İş hayatında olup da mobbing yaşamayan hemen hemen hiç yoktur diye düşünüyorum. O yüzden mobbing nedir diye tanımlamaya gerek bile duymuyorum.
Yıllar önce, yaşadığı mobbing yüzünden hamile olup da stresten bebeğini kaybeden bir hanımefendi olduğunu duymuştum. O günden beri mobbingin çirkin yüzü adlı bir yazı kaleme almayı planlıyordum. Çünkü bence çalışan bir insan için mobbing kaynaklı en kötü sonuçlardan biri bu olsa gerek diye düşündüm. Mobbing, bir insanın yaşama hakkını bile elinden alabiliyordu demek ki…
İş hayatına atılınca ben, bazı şeyleri sadece duymakla kalmadım. Tecrübe de ettim. Herkes sahip olduğu şeyleri ballandıra ballandıra anlatıyor ve diğerlerinin kendini kötü hissetmesine sebep oluyor, sahip olamadığı şeyler için de çalışma arkadaşına kötü muamele yapıyor ve adeta kendisinin sahip olamadığı şeylere sahip olan çalışma arkadaşını cezalandırıyordu. Bunun çalışma ortamının sinerjisini olumsuz etkilemesini ve verimi düşürmesini bir kenara bırakalım, insan psikolojini olumsuz etkileyip geri dönülmez sonuçlara da yol açtığı aşikârdı. Hadi gelin daha spesifik örneklere değinelim; Buket ve Babaannesi kitabımda aslında mobbing konusunu elimden geldiğince işlemeye gayret gösterdim.
Kitapta genç bir kadın, çalıştığı şirkette en yüksek zam oranına sahip kişi oluyor ve bu durum bir şekilde duyulunca bazı çalışma arkadaşları tarafından dışlanıyor ve ağır mobbinge maruz kalıyor. Onunla aynı anda işe giren arkadaşı Buket’le aynı zammı alamayınca onu bekârlığından vurmaya çalışıyor ve bu kanaldan ilerliyor. Çünkü maalesef vizyonsuz bazı insanlar tarafından bekârlık bir eksiklik olarak algılanıyor. İşin sonu sen artık otuz yaşına yaklaşıyorsun evlenirsen kabarık gelinlik giymezsin cümlesine varana kadar da hadsizlik örneği sergileniyor. Kitaptaki Buket karakteri, bu durumu bir üst merciye iletip çözüm bulmaya çalışsa da yönetici bir şekilde pasif kalıyor ve iş, Buket’in istemeyerek de olsa istifasıyla sonuçlanıyor…
Romanda yaşananlar size bir yerden tanıdık geldi mi? Günlük hayatta karşılaştığımız olaylardan çok da farklı değil öyle değil mi? Bazı insanlar ellerine güç geçince karşı tarafa adeta sözlü saldırıda bulunuyor ve işi ileri boyutlara kadar götürüyor. Bu ileri gidiş maalesef ki insan hayatı açısından geri dönülmez yollara girilmesine sebep olabiliyor.
Mobbing günümüz insanının en önemli sorunlarından biridir ve kanıtlaması çok zor olduğu için de insanı çok uğraştırır. Uğraşmaya gücü olmayacak derece tükenen insan da çareyi “kendi
isteğiyle istifa” etmek de bulur. Oysaki ortada belki de istifa etmek isteyen yoktur. Belki o insan işini seviyordur ve çalışma arkadaşları yüzünden çalışamaz duruma gelmiştir.
Çalışma hayatına bu konu göz önünde bulundurularak yeni düzenlemeler getirilmesi kanaatindeyim. Aksi takdirde daha çok insan suçsuz yere ekmeğinden olur ya da haberlerde istemediğimiz ve duymaya üzüldüğümüz daha çok olayla karşılaşırız.










İlknur hanım hakikaten bu konu değişmeyen kronik sorun.eline yüreğine sağlık..
Çok güzel bir yazı olmuş, gerçekten kötü olmak daha doğrusu kötülükle beslenmek çok çirkin bi şey bence...sözün kısası yaşadığımız süre boyunca bunlardan hep olacak ve iyiler işte kâh istifa ederek kâh bunlarla mücadele ederek hayatta kalacak ve unutmayalım iyiler hep kazanacak..kaleminize sağlık.