Bir belediyenin asli görevi nedir? Yol yapmak, çöp toplamak, park düzenlemek, vatandaşa dokunmak… Kısacası, halkın vergisiyle halka hizmet etmek. Ama gelin görün ki bugün Gaziemir’de konuşulan tek şey hizmet değil; eksiklik, gecikme ve bitmek bilmeyen mazeretler.
Gaziemir Belediyesi sanki hizmet üretmek yerine sorun üretme konusunda uzmanlaşmış gibi. İlçede yaşayan vatandaşın en basit talepleri bile ya görmezden geliniyor ya da “çalışıyoruz” denilerek zamana bırakılıyor. Oysa vatandaş artık laf değil, sonuç görmek istiyor.
Sokaklar bakımsız, altyapı sorunları kronik hale gelmiş, trafik düzensizliği her geçen gün artıyor. Peki çözüm nerede? Belediyenin önceliği gerçekten halk mı, yoksa günü kurtarmak mı? Çünkü ortada planlı bir yönetim anlayışından çok, savrulan bir idare görüntüsü var.
Daha da düşündürücü olan şu: Her eleştiriye karşı refleks olarak “engelleniyoruz” söylemi öne sürülüyor. İyi de, yıllardır aynı yönetim anlayışı devam ederken hâlâ kim, neyi engelliyor? Yönetmek sorumluluk almaktır; bahane üretmek değil.
Gaziemir halkı artık şunu sorguluyor: Bu ilçe neden gelişemiyor? Neden çevre ilçeler yatırım alırken Gaziemir yerinde sayıyor? Neden gençler için sosyal alanlar yetersiz, neden esnaf desteklenmiyor, neden şehir estetiği bu kadar geri planda?
Bir belediye, halkın güvenini kaybettiği an en büyük krizi yaşar. Ve bugün Gaziemir’de hissedilen tam da bu: Güven erozyonu.
Bu yazı bir “karalama” değil, bir uyarıdır. Çünkü eleştiri olmazsa gelişim olmaz. Ama görünen o ki, eleştiriden ders çıkarmak yerine eleştiriyi bastırmayı tercih eden bir anlayış hâkim.
Artık gerçeklerle yüzleşme zamanı: Gaziemir halkı hizmet istiyor. Gaziemir halkı çözüm istiyor. Gaziemir halkı, yönetildiğini hissetmek istiyor.
Ve en önemlisi… Gaziemir halkı, kendisini duyan bir belediye istiyor.









