Ben kendini eğitmeyen insandan korkarım. Buradaki eğitimden kastım; tarz, tavır, duygu ve düşünce, ruhsal olgunluk. Kişi, kendini bu açılardan eğitmelidir. Aksi takdirde yaşam, onunla aynı ekosistemi paylaşanlar için çekilmez olur.
Özür dilemeyi bilmeyen, hata yapınca zeytinyağı misali üste çıkmaya çalışan, bunu yaparken de karşı tarafa acımayan ve onda travma oluşturmaktan çekinmeyen insandan korkarım. Çünkü bu tarz insanların ar damarları gerçekten çatlamış oluyor.
Utanma duygusu olmayandan da korkarım mesela. Ne zaman ne yapacakları belli olmuyor. Çünkü ne yaparlarsa yapsınlar yüzleri kızarmıyor. Evrensel ahlak kurallarına zıt davranışlarda bulunsalar bile bunu normalleştiriyorlar.
Kişisel sınırlarına saygısı olmayan insanlardan da korkarım. Hayatımla ilgili kararları alırken sana mı danışacağım be kardeşim? Dememek için kendimi zor tutarım. “Ben senin yerinde olsaydım, bunu asla böyle yapmazdım!” diye başlayan cümleler duyduğum zaman arkama bakmadan koşar adımlarla oradan uzaklaşırım. O zaman benim yerimde olsaydın da yapmasaydın. Hatta becerebiliyorsan benim yerime geç ve zamanı geriye sar. O yollardan sen de o zamanki psikolojiyle geç ve o eleştirdiğin davranışı yapma. Ben de sana o seçimleri yapmadığın için madalya takacağım o zaman. Söz.
En çok da kişisel çıkarları için yalan söylemekten çekinmeyen insandan korkarım. Çünkü söyledikleri yalanın varacağı noktayı tahmin bile edemezler. Öyle bir kapasiteleri olsa zaten başkalarının mutsuz olacağını ve zarara uğrayacağını bildikleri halde sırf kendileri “kısa vadede” mutlu olacak diye o yalanları söylemezler. Kısa vadede dedim, çünkü her yalan bir gün mutlaka kendini belli eder ve adeta ben buradayım diye bağırır. O vakit onların da itibarı zedelenmiş olur, bunu fark dahi edemezler.
Arkadan konuşan insanlardan da korkarım. Bu tarz insanlar bugün benim yanımda seni bana çekiştirir, yarın da senin yanında beni sana çekiştirir. O yüzden onlara pek itibar etmem. Hani bir zamanlar iyiydik? Ne oldu? Yoksa kişisel menfaatlerin mi bitti? Yani “öküz öldü, ortaklık bozuldu mu?” der, güler, geçerim. Her insan yaptığı davranışlarda kendi kişiliğin kalitesini ve rengini ortaya koyar çünkü. Senin rengin siyahsa mesela, ben ne yaparsam yapayım onu beyaz hale getiremem. Herkes neyse odur. Ben bunu ilk etapta göremeyebilirim. Çünkü bazı renkler, boya akınca belli olur.
Vicdanı olmayan, haksızlığa müdahale etmeyen, “her koyun kendi bacağından asılır,” “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenden de korkarım. Çünkü bacağından asılacak tüm koyunlar bittiğinde o yılan gelip onu da sokacak bunun bilincinde değildir. Bunu düşünebilecek kapasiteye sahip olmak önemlidir. Aman deyim…
Kısacası, ben kendini eğitmeyen insandan korkarım! Çünkü o insanlar bir gün gelip benim mutlu dünyama da zarar verecek, huzurumu kaçıracak, neşemi bozacak. Bunun farkındayım.









