“Çoğumuzun çalışarak başkalarına servet kazandırdığımız bir dünyada birazcık yabancılaşmış olmaktan daha fazlasını da hissetmiyor muyuz? Karl Marks”
Evet sorular sorular bitmiyor. Bir hekim olarak bizlere bile ekonomi soruları devamlı sorulmakta. Son günlerde en çok sorular seçimden sonra ekonomi düzelecek mi? Bu sorunun yanıtı, seçimi hangi adayın kazanacağına ve uygulayacakları politikalara bağlı değil mi?
Cumhurbaşkanıın 2018’de seçildiği günden bugüne geçen yaklaşık 5 yılda belirtilen resmî rakamlara göre ki; bunu bence 3 ile çarpın derim. Durumun çok berbat olduğu görülmekte.
Dolar 4,59 TL’den 19,32 TL’ye,
Resmi enflasyon yüzde 15’ten yüzde 50’ye,
Gıda fiyat endeksi 413’ten 1848’e yükseldi.
Erdoğan’ın bu döneminde ekonomi yönetimi çalkantılı bir seyir izledi. Hazine ve Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları daha önce görülmemiş bir sıklıkta değişti. AKP iktidarındaki ilk 15 yılda Maliye Bakanlığı’nda yalnızca üç isim bulunurken, 2018’deki seçimin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak değiştirilen bu kurumun başında beş yılda üç farklı kişi yer aldı.
Göreve getirilen sayın cumhubaşkanının damadı Kasım 2020’de, yerine getirilen Lütfi Elvan ise Kasım 2020’de istifa etti. Şu anda bu koltukta Hazine ve Maliye Bakanı olarak Nureddin Nebati oturmaktadır.
Benzer bir şekilde 2002-2018 arasında yalnızca dört başkanın görev yaptığı Merkez Bankası’nın yönetiminde de 2018’den bu yana dört farklı isim yer aldı. Cumhurbaşkanı 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Merkez Bankası başkanlarını görevden almıştır. Bunu unutmamak gerekir.
Daha ortodoks ekonomi politikalarıyla (faizlerin enflasyonu dizginlemek için yükseltildiği, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarına öncelik verdiği politikalar) başlayan dönem, Türk lirasının hızlı değer kaybı sonrasında “Yeni Ekonomi Modeli” adı verilen, işgücünün ucuzlatılması sayesinde dış ticaret açığının azalmasını bekleyen bir ekonomi modeli gündeme girmişti.
Fakat bu modele geçildikten sonra geçim sıkıntısı arttığı gibi, dış ticaret açığı da rekor kırdığını gördük. Giderek açık artmakta.
Seçim öncesinde ekonomik sorunların artmasının ardından, seçimin kazanılması durumunda Erdoğan’ın ekonomi yönetimini eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bırakacağı iddia edildi.
Fakat son beş yılda yaşananlar nedeniyle Mehmet Şimşek’in ismi de piyaslara yeterli güven vermedi. Erdoğan ve AKP’nin seçimi kazanması durumunda ekonominin izleyeceği seyri tahmin etmek veya ekonomik vaatlerini bu sefer gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini kestirmek kolay değil.
Millet İttifakı ise seçimi kazanırsa ekonomide ortodoks politikalara dönüleceğini belirtiliyor.
Bu ittifakın seçimden zaferle çıkması durumunda faizlerin artırılması ve enflasyonu düşürmeye öncelik verilmesi daha yüksek olasılık.
Bazı yabancı bankalar seçimi kim kazanırsa kazansın TL’nin değer kaybedeceğini öngörürken, bazıları da Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda TL’nin değer kazanacağını düşünüyor.
Kılıçdaroğlu, seçimi kazanması durumunda yurt dışından büyük miktarda doğrudan yatırım getirme vaadinde bulunuyor.
Türkiye’ye AKP iktidarının ilk yıllarında yüz milyarlarca dolarlık yabancı yatırım yapılsa da 2015’ten sonra yatırımların azaldığını görmemek olanaksız.
Son söz olarak şunu belirtmekte yarar var. İktidar Millet İttifakına geçip, KK Cumhurbaşkanı olursa tıbbi deyimle; ülkemizin Yoğun Bakımdan Çıkarılarak Normal Hasta Servisine Yatırılacağını söyleyebiliriz. Seçimden sonra doğrudan yatırımların artması da ekonominin toparlanmasına yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Dura dura toplum olarak bir sel olduk. değil mi dostlarım.
Sözlerimi Ustamız Aşık Mahzuni Şerif ile bitirelim. Ağlasam mı Ağlamasam mı?
Mevlam Gül Diyerek İki Göz Vermiş
Bilmem Ağlasam Mı Ağlamasam Mı
Dura Dura Bir Sel Oldum Erenler
Bilmem Çağlasam Mı Çağlamasam Mı
Sevgilerimle
Dr. Mustafa Torun








