İnsan insanı tanısın istiyorum. İnsan, insanın nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacağını bilsin. O yüzden her soru insana sorulmasın istiyorum. Kaçıncı evliliğini yaptığından, neden evlenmediğinden, çocuğu olup olmadığından sana ne mesela? Sana faydası olmayan bir bilgiyi neden öğrenip zihninde bulundurmak istiyorsun?
İş hayatına kaç yaşına atıldığından, ikinci çocuğu düşünüp düşünmediğinden, bankadaki parasından sana ne kardeşim? Öyle değil mi? Özel hayat, iç hukukla bile koruma altına alınmışken sen ne karışıyorsun?
İnsan insanı sevsin istiyorum. O yüzden tartışma esnasında bile seviyeli olsun istiyorum. İlerde barışırlarsa çünkü, birbirlerinin yüzüne bakamayacakları, yüreklerini yaralamayacakları, birbirilerinden aklından çıkmayacak sözleri sarf etmesinler istiyorum. Meseleyi barışçıl yollarla halletmek varken birbirlerine çamur atmasınlar, insani özelliklerini bir kenara bırakmasınlar istiyorum.
İnsan insana karşı hoşgörülü olsun istiyorum. En azından beş- on dakikalık gecikmelerde beklemeyi bilsin, anlatmak istemediği bir konu olursa onunla ilgili üzerine gidip insan bunaltılmasın istiyorum. Hata yapıldığında hata yapan taraf üste çıkmak yerine özür dilesin, kalp kırılmadan gönül alınsın ve hata yapan taraf, özür dilemeyi bildiği için affedilsin istiyorum.
İnsan insana baksın istiyorum. Birbirlerine bakınca birbirindeki güzellikleri fark etsin, karşı tarafta olan ama kendisinde olmayan özellikleri fark edince onu kıskanıp aşağı çekmek yerine onu yüceltsin ve ondan yeri gelince destek istesin istiyorum.
İnsan insanı sadece insan olduğu için benimsesin istiyorum. “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” diyen Yunus Emre gibi, “Ne olursan, kim olursan ol gel” diyen Mevlana gibi benimsesin istiyorum. Bizim kültürümüzde bu var çünkü, bunları hatırlasın istiyorum. Farklılıklara saygı duysun, onlarla bir arada sevgi dolu bir anlayışla yaşasın istiyorum.
İnsan insanı kınamasın istiyorum. Hayat yolculuğunda her şey insanın başına gelebilir, kimin hangi kararı hangi şartlar altında aldığını bilemeyiz. Bu cümle bir yere not edilsin istiyorum. “Ben insanım ve insana dair hiçbir şey bana yabancı olamaz” demiş Romalı genç dramatürog Publius Terentius. Haklı değil mi sizce? Yani bir insan için geçerli olan her şey diğer insanlar için de geçerli değil mi? Kimin başına ne geleceğini, şartların insanları hangi kararları almaya iteceğini, kimin ne yaşayacağını bilebilir miyiz gerçekten? Tabi ki bilemeyiz. O zaman birbirimizi yıpratacak kadar eleştirmek neden?
İşte o zaman, yani bütün bunlar olduğu zaman, “nerede o eski bayramlar?” demeyeceğiz. Birbirimizi sevecek, sayacak, değer verecek, kalp kırmayacak, insan ilişkilerimizi sağlam tutup tanıştığımız her insanla insanlık zincirine yeni bir halka ekleyeceğiz. Birbirimizi arayıp soracak, ziyaret edecek, merak edeceğiz. Bu merak özel hayatı ya da mahrem alanını ihlal şeklinde olmayacak elbette. Sadece insan olduğumuz için insani olarak, sevgi, saygı, merhamet çerçevesinde merak edeceğiz. Hatalarımızla, günahlarımızla birbirimizi hoş görecek, ayıplamayacak, kınamayacağız.
Realist dünyada böyle şeyler olmaz dediğinizi duyar gibiyim… Belki olur olmaz… Fakat denemeye değmez mi sizce? Ben, olmasını gerçekten yürekten istiyorum.









