Uzun zamandır saçma sapan konulara enerjimi harcadığımı fark ettim. Odağım o kadar dağılmış ki, kendimden şaşmış. Kendim dışında her şeyi düşünür, üzülür olmuşum. Kafayı yormadığım, uyumadan önce takılıp kalmadığım neredeyse hiçbir şey kalmamış. Hâl böyle olunca üzerimde bir yorgunluk, bir kırgınlık… Hem de sadece fiziksel yorgunluk değil, gönül kırgınlığı da oluşmuş.
Hayatım boyunca ara ara oturur, hayatımın gidişatını sorgularım. Neleri mercek altına alıp neleri halının altına süpürdüğümü gözden geçiririm. Üzücü ama bazen halının altına süpürdüklerim mercek altına alınması gereken, mercek altına aldıklarım da halının altına süpürdüklerim olabiliyor. Bu şekilde olunca da tren rayından çıkıyor, rota şaşıyor. Ve ben rüzgârda savrulan yaprak misali havada süzüle süzüle yönümü bulmaya çalışırken buluyorum kendimi.
Çok yönlü olmak harika bir şey. Fakat bir o kadar da dezavantajı var. Örneğin, odak dağılıyor, tek bir alanda olgunlaşıp uzmanlaşmak denilen olgu tarihe karışıyor ve pek çok alanda bilgi sahibi olup eyleme geçemeyebiliyorsunuz. Şöyle düşünün; önünüzde tek bir patika yol olsa mı zihnen daha rahat olursunuz yoksa çift yön olursa mı? Çift yön olursa muhtemelen bir süre ışık görmüş tavşan gibi donup kalır, öylece durursunuz. Çünkü nereye gideceğini düşünmeniz gerekebilir. Hangi yoldan gideceğinize neye göre karar verirsiniz? Ya seçmediğiniz diğer yol içinden gül kokuları gelen, renk renk çiçeklerin açtığı botanik bahçesiyse? Vazgeçtiğiniz olasılığı hem gözünüzde hem de zihninizde büyütmez misiniz?
Meseleyi yine kişisel hayatımıza getirecek olursak, odağımızın kaybolmasını istemiyorsak şayet, odağımız daima kendimiz olmalı. Başkalarının dedikodusu, başarıları ya da seçimleri değil. Biri size manevi zarar mı verdi? Hakkınızı arayın ama intikam arayışına girmeyin. Biri size tavsiyede mi bulundu? Onu dinleyin ama kendi yolunuzu kendiniz belirleyin. Herkes matematik soruları çözerken siz müzikle uğraşabilirsiniz. Sizin yolunuz, yeteneğiniz bu yönde olabilir. Sürüden ayrılanı her zaman kurt kapmaz, sürüden ayrılan sadece kendi kişisel yolunu belirlemiş ve ona doğru yürüyordur. Ya da sürü yanlış yere gidiyordur, sürüden ayrılan koyun, yolunu değiştirerek kendini koruyordur.
Hayat, kişiseldir. Hayatla ilgili alınan kararlar özeldir. Herkesin yeteneği, yaşam tarzı kendine özgüdür. Odağınız daima kendinizde olsun. Başkaları bir denizin dalgaları misali bazen kıyıya vurup bazen kendini geriye doğru çekerken siz kumsal misali kendi hayatınızda sabitsiniz. Çünkü herkes kendi yolunun yolcusu. Dalgalar da öyle… Onlar size kendi güzergahları dahilinde eşlik edip kıyınıza vuruyor olabilir. Fakat günün sonunda kendi yollarını bulmak için okyanusa geri dönüp başka sulara karışırlar. Kumsalda kendini kimlerin ya da neyin beklediğini umursamazlar. O yüzden siz dalgalara değil, kıyıda sizi bekleyen güzelliklere odaklanın, yolunuza, kendinize…









