Siz bir şeyler başardıkça, ayağınıza takoz koymak isteyenler de olacaktır. Sayıları da giderek artacaktır. Hepsine cevap vermek de bir seçenek fakat doğru seçenek mi emin olamadım. Çünkü insanlarla sonucu olmayana tartışmalara girmek ve onlardan intikam almaya çalışmak, sizi onlara bir şekilde bağlı tutar. Fakat bir insanı hayatınızdan çıkarıp, kendi yolunuzu çiçeklerle donatırsanız, hayatınızı güzelleştirirseniz. O zaman önünüzde daha aydınlık bir gelecek olur ve size kötülük yapanlar geçmişte kalır. İsteseler de sizin seviyenize çıkamazlar. Çünkü dedikodu yapmak, intikam almaya çalışmak ya da gereksiz tartışmalara girmek, sizi ruhen aşağı çeker. İsteseniz de istemeseniz de onlara laf yetiştirmeye çalışırsanız, zamanla onların seviyesine düşüp onlar gibi hareket etmeye başlarsınız. Ne demiş atalarımız? Üzüm üzüme baka baka kararır.
Bu tarz durumlarla ben şu şekilde baş ediyorum: Ortaya bir ürün çıkararak! Bir başarı ortaya koyarak! Kendi yolumda ilerleyerek! Kötü insanlara bırakın cevap vermeyi selam bile vermeyerek!
Cevap verince ne mi oluyor?
Onlara cevap hakkı doğuyor. Karşılıklı söz düelloları ego savaşlarına dönüşüyor. Seviye git gide düşüyor. İsteseniz de istemeseniz de kendinizi yılanlı bir kuyunun içinde buluyorsunuz. O kuyudan çıkmaya çalıştıkça da etrafınızdaki yılanların her biri bir yerden saldırıyor. Yukarı çıkmaya çalıştıkça aşağı iniyor insan…
O yüzden ne yapmalı?
Susmalı ve yoluna devam etmeli. Kendin gibi insanlardan bir çember oluşturmalı. İyi insanlarla birbirine eklemlenmeli. Çünkü birlikten kuvvet doğar ve insanlar birbirine eklemlenerek büyür. Sevgi yumağı oluşturmalı. O kadar güzel ürünler ve başarılar ortaya koymalı ki herkes imrenerek bakmalı ve sana hayran olmalı. Aynı zamanda da saygı duymalı. Ancak bu şekilde o kötü ortamlardan sıyrılıp kendimize bir saygınlık oluşturabiliriz. Aksi takdirde onların o urganlarına kendimizi ömür boyu bağlar ve zamanla boğulmaya başlarız. Çünkü başkasının ipini boynumuza geçirmek demek, kendi bindiğin dalı kesmek de demek.
Susmak, her zaman kabul etmek demek değildir. Bazen de seninle muhatap olmuyorum, seni konuşmaya layık bulmuyorum demektir. O kişilerle aranda laf gelip gitmesini, moralinin bozulmasını engelleme yöntemidir. Çünkü laf gelip gittikçe aranda bağ kalmaya, moral bozulmaya devam eder. Moral de bozulunca ruhen sıkılmaya başlarsın. Ruhen sıkıldıkça da hayat insana zindan olur. Kendinize bunu yapmayın…
Odağınız kendiniz olsun. Yolunuza ayağınıza takılan takozları elinize alıp uzaklara fırlatarak devam edin. Siz yolunuza açın, kendinizi donatın. Donatın ki, insanlar sizi ezemeyecekleri noktada saygı duymaya başlasın ve bükemediği bileği öpsün.










Kaleminize sağlık İlknur Hanım. "Birlikten kuvvet doğar ve insanlar birbirine eklemlenerek büyür" sözünüz bu yeni haftanın mottosu olsun.