Halkın Sesi Can Radyo ve Can TV Ortak Canlı Yayınında, Erdem Uygur ile Bir Diyeceğim Var Programının Konuğu Önceki Dönem CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel oldu. Halk Konut Projesi’nden 6’lı Masa iktidarındaki hedeflere kadar pek çok konunun konuşulduğu programda Önceki Dönem CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel önemli açıklamalarda bulundu. 6’lı Masayı değerlendiren Yücel,” 6’lı Masa’nın Dağılması Söz Konusu Değil.” ifadelerini kullandı.
Önceki Dönem CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel’in açıklamalarından satır başları şöyle...
Pandemi, hem Türkiye’de hem dünyada pek çok alışkanlığımızı değiştirmemize neden oldu. Birçok vatandaşımız hayatını kaybetti. Zor bir süreçti. Birtakım değişikliklerde hala devam ediyor. O dönemde özellikle kısıtlamalardan dolayı insanların ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında iktidar bir maske dağıtmayı bile başaramadı. Bu konuda belediyelerimiz yerel yönetimlerimiz ve örgütümüz üzerimize düşen tüm görevleri yerine getirdi. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın tek tek arayarak ihtiyaçlarının kapılarına kadar ulaştırılması noktasında hem CHP’li belediyeler hem de CHP örgütü tarafından başarılı bir şekilde yerine getirildi. Tunç Soyer’in dayanışmayı örgütleme gibi çok önemli bir özelliği var. Bunu hem depremde yaşadık hem de pandemide... Dayanışmayı örgütleyerek depremin açtığı yaraların sarılması, o travmanın atlatılması noktasında İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülük ve önderlik etti. Biz de İzmir İl Örgütü olarak gereken desteği verdik.
İktidar bir toplu konut projesi açıkladı. Orada uygulanan faiz oranı depremzedelere uygulanan kredinin faiz oranından çok daha düşük. Yani iktidar inşaat sektörünü teşvik ediyor ve bunu şimdi seçim yatırımı olarak gündeme getiriyor. İzmir depreminde 117 vatandaşımız canını yitirdi, insanlar evsiz kaldı. Güvenli konutlar inşa edilerek insanların burada yaşaması gerekiyor ve devletin bunu teşvik etmesi gerekiyor ama depremzedelere uygulanan faiz oranına baktığımızda toplu konut projesinden çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal dün bunu çok daha detaylı bir şekilde dile getirdi. Yine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Dünya Bankası'ndan bulduğu bir kredi var. Ve maalesef bu kredi siyasileştirilerek burada İzmir Büyükşehir Belediyesi yararlı bir iş yapacak diye Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadı ve o kredi kullanılamadı. O kredi kullanılsaydı özellikle orta hasarlı çok düşük faizle onarılacaktı. Genel Başkanımızın temel atma törenine katıldığı halk konut projesi Türkiye’ye örnek olacak bir model. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin amacı vatandaşı müteahhite karşı azdirmeyerek müteahhitle vatandaşı karşı karşıya getirmeden yerinde dönüşüm yapmaktır. Halk Konut Projesi depremde yıkılan konutlarla ilgili olarak başladı. Ben birçok vatandaşımızın çok uygun koşullarda güvenli konutlara kavuşacağını düşünüyorum.
Genelbaşkanımız öncülüğünde kurulan Millet İttifakı çok farklı siyasi geleneklerden altı siyasi partinin bir araya gelerek güçlendirilmiş parlamenter sistem dahil olmak üzere pekçok konuda mutabakat sağlaması Türkiye tarihinde bir devrim niteliğinde. Türkiye’nin ve siyasetin ihtiyacı olan şey; ortak akıl, katılımcılık, uzlaşı ve istişare kültürü... Şimdi kavgadan kamplaşmadan kimse kazanmıyor ancak mevcut iktidar yıllardır iktidarını bu şekilde sürdürüyor. Altılı masanın önemi şu: Demokrasinin özü istişaredir, uzlaşıdır, ortak akıl oluşturmaktır, çoğulculuktur. Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Altılı masa iktidarı ve iktidarın küçük ortağını çok rahatsız ediyor ve uykularını kaçırıyor. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar 6’lı Masa’nın dağılması söz konusu değildir. O masa milletimizin sağduyusunu temsil ediyor.
