Her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü, Babalar Günü'nü kutlarız. Ama birçoğumuz bu günü anneler günü kadar büyük bir coşkuyla kutlamayız belki de. Oysa babalar, çoğu zaman sessizce var olan, omuzlarında hayatın yükünü taşıyan, sevgisini kelimelerle değil davranışlarıyla gösteren gizli kahramanlardır.
Bir baba, sabahın erken saatinde uyanıp işe giderken çocuklarının uykulu yüzlerine bir öpücük kondurur. Dönüşte ise yorgun bedenine rağmen “Hadi biraz oynayalım” diyen küçük bir sesin peşinden koşturur. Gücünü saklamaz ama duygularını saklar çoğu zaman. Belki "Seni seviyorum" demeyi beceremez ama gece açık kalan pencereyi kapatarak, yorganı üzerimize çekerek gösterir sevgisini.
Babalar, hayat yolculuğumuzda gölge gibi bizimle yürür. Fark etmeyiz çoğu zaman orada olduklarını, ama bir gün tökezlediğimizde o sağlam elin bizi tuttuğunu hissederiz. Onlar, düştüğümüzde kaldıran değil; düşmeden önce düşebileceğimizi söyleyen, yolumuzu aydınlatan birer fenerdir.
Bu Babalar Günü’nde, sadece bir hediye vermekle yetinmeyelim. Belki yıllardır içimizde tuttuğumuz bir teşekkür, bir sarılma, ya da sadece “İyi ki varsın” demek bile o yorgun yüreği ısıtmaya yeter.
Aramızda olmayan babalarımızı da unutmayalım. Onlar artık yanımızda olmasalar da öğrettikleriyle, bıraktıkları izlerle yaşamaya devam ediyorlar. Bir fotoğraf, bir anı, bir dua… Belki de en güzel hediye onlara içten gelen bir hatırlama.
Bu yıl Babalar Günü, sadece bir gün değil; tüm yıl sürecek bir teşekkürün, bir farkındalığın başlangıcı olsun. Çünkü babalar da en az anneler kadar görülmeyi, sevilmeyi ve hatırlanmayı hak ediyor.
Tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.









