Yolda yürüyorum. Kafamda bin tane düşünce. Sıralı giden bir şey yok. Her şey karman çorman. Alışık olmadığım şeyler. Her düşünce, öncelik olma peşinde.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, biri , "Öyküüü" diye seslendi. Seslenen kişinin kim olduğundan çok eminim. Yine de, " Allahım nooluurr o olmasın" diye dua ediyorum. Çok geçmeden ikinci kez sesleniyor. Ekşiyen yüzümü, bütünüyle ısıtıp, "aaa merhaba" diyorum. Ne şaşırdım ne şaşırdım!. "Vaktin var mı?" diyor.
O, her zaman olduğu gibi, lafı ağzıma tıkıyor . "Ahh nasıl özledim, bak hemen şurada bir kafe var. Gel bir kahve içelim. 40 yıl biliyorsun" diyor. Yok, ben kesin sınanıyorum. Tabi ki yine ağzımı açıp cevap veremiyorum. Kafenin kapısından geçerken, koluma girmiş olduğunu farkediyorum.
Siparişimizi almaya geliyorlar. İki sade kahve diyor. Aklıma 40yıl, içime de bir ateş düşünce, nihayet ağzımı açıp; "ben demli bir çay alsam?" diyorum. O konuşuyor, dur durak yok sürekli anlatıyor. Masada duran, telefonuma, sinirli bir bakış atıyorum. Her zaman durmadan çalan telefonum bile, benim gibi sus pus olmuştu.
Gözlerimin içine bakıp ; "benden çok hoşlanmadığını biliyorum" Anlaşılan,yüzümü bütünüyle, iyi toplayamamışım diye düşünüyorum. Devam ediyor ; "bunun nedeni merak ediyorum. Çok ama çok soğuk biri olmana rağmen, ben seni sevmeye çalışıyorum"
Herkes birbirini sevmek zorunda değildi. Kaldı ki nefret ettiğim biri de değildi.Sadece, tanıdığımız insanların bizde yerleri farklıydı. Ortak paylaşımlarımız, hislerimiz...
Bir de enerji meselesi vardı. Onu, iyi bir şey yaşadığında mutlu olacak, kötü bir şey yaşarsa, elimden geleni yapacak kadar seviyordum. Herkese duyduğum gibi ona da saygı duyuyordum. Bazı insanlar, kalbinizin kenarlarında gezinir, yer bulamaz. Bazılarının, yeri ilk gördüğünüz anda hazırdır. Bazıları ile, denizle martı, gece ile yıldız gibisinizdir. Bazıları karda açan çiçek, bazıları suda nilüfer. Bazıları ile ne yapsanız olmaz. Saygı duymak, kırmamak gerekir.
Biraz konuştuk, yüzümün bütünü, gülümsemelerime, ayak uydurmaya çalışıyordu.
"Sana, soğuksun dedim diye kızmadın dimi?" dedi.Kızmadım dedim. Haksızda sayılmazdı. Kafeden, bir daha yolda rastlaşmak üzere ayrıldık. Kafamda bin tane düşünce ve benimle dalga geçer gibi, çalmaya başlayan telefonumla yürüyoruz. Biri seslendi "Öyküüüü!" Şaka olmalı. Bu kez, yüzümün bütününü toplamaya vakit bulamamıştım. Döndüğümde yüz yüze geldik. Kesin sınanıyordum. "Bir fotoğraf çekelim bari, bir daha kimbilir ne zaman rastlaşırız"dedi. O da, aslında benden çok hoşlanmıyordu. Sadece o, yüzünün bütününü daha iyi toplayabiliyordu. Onunla, artık bir fotoğrafımız var. Zordan gülümsediğimiz, yine de zor zamanlarda birbirimizin yanında olacağımızı bildiğimiz...
Ö.Öykü Orakcı









