Söz konusu haber nedeniyle Odatv’den yayın yönetmeni Barış Pehlivan, haber müdürü Barış Terkoğlu, muhabir Hülya Kılınç, Yeni Yaşam gazetesinden yayın yönetmeni Ferhat Çelik, yazıişleri müdürü Aydın Keser, ve Yeniçağ gazetesinden yazar Murat Ağırel tutuklanmıştı.
Ağırel şöyle konuştu: “Bundan 15 gün önce çıkan ‘Sarmal’ kitabımda SETA’yı, Pelikancıları ve onların perde arkasında yaşananları yazdım. Kitap sonrasında bir şekilde benimle uğraşacaklarını, başıma bir şey geleceğini tahmin ediyordum. Hatta televizyonlarda bile söyledim. Şehit olan mit mensupları ile ilgili paylaşımlarımı fırsat bildiler ama bunu kimseye kabul ettiremezler. Çünkü ben 22 Şubat’ta sosyal medyada paylaşmadan önce 80, 90 kişi isimleriyle bu şehitleri açıklamış.”
‘Tek başına hücrede tutmak bir cezalandırma yöntemi’
Gazeteci kökenli Çakırözer, ziyaret ettiği altı gazetecinin koğuşlarda tek başlarına tutulmasını eleştirdi: “Terkoğlu ve Pehlivan dilekçe vermelerine rağmen aynı koğuşta kalamıyor. 19 ay tutuklu kaldıkları Ergenekon davalarında dahi böyle bir tecrit yaşamamışlar. Cezaevinde tutuklu ya da hükümlü insanları tek başına hücrede tutmak tecrit etmek de onları başlı başına bir cezalandırma yöntemidir.“‘Mesele yapacağımız haberleri engellemek’
Çakırözer’in aktardığına göre Pehlivan tutuklanmalarına gerekçe gösterilen haberde MİT mensubunu deşifre etmediklerini söyledi: “Şehidin soyadını, köyünü gizledik. Evinin fotoğrafını kullanmadık. Bize sadece gözdağı vermek için burada tutuyorlar. Bunu yapanların derdi MİT mensubu değil. Mesele yaptığımız, yapacağımız haberlerin, yazacağımız kitapların engellenmek istenmesi. Şu anda yapılması gereken bir an önce iddianamenin hazırlanması ve mahkeme karşısına çıkmamızdır. Ağır cezada değil, asli cezada yargılanacağız, isterinse bu iddianame bir günde tamamlanır.”‘FETÖ’yle mücadele kılıfıyla yargıda kendilerini gizlemeye çalışıyorlar’
Terkoğlu, haberde hiçbir suç unsuru olmadığını belirtti: “Bu yaşadıklarımız, yapılan o haberle ilgili değil. Bir intikam operasyonu yapılıyor. On yıl önce Ergenekon ile mücadele kılıfıyla ‘FETÖ’cüler kendilerini gizliyordu, şimdi ise ‘FETÖ’ ile mücadele kılıfı altında devlette ve yargıda kendilerini gizlemeye çalışıyorlar. Onların boşalttığı koltuğa aynı yöntemlerle oturuyorlar. İşte biz, bu gerçeklere yazılarımızda, kitaplarımızda açığa çıkardığımız için bu intikam operasyonu uygulandı. İstanbul adliyesinde adalet bakanının dahi rahatsız olduğu, işaret ettiği bir yapılanma var. Bu yapılanmanın AKP içiyle, Saray’la, Pelikancılarla bağlantılar var.”‘Kavala’yı cezaevinden çıkmadan tutuklatan savcı beni tutuklattı’
Terkoğlu, soruşturma dosyasını yürüten ve tutuklanması talebinde bulunan savcı hakkında da dikkat çekici bir bilgi paylaştı: “Ben İstanbul Adliyesi’nde yaşanan olağandışı gelişmeleri sık sık yazıyorum. Bunlardan biri de Osman Kavala’nın beraat kararının ardından süratle gündeme getirilen ve tutuklanmasını sağlayan ikinci dosya. İşte, ‘olağandışı gelişmeler’ diyerek yazdığım o yazıda Kavala’nın cezaevinden çıkamadan tutuklanmasını sağlayan soruşturma dosyasının savcısı beni bu davada tutuklatan savcı.”‘Bu dünyanın neresinde olursa olsun haberdir’
Odatv’de yayınlanan haberi kaleme alan Hülya Kılınç, kendisinin cenazeden muhtarın Facebook paylaşımıyla haberdar olduğunu belirttu: “Ben sadece işimi yaptım yani habercilik yaptım. Bu dünyanın neresinde olursa olsun haberdir. MİT mensubu olduğunu bilmiyordum. MİT mensuplarının kimliğini açıklamak gibi bir maksadım asla olmadı. Bir an önce bu haksızlığın bitmesini ve özgürlüğüme kavuşmayı bekliyorum.”‘Başta ifşanın ifşası olmaz dendi’
Kendisiyle ilgli tutuklama talebinin “İfşanın ifşası olmaz” denerek başta reddedildiğini belirten Ağırel sonrasında yaşananları şöyle anlattı: “Aradan 24 saat geçmeden 75 yaşındaki eski kayınvalidemin evine baskına gidiyorlar. Savcı itiraz ettiği için. Yeniden tutuklama isteme gerekçesi örgütlü suçmuş muhtar, Odatv, Yeniyaşam, ben, birlikte hareket ediyormuşuz.”Ağırel şöyle konuştu: “Bundan 15 gün önce çıkan ‘Sarmal’ kitabımda SETA’yı, Pelikancıları ve onların perde arkasında yaşananları yazdım. Kitap sonrasında bir şekilde benimle uğraşacaklarını, başıma bir şey geleceğini tahmin ediyordum. Hatta televizyonlarda bile söyledim. Şehit olan mit mensupları ile ilgili paylaşımlarımı fırsat bildiler ama bunu kimseye kabul ettiremezler. Çünkü ben 22 Şubat’ta sosyal medyada paylaşmadan önce 80, 90 kişi isimleriyle bu şehitleri açıklamış.”