Türkiye'de hukuk düzeni ve yargı yozlaşmış durumda. Bu Özellikle AKP iktidarının ilk döneminde cemaatin ve FETÖ’nün örgütlenmesi ve yargıyı ele geçirmesiyle Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk gibi kumpas davaları ile Türkiye'de yargı yozlaştı. Bu terör örgütüne mensup hakimler savcılar, emniyet mensupları hukuk kurallarına göre değil, bir yerden aldıkları talimatlarla kendi akıllarını iradelerini bir yerlere teslim ederek insanların geleceklerini çaldılar. Silivri Zindanlarında bir çok gazeteci, akademisyen, siyasiler çok ağır cezalara çarptırıldılar. O dönemde bu yapılanları savunuyorlardı. O işin başındaki savcı Zekeriya Öz hala yurtdışında elini kolunu sallayarak geziyor. Onlara yağ çekenler, onları övenler hala iktidardalar. O dönemde başlayan yozlaşma hala devam ediyor. Aklını fikrini başkasına teslim ederek karar veren yargı mensupları var. Ekrem İmamoğlu davasını, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu davasındaki yargılama süreçlerini görüyoruz. Zaman zaman İzmir’de siyasi arkadaşların dava süreçlerini görüyoruz. Hukukun siyasetten etkilenmemesi gerekiyor. Hukuk siyasetten üstündür. Hukuk siyasetçiyi, iktidarı denetler.
Ülkemizin pek çok sorunu var ama hepsi çözülebilecek sorunlar. Ülkeyi yöneten erk sorunları çözmek konusunda bir irade koyarlarsa, liyakatlı kadrolarla ülkeyi yönetirlerse sorunların hepsi yavaş yavaş çözülür. Şu anda en önemli sorun hayat pahalılığı. Ekonomik düzende bir öngörülemezlik var. Böyle bir ortamda ne sanayici yatırım yapar ne iş insanları ticarete devam eder. Toplum olarak özellikle bu bir yıllık süreçte inanılmaz yoksullaştı. Bu işin düzelmesi için iktidar değişikliği dışında başka hiçbir çözüm yolu yok. Ülkenin sorunlarının hemen hemen hepsi birbiriyle bağlantılı. Hukuk sisteminin olmadığı yerde ekonominin düzelmesi mümkün değil. Seçimler yaklaştıkça Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu ve 6’lı Masa iktidara gelindiğinde ilk kararname hangi konuda olacak, ilk bir haftada, ilk bir ayda, ilk bir yılda neler yapılacak? Bunları daha sık duymaya başlayacağız.
Önceki Dönem CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel’in açıklamalarından satır başları şöyle...
PANDEMİDE İZMİR İL ÖRGÜTÜ OLARAK GEREKEN DESTEĞİ VERDİK
Pandemi, hem Türkiye’de hem dünyada pek çok alışkanlığımızı değiştirmemize neden oldu. Birçok vatandaşımız hayatını kaybetti. Zor bir süreçti. Birtakım değişikliklerde hala devam ediyor. O dönemde özellikle kısıtlamalardan dolayı insanların ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında iktidar bir maske dağıtmayı bile başaramadı. Bu konuda belediyelerimiz yerel yönetimlerimiz ve örgütümüz üzerimize düşen tüm görevleri yerine getirdi. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın tek tek arayarak ihtiyaçlarının kapılarına kadar ulaştırılması noktasında hem CHP’li belediyeler hem de CHP örgütü tarafından başarılı bir şekilde yerine getirildi. Tunç Soyer’in dayanışmayı örgütleme gibi çok önemli bir özelliği var. Bunu hem depremde yaşadık hem de pandemide... Dayanışmayı örgütleyerek depremin açtığı yaraların sarılması, o travmanın atlatılması noktasında İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülük ve önderlik etti. Biz de İzmir İl Örgütü olarak gereken desteği verdik.
HALK KONUT PROJESİ TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK
İktidar bir toplu konut projesi açıkladı. Orada uygulanan faiz oranı depremzedelere uygulanan kredinin faiz oranından çok daha düşük. Yani iktidar inşaat sektörünü teşvik ediyor ve bunu şimdi seçim yatırımı olarak gündeme getiriyor. İzmir depreminde 117 vatandaşımız canını yitirdi, insanlar evsiz kaldı. Güvenli konutlar inşa edilerek insanların burada yaşaması gerekiyor ve devletin bunu teşvik etmesi gerekiyor ama depremzedelere uygulanan faiz oranına baktığımızda toplu konut projesinden çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal dün bunu çok daha detaylı bir şekilde dile getirdi. Yine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Dünya Bankası'ndan bulduğu bir kredi var. Ve maalesef bu kredi siyasileştirilerek burada İzmir Büyükşehir Belediyesi yararlı bir iş yapacak diye Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmadı ve o kredi kullanılamadı. O kredi kullanılsaydı özellikle orta hasarlı çok düşük faizle onarılacaktı. Genel Başkanımızın temel atma törenine katıldığı halk konut projesi Türkiye’ye örnek olacak bir model. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin amacı vatandaşı müteahhite karşı azdirmeyerek müteahhitle vatandaşı karşı karşıya getirmeden yerinde dönüşüm yapmaktır. Halk Konut Projesi depremde yıkılan konutlarla ilgili olarak başladı. Ben birçok vatandaşımızın çok uygun koşullarda güvenli konutlara kavuşacağını düşünüyorum.
