Bir süredir dikkatimi çeken bir şey var: Parayı küçümsemeyi alışkanlık haline getirdik.
"1000 lira mı, ne ki?""2000 lira zaten çerez parası.""100 bin lira bugün para mı?"
Bu cümleleri o kadar sık duyuyoruz ki artık normal gelmeye başladı. Oysa normal değil. Çünkü farkında olmadan paranın değil, emeğin değerini düşürüyoruz.
Evet, enflasyon var. Evet, hayat pahalı. Bunu hepimiz biliyoruz ve her gün yaşıyoruz. Ancak son yıllarda pahalılığı konuşurken başka bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Sanki her şeyin pahalı olmasının tek nedeni ekonomik şartlarmış gibi davranıyoruz. Oysa bazı konularda bu tabloyu biz de büyütüyoruz.
Bir usta çağırıyorsunuz. Daha kapıdan girerken yüksek bir fiyat söylüyor. Sebebini sorduğunuzda mazottan, malzemeden, giderlerden bahsediyor. Haklı olduğu noktalar elbette var. Ama insanın aklına şu soru geliyor: Bu ülkede mazotu sadece ustalar mı alıyor? Markete sadece esnaflar mı gidiyor? Elektrik, kira, ulaşım sadece onları mı etkiliyor?
Hepimiz aynı ülkede, aynı ekonomik şartlar içinde yaşamaya çalışıyoruz. Buna rağmen herkes yalnızca kendi yükünü görüyor, karşısındakinin yükünü görmezden geliyor.
İşin en üzücü tarafı ise insanların artık en basit ihtiyaçlarını bile düşünerek karşılamak zorunda kalması. Bir aile dışarıda yemek yemeden önce iki kez hesap yapıyor. İnsanlar bir kafede oturup çay içmeye çekiniyor. Çünkü fiyatlar yükseldikçe yükseliyor ve bunun sonu gelmiyor.
Üstelik sadece fiyatlar değil, bazı insanların üslupları da değişti. Müşteri soru sorduğunda rahatsız olan, yaptığı işi bulunmaz nimet gibi gören anlayış giderek yaygınlaşıyor. Oysa ticaretin temelinde güven vardır. Bir insanı bir kez kandırabilirsiniz, ama ikinci kez aynı hatayı yapmaz. Güven kaybedildiğinde müşteri de kaybedilir.
Bugün yaşadığımız sıkıntıların tamamının sorumlusu halk değildir. Ancak kabul etmek gerekir ki sürekli "Bu para ne ki?" diyerek, her rakamı küçümseyerek, her fiyat artışını normalleştirerek biz de bu anlayışın yayılmasına katkı sağlıyoruz.
Belki artık biraz durup düşünmenin zamanı gelmiştir. Birbirimizi anlamaya, fırsatçılık yerine vicdanı öne çıkarmaya ihtiyacımız var. Çünkü hepimiz aynı hayat mücadelesinin içindeyiz.
Parayı küçümsemeyelim.
Çünkü küçümsediğimiz şey sadece para değil; insanların emeği, alın teri ve geçim mücadelesidir.









