Patavatsız kelimesinin anlamı, hepimizce malum olduğu üzere sonunu düşünmeden hareket etmek ve söylemde bulunmak anlamına gelmektedir. Hayatın içinde bu tarz insanlarla sık karşılaşmaktayız. Özellikle iş yerlerinde “şaka” adı altında karşı tarafa laf sokma ve patavatsızlıkta bulunma hali geçmişten günümüze devam etmekte olan davranışlar arasındadır. Örneğin, vakti zamanında annemin iş yerinde çalışan bir beyefendi vardı ve onun kızının cildinde birtakım problemler mevcuttu. Adamcağız söz konusu cilt rahatsızlığı için kızıyla birlikte o doktor senin bu doktor benim geziyor ve derman arıyordu. Fakat bunu onun çevresinde çok az kişi biliyordu. Nasıl olduysa kızın rahatsızlığı babasının çalıştığı iş yerinde iki kişinin kulağına gitmiş ve başlamışlar adamı her gördüklerinde sorguya çekmeye…
Bir gün adamcağız müdürün odasına girip kızını doktora götürmek için izin istemiş ve almış. Tam teşekkür edip müdürün odasından ayrılırken koridorda o iki dedikoducu kadın ile karşılaşmış ve diyalog şu şekilde ilerlemiş;
- “Ooo Hasan Bey (gerçek adı Hasan değil ben burada temsili bir isim kullandım.) merhaba, izin mi istediniz? Yoksa kızınız için mi aldınız? Yeni duyduk vah vah çok üzüldük hastalığı tam olarak nedir acaba?”
- “Bu zamana kadar hiç de haberimiz olmadı.”
- “Hangi doktora götürüyorsunuz?”
Adamcağız cevap vermemiş ve kendisine bu şekilde sorular soran iki mesai arkadaşına da bakmış kalmış ve iyi günler dileyerek sessizce ilerlemiş. Üzüntüsü bakışlarından belli oluyormuş. Konuyu didiklemeye çalışan o iki hanımefendi de yaptıkları şeyden gayet memnun bir halde birbirlerine bakıp kikir kikir gülüyormuş.
Konunun bana garip gelen tarafı, bunu çoluk çocuğun değil iş hayatına atılmış, belli bir olgunluk seviyesinde olması beklenen yetişkin görünümlü insanların yapmasıydı. Empati yoksunu insanlar, sözlerinin karşı tarafta nen etki uyandırdığının peşinde değildir. Onlar yaşları kaç olursa olsun muzırlık yapma derdindedir. Çünkü dedikodu her zaman bu tarz insanlara tatlı gelir.
Bu örnek beni her hatırladığımda sinirlendirse de meseleyi sadece o iki hanımefendi üzerinden ele almak da istemiyorum. Çünkü üzerine vazife olmayan işlere karışan, her şeye maydanoz olan ve laf didiklemeyi seven insanlar maalesef hatırı sayılır bir çoğunlukta.
Bir insan bir konu hakkında bilgi vermek istemiyorsa, üstelememek nezaket kuralları arasındadır. Kaldı ki zaten nezaket kuralı olmasa bile bize yararı olmayan bir konuyu didiklemek ve insanların mahrem alanı olarak kabul ettikleri şeylere müdahil olmaya çalışmak özel hayata yapılan bir saldırıdır ve saygısızlıktır.
Şimdi hep beraber bir düşünelim. Kendimizi bir an için o adamcağızın yerine bir koyalım. Bir insanın yüreğinin en narin köşesi evladı değil midir? Bir anneye ya da babaya evladı üzerinden böyle çirkin bir davranışta bulunmak da neyin nesidir? Ayrıca bu dedikodu peşinde koşmak da değildir. Düpedüz haddini bilmemektir!