6’LI MASA’NIN DAĞILMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR
Genelbaşkanımız öncülüğünde kurulan Millet İttifakı çok farklı siyasi geleneklerden altı siyasi partinin bir araya gelerek güçlendirilmiş parlamenter sistem dahil olmak üzere pekçok konuda mutabakat sağlaması Türkiye tarihinde bir devrim niteliğinde. Türkiye’nin ve siyasetin ihtiyacı olan şey; ortak akıl, katılımcılık, uzlaşı ve istişare kültürü... Şimdi kavgadan kamplaşmadan kimse kazanmıyor ancak mevcut iktidar yıllardır iktidarını bu şekilde sürdürüyor. Altılı masanın önemi şu: Demokrasinin özü istişaredir, uzlaşıdır, ortak akıl oluşturmaktır, çoğulculuktur. Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Altılı masa iktidarı ve iktidarın küçük ortağını çok rahatsız ediyor ve uykularını kaçırıyor. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar 6’lı Masa’nın dağılması söz konusu değildir. O masa milletimizin sağduyusunu temsil ediyor.
AKP İKTİDARININ İLK DÖNEMLERİNDE HUKUKTA BAŞLAYAN YOZLAŞMA DEVAM EDİYOR
Türkiye'de hukuk düzeni ve yargı yozlaşmış durumda. Bu Özellikle AKP iktidarının ilk döneminde cemaatin ve FETÖ’nün örgütlenmesi ve yargıyı ele geçirmesiyle Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk gibi kumpas davaları ile Türkiye'de yargı yozlaştı. Bu terör örgütüne mensup hakimler savcılar, emniyet mensupları hukuk kurallarına göre değil, bir yerden aldıkları talimatlarla kendi akıllarını iradelerini bir yerlere teslim ederek insanların geleceklerini çaldılar. Silivri Zindanlarında bir çok gazeteci, akademisyen, siyasiler çok ağır cezalara çarptırıldılar. O dönemde bu yapılanları savunuyorlardı. O işin başındaki savcı Zekeriya Öz hala yurtdışında elini kolunu sallayarak geziyor. Onlara yağ çekenler, onları övenler hala iktidardalar. O dönemde başlayan yozlaşma hala devam ediyor. Aklını fikrini başkasına teslim ederek karar veren yargı mensupları var. Ekrem İmamoğlu davasını, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu davasındaki yargılama süreçlerini görüyoruz. Zaman zaman İzmir’de siyasi arkadaşların dava süreçlerini görüyoruz. Hukukun siyasetten etkilenmemesi gerekiyor. Hukuk siyasetten üstündür. Hukuk siyasetçiyi, iktidarı denetler.
6’LI MASA İKTİDARINDA...
Ülkemizin pek çok sorunu var ama hepsi çözülebilecek sorunlar. Ülkeyi yöneten erk sorunları çözmek konusunda bir irade koyarlarsa, liyakatlı kadrolarla ülkeyi yönetirlerse sorunların hepsi yavaş yavaş çözülür. Şu anda en önemli sorun hayat pahalılığı. Ekonomik düzende bir öngörülemezlik var. Böyle bir ortamda ne sanayici yatırım yapar ne iş insanları ticarete devam eder. Toplum olarak özellikle bu bir yıllık süreçte inanılmaz yoksullaştı. Bu işin düzelmesi için iktidar değişikliği dışında başka hiçbir çözüm yolu yok. Ülkenin sorunlarının hemen hemen hepsi birbiriyle bağlantılı. Hukuk sisteminin olmadığı yerde ekonominin düzelmesi mümkün değil. Seçimler yaklaştıkça Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu ve 6’lı Masa iktidara gelindiğinde ilk kararname hangi konuda olacak, ilk bir haftada, ilk bir ayda, ilk bir yılda neler yapılacak? Bunları daha sık duymaya başlayacağız.






