Tecrübe dediğimiz şey, insanın yaşıyla sınırlı değildir; aksine, her gün yeniden kazanılır. Hayat, her an yeni bir ders verir. Ancak etrafıma baktığımda gördüklerim, bu derslerin ne kadar yanlış öğrenildiğini düşündürüyor.
İnsanların yaptıklarını gördükçe, insan olmaktan utanır hale geliyorum. Yalan, artık sıradan bir davranış olmuş. Öyle ki, insanlar yalnızca yalan söylemekle kalmıyor; bunu ustalıkla, profesyonelce yapıyor. Minareyi çalıp kılıfını hazırlıyorlar. Fakat unuttukları bir şey var: Artık kimse bu kılıflara inanmıyor.
Eskisi gibi değil. Toplum da, birey de uyanmış durumda. Kimse gözünün içine baka baka söylenen yalanları sorgusuz kabul etmiyor. Buna rağmen hâlâ aynı rahatlıkla, aynı pervasızlıkla yalan söyleyebiliyorlar. İnsanın aklına şu soru geliyor: Karşınızdakini gerçekten aptal mı sanıyorsunuz?
Dilinizden “kul hakkı” düşmüyor ama yaptıklarınıza bakınca bunun sadece bir sözden ibaret olduğu açıkça görülüyor. Göz göre göre haksızlık yapılıyor, emekler çalınıyor. Üstelik bunu saklama gereği bile duyulmuyor.
İşinize geldiğinde çalışıyor, sorumluluk alıyorsunuz. Ama işinize gelmediğinde, bir anda her şey değişiyor; gerçeğin yerini uydurma bahaneler, ayaküstü söylenen yalanlar alıyor.
Tecrübe dediğimiz şey, sadece yaş almakla değil; doğruyu yanlıştan ayırabilmekle anlam kazanır. Ve görünen o ki, bazıları yıllar geçse de bu en temel dersi hâlâ öğrenememiş.









