Balıkları severim. Her ne kadar biz bilmesek de insanlarla ortak özellikleri de vardır. Örneğin balıklar da insanlar gibi omurgalıdır. Fiziksel ve duygusal olarak acı hissedebilirler ve bazıları sürü halinde yaşarlar. Tıpkı insanların toplum halinde yaşadıkları gibi...
Ortak özelliklerimiz olduğu gibi, onlardan öğreneceğimiz çok şey de vardır. Örneğin, çevrelerindeki suyun durumuna uyum sağlarlar ve suyun akışına göre hareket ederler ve empati yetenekleri de vardır. Peki balıklar bunu yapabiliyor ve başarılı olabiliyorken biz insanlar bu tarz konularda ne kadar başarılı olabiliyoruz?
Onların suyun durumuna göre hareket ettikleri gibi, biz hayat şartlarına uyum sağlayabiliyor muyuz? Bu konuda esnek miyiz? Ya da kendimizi ne kadar esnetebiliyoruz? Ya da karşımızdakiyle ne kadar empati kurabiliyor ve onu ne kadar anlayabiliyoruz? Karşımızdakinin derdini kendi derdimiz gibi benimseyip içselleştirebiliyor muyuz?
Hayat sistematik bir düzen içinde yürüyüp gitmez. Her şey bizim planladığımız gibi olmayabilir. Bizim açımızdan bazı durumlar yolunda gitmeyebilir. Bizim zaman kavramımızla, hayatın zaman kavramı ve planı farklı olabilir. Bu tarz durumlarda planlarımızı esnetmemiz ve tıpkı balıklar gibi “suyun durumuna” göre hareket etmemiz gerekir. Önemli olan bir şeyleri erken elde etmek değil, amaca ulaşmak ve sonuca erdirmek yani hayatta seni mutlu edecek konuma gelmektir. Bu bazen bir yıl sonra olur, bazen beş yıl sonra bazen de yıllar sonra... Biz, sınırlı zihnimizle bazı gerçekleri göz ardı edebiliriz. İnsanız biz... sinekler gibi birden fazla gözümüz yok. Ardımızda ya da yanımızda ne olup bittiğini göremeyiz. Sadece önümüzü görebiliriz. O yüzden, sadece gördüğümüz noktaya, yani önümüze bakmamız gerekir. Çünkü göremediğimiz noktalar bize karanlıktır... İsteklerimiz o an için olmuyormuş gibi görünebilir. Fakat biz ilerleyen zamanlarda olup olmayacağını bilemeyiz. Bu sebepten ötürü çabalamaya devam etmeliyiz ve planlarımızı esnekleştirmeliyiz. Çünkü olmadığı olmayacağı anlamına gelmez. Alternatifler üreterek varacağımız noktaya dair farklı güzergahlar belirlemek bir yandan zihnimizi geliştirirken bir yandan da kaslarımızı güçlendirebilir.
Hayat bu, hayalleri zorlamakta çoğu zaman fayda vardır. Olmayacakmış görünen ve önümüze yem olarak atılan şeyler için de balıklar gibi oltaya gelmemekte de fayda vardır. Yoksa ağa takılan balıklar gibi başkalarına yem de olabiliriz. Balıkların tabi ki bu özelliklerini örnek almamalı, suyun içinde kıvrak olan ve yan yollara kayan atik hallerini örnek alıp adaptasyon yeteneklerini benimsemeliyiz.
Kısacası insanoğlu olarak balıklarla çok fazla ortak özelliklerimiz olduğu gibi, balıklardan ders alacağımız, öğreneceğimiz ve örnek alacağımız pek çok nokta da bulunmaktadır. O yüzden bazen insanın kendini balık gibi hayal edip bazı durumlardan suda yüzen balıklar gibi sıyrılması için taktik geliştirmesi de gerekir.
Balık deyip geçmeyin; ders almadığınız her olay, olgu ve durum, hayatın avcunuzun içindeki balık gibi elinizden kaymasına da sebep olabilir. Benden söylemesi...









