İnsanın en zayıf noktası özelidir, sırlarıdır. Eğer gözler önünde yaptığınız bir mesleğiniz yoksa, her şeyi göz önünde yaşamamanızı tavsiye ederim. Gözler önünde yaptığınız mesleğiniz olsa bile özeliniz sizde kalsın. Siz sadece mesleğinizi yapın. Bu, toplumda saygınlığınızı artırır. İnsanlar sizin hakkınızda ne kadar az şey bilirse o kadar gizemli durur, saygınlık kazanırsınız. Çünkü sizi eleştirecek bir şey bulamazlar.
Bazı insanlar tanıyorum. Hayatlarında olanı biteni onlara en uzak olan insan bile biliyor, haberdar oluyor. Bunu gerçekten doğru bulmuyorum. Bırakın eşinizle ya da sevgilinizle aranızda geçen muhabbetler sizde kalsın. Bırakın ailevi sırlarınızı kimse duymasın. Neden mi? Çünkü “dağ dağa kavuşmaz ama insan insana kavuşur.” Çünkü kiminle nerede karşılaşacağın ve özelinin sana karşı ne amaçla kullanılacağı belli olmaz. Çünkü “dünya küçük.”
İnsanlar yirmili yaşlarında karşılaştıkları insanlarla kırklı yaşlarında da genelde karşılaşırlar. Cenap Şahabettin boşuna dememiş değil mi? “Hayat merdivenlerini çıkarken insanlara iyi davranın. Çünkü inerken yine aynı insanlara rastlayacaksınız” diye. O yüzden, inerken kimseye rezil olmamak adına çıkarken kime ne söylediğimize ve attığımız adımlara dikkat etmemiz gerekir.
Ele açık verilmez! Herkese her şey söylenmez. Eğer söylerseniz insanlar sizi en zayıf noktanızdan, yani özelinizden vurur. Dosta, düşmana fırsat vermemek gerekir. Zira bugün dostum dediğin kişi yarın düşmanın da olabilir. İnsanlar değişir, değişkendir. “İnsan beşerdir, şaşar.”
Benden size dost tavsiyesi, güveneceğiniz insanı iyi seçin. Dostluğunuz zamana kök salmış olsun. Karşınızdaki insan kendinizce testlerden geçirin, öyle arkadaşlık edin. Hatta bütün bunları yapsanız bile yine de yüzde yüz güvenmeyin. Kendimize bile yüzde yüz güvenmememiz gerekir. Asla yapmam dediği şeyleri yapan o kadar çok insan tanıyorum ki…
Çevrenize baktığınız zaman, yukarıda sizinle paylaştıklarımın etkisini siz de görebilirsiniz. Otuz senelik eşine çok güvenip de ihanete uğrayanlar, çocuğuna çok güvenip de hayal kırıklığı yaşayanlar, dostuna güvenip yarı yolda kalanlar… Evet bunların hepsi ama hepsi hayatın içine dahil. Fakat sonradan “güvendiğimiz dağlara kar yağmaması” açısından, önceden tedbirli olmakta fayda var. “Eşeğini sağlam kazığa bağlamak” sonradan dövünmekten çok daha iyidir, faydalıdır.
Elbette ki insanlara karşı her zaman tedirgin bir şekilde yaklaşamayız, elbette ki bazen insan bir şeyleri içinde tutamıyor ve paylaşma ihtiyacı hissediyor, elbette ki biz de insanız ve bütün yüklerin altından tek başımıza kalkamayız. Bunların hepsini ben de biliyorum çünkü ben de insanım ve bu hayatta var olmaya çalışıyorum. Benim burada anlatmak istediğim nokta, herkese güvenmeyin, herkese her şey anlatmayın ve herkes her şeyinizi bilmesin. Sonrasında üzülen, yorulan, insanlara bir şeyleri açıklamaya çalışıp da zor durumda bırakılan siz olursunuz. Benden söylemesi…









