Değerli okurlarım, bugün sizlerle son yazımı paylaşıyorum. İçimde hem hüzün hem de sevinç var. Hüzün var çünkü köşe yazarlığını çok benimsemiştim. Sevinç var çünkü her son yeni bir başlangıç demektir. Ben de daha güzel projelerime vakit ayırabilmek ve sizlerle farklı mecralarda buluşmak için evim gibi benimsediğim Can Haber’e artık veda ediyorum.
Her güzel şeyin bir sonu var. Her şeyin de bir vakti, saati var. Büyüklerimiz derler ya “güneş vaktinden önce doğmaz, vaktinden önce batmaz, çiçek vaktinden önce açmaz, vaktinden önce solmaz” diye… O kadar haklılar ki gerçekten…
Biz insanoğlu olarak bazen sabırsız bir doğaya sahibiz. Her şey hemen olsun istiyoruz. Oysaki evrenin kendine has bir saati yani matematiği var. Ve inanın ki her şey zamanında güzel. Herkesin ve her şeyin de kendine özgü bir zamanlaması var. Tıpkı farklı meyve ve sebzelerin mevsimlerinin ve tadının farklı olması gibi... Yaz meyvesi kışın yenmez, yense de size yaz zamanındaki tadı vermez.
“Şartların olgunlaşması” denen kavram işte bu yüzden önemlidir. Birilerinin bir yerlere gelebilmesi için bazı yollardan, eğitimden ve deneyimlerden geçmesi gerekir. Aksi takdirde kimse bulunduğu pozisyonun hakkını veremez.
Tecrübe işte bu yüzden önemlidir. Eğitimde tecrübe, hayatta tecrübe, pozisyonda tecrübe… Sürecin süzgeçten geçirilmesi ve özünün insanlığa faydalı olması için…
Yaşamı tanımayan biri bunu zaman kaybı olarak görür. Oysaki bazı şeylere vakıf olabilmek zaman alır. Ya da alması gerekir. Bilgiye, deneyime ve insan ilişkilerine… Bunların hepsine genel anlamda vakıf olabilmek zaman gerektirir.
“Zaman geçmesi” o kadar da kötü bir şey değildir. Başkalarının “geç kaldın” diye gördüğü şey aslında size olgunluk ve deneyim kazandırır. Kimse sizin geçirdiğiniz evrelerin size neler kazandırdığını bilemez. Tabi ki sizden başka…
Kişi neye geç kalıp neye erken başladığına, neyi zamanında yaptığına ancak kendi şahsi tecrübesine göre karar verir.
Bazı şeylerin peşinde çok koşarız. Kendimizi o yolda harcar, yıpratırız. Fakat yine de olmaz. Oysaki olmadığı olmayacağı anlamına gelmez. Belki de henüz “zamanı” gelmemiştir. Olması için gerekli şartlar oluşmamıştır. Zira olması için elinizden geleni yaptığınız şey neden olmasın ki? Eğer her şey tamamsa, neden olmasın? Belki de zamanı henüz gelmemiş olmasın? Olsa olsa, olmaması için ortadan olan neden budur. Henüz zamanı gelmemiştir.
İşte benim için de durum böyle… Bu yılın sonuna doğru üç tane daha çocuk kitabı çıkarmaya, seneye de bir biyografik roman çıkarmaya hazırlanıyorum. Hali hazırda zaten iki yetişkin romanım da vardı. Artık yazarlıkta ustalaşmaya yavaş yavaş daha hızlı adımlarla ilerlemenin zamanı geldi… Sizlerle daha farklı mecralarda buluşmanın zamanı geldi… Yeni projelere vakit ayırmanın zamanı geldi… Çünkü artık zamanı geldi…









