Bundan tam on yedi sene önce… o zamanlar üniversiteye ilk giriş yaptığım yıldayım. İçimde biraz heyecan, biraz geleceğimi nasıl şekillendireceğimin verdiği belirsizlik biraz da nelerle karşılaşacağımın hayalini kuran tatlı bir telaş var. Bütün bu olumlu etkilerin yanında boğuştuğum bazı sorunlar, yeni yaşantıya adaptasyon sürecinin beraberinde getirdiği zorluklar, çevremde bana çekememezlik yapan insanların yaptığı manipülasyonlar ve yaş itibariyle bazı durumlarla başa çıkmaya çalışırken sergilediğim acemice tavırlar ve bunların verdiği üzüntüler de var. Günlerden cumartesi… annemle bir aile dostumuzu ziyaretteyiz…
Günlerden cumartesi detayını neden ekledim biliyor musunuz? Çünkü bazı günler öyle özel, öyle önemli oluyor ki, o gün yaşanan olaylar insanın zihnine mıh gibi çakılıyor ve tüm hayatını şekillendirmesine yardımcı oluyor.
Baş etmeye çalıştığım bazı olaylar hakkında aile dostumuz Ali Amca’ya bilgi verdim ve eşinin bana ikram ettiği pastadan bir ısırık aldım. Kafam dalgın, gözlerim düşünceliydi. Ali Amca bana bakınca gülümsedi ve “kızım” dedi. “Ben seni bizim köyde kışlık hazırlık yapılırken hazırlanan çuvaldaki çamaşırlara çok benzetiyorum.” O an ne demek istediğini anlamamıştım ve şaşıp kaldım. Çok nadir ağzı açık kalan bir insanımdır fakat bu cümleyi zihnimde o kadar anlamlandıramamıştım ki ağzımın açıklığına engel olamıyordum. Bu cümleyi açması için “nasıl yani?” diyebildim. Anlamadığımı fark etti ve tekrar gülümsedi. Ardından şu şekilde devam etti. “Bizim çocukluğumuz köyde geçti. Öyle şimdiki çocuklar gibi ayrı odamız falan da yoktu. Kışa girerken bir çuval çıkarılır ve yazlık kıyafetler onun içine doldurulurdu. Çuval daha fazla çamaşır alsın diye her seferinde o çamaşırların üzerine bastırarak yenilerini onların üzerine ilave ederdik. Fakat o çamaşırlar elimizi üzerine koyup her bastırdığımızda aşağı iner gibi olur, elimizi geri çekince yukarı geri çıkıp eski haline geri dönerdi. İşte sen de böylesin. Azimlisin, çalışkansın ve başarılısın o yüzden insanlar senin ayağını her kaydırmaya çalıştığında düşer gibi oluyorsun fakat düşmüyorsun. Biraz sendeleyip geri yerine geliyorsun. Seni kimse yıldıramıyor ve yolundan edemiyor. Aferin kızım. Hep böyle ol. Hep o çuvaldaki çamaşırlar gibi yukarı çıkıp eski haline dönmeyi bil.”
Anadolu insanının bilgeliğine hep hayran kalmışımdır. Ali Amca’nın kurduğu cümleler öyle güzel, öyle derindi ki içimden bu güzel sözlerin karşısında saygıyla eğilmek gelmişti. O günü hiç unutmadım ve kim bana ne şekilde manipülasyon yapıp başarımı engellemeye çalışırsa çalışsın tıpkı o çuvaldaki çamaşırlar gibi yukarı çıkmak için kendime söz verdim. Bu benzetmeyi benimsemiştim. Bilimsel bir veri değildi, belki de bu cümleyi akademik bir çerçeveye sığdıracak olsak, psikolojideki rezilyans kavramına denk gelebilirdi. Fakat bu çerçevede örneklendirilse bu kadar aklımda kalır mıydı, bilemiyorum. Ali Amca bunu bana o kadar güzel açıklamıştı ki, o gün zihnimde bir çivinin duvarda bıraktığı iz misali iz bırakmıştı…










Konu çok güzel...Her zaman basarı kıskanılır...kıskanıldıkca daha yukarı çıkılmalı ve bu ve bunun gibi olaylar eylemler hep olacak, sendelesende hep ivme kazanmalı...kaleminize saglık.
Kaleminize sağlık ????