” İşte o vakit geldiğinde, vicdanınızın rahat olması dileklerimle…









