Gündem
Yayınlanma: 08 Nisan 2020 - 21:29
Koronavirüsün Ekonomik Etkileri Can Radyo'da Konuşuldu
Can Radyo 'da Deniz Kafalı 'nın Sunduğu Deniz'le Medcezir Programının Konuğu DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ve Genel İş Sendikası 6 No'lu Şube Başkanı Değer Yıldız oldu.
Gündem
08 Nisan 2020 - 21:29
Programda Koronavirüsün işçinin üzerindeki etkilerinden bahsedilirken Bayraklı'da belediye işçisine karşı gerçekleştirilen saldırıya da değinildi.
Programdan satır başları şöyle...
Sarı:''Biliyorsunuz ki tüm dünyayı saran beklemediğimiz bir salgınla karşı karşıya kaldık. Kapitalist ülkelerin bile hazırlıklı olmadığını ve tanklara, tüfeklere, silahlara bu kadar sermaye ayıran bu sistemin ne kadar çürümüş olduğunu bu salgınla birlikte gördük. Doğal olarak ülkemizde yaşanan bu ekonomik krizin üzerine bir de bunun gelmesi işsizliğin daha da artacağı, ekonomik anlamda işçimizin, emekçimizin daha fazla ezileceği gerçeğiyle hepimiz yüz yüzeyiz. Sağlam hükümetler buna karşı önlemler alabilirler. Örneğin; şimdi bir sokağa çıkma yasağı ya da karantina talep ediyoruz ama maalesef uygulanmıyor. Ancak bu şekilde devam ederse bu salgından kurtulmamız en az üç ay dört ay sürecek gibi gözüküyor. Oysa yirmi bir günlük bir karantina uygulanırsa biz bu süreçten başarıyla çıkarız. Hem ekonomi çökmemiş olur hem de biz başarıyla bunu atlatmış oluruz. Ekonomik olarak bizi, işçleri emekçileri, işsizleri ve işsizliğe katılacak birçok kişiyi de tehlikeli günler beklemektedir''ifadelerini kullandı.
Yıldız:''Bu virüsün dünyada baş göstermesi yaklaşık üç, dört ay. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri bile bunun karşısında çaresiz kalmışken, bütün ekonomik güçlerine karşı çaresiz kalmışken, kapitalizmin bütün imkanlarını seferber etmelerine rağmen çaresiz kalmışken maalesef bizim ülkemizde ve bizim gibi ülkelerde bizim iktadarlarımız tarafından gerekli önlemler alınmadı. Bir anda biz bu virüsü kendi ülkemizde, kendi kapımızda gördük. Elbette bunun çok vahim sonuçları olacak ve olmaya devam edecek.
Şu an Bayraklı'ya baktığımızda sahada çalışan bütün emekçi kardeşlerimiz tedirgin ve sabah işe gelirken bu hastalığın kendilerine bulaşması korkusu içindeler. Bu salgının bir yüzü, diğer yüzü ise; kafelerde, lokantalarda, tekstil fabrikalarında , marketlerde, büfelerde çalışan binlerce emekçi kardeşimiz işsiz. Bu salgın iki ay daha devam ederse bu insanların ev kiralarını, faturalarını, gıda ihtiyaçlarını kim ödeyecek. Baktığımızda hiçbiri yok. Devlet her zamanki gibi o kapitalist mantığını ortaya koyarak herkes kendi başının çaresine baksın diyip, bu ülkenin Cumhurbaşkanı insanlara iban numarasıyla 'Biz bize yeteriz' sloganını atıp kenara çekildi. Ancak şunu görüyoruz. Biz ülke olarak kendimize yetmiyoruz. Ekonomik anlamda yetmiyoruz, sağlık anlamında yetmiyoruz. En kısa sürede önlem alınması gerekiyor''şeklinde konuştu.
Sarı:''Aynı gemide değiliz aslında. Bugün zenginler, ekonomik göstergeleri iyi olan insanlar karantinalarını bir şekilde sağladılar. Fakat öbür taraftan da şuna baktığımızda, bu salgınla mücadelede başta sağlık çalışanlarımızın ve ikinci etapta ise belediye işçilerimizin, bu salgına karşı vermiş olduğu amansız bir mücadele var. Belediye işçilerimiz sahada, sağlık çalışanlarımız hastahanelerde bu salgınla mücadele verirken aslında bu mücadelenin en ön saflarındalar. Sınıfsal ayrıma geldiğimizde ise bir alışveriş çılgınlığı var. Tüketim toplumunun getirmiş olduğu bu sistemde alışveriş çılgınlığına bir yenisi daha eklendi. Özellikle koronavirüs tedbirleri kapsamında birçok mağaza ve işletme kapanınca online alışverişler hız kazandı. Online alışverişle pervasızca alışveriş yapan binlerce insan, alt tarafta çalışan kargo işçilerini, PTT işçilerini, dağıtım işçilerini düşünmemektedirler. İhtiyacınız olmayan bir şeyde lütfen ısrarcı olmayın ve bu online alışveriş çılgınlığından vazgeçin. Bu salgın sınıfsal ayrışımlar getirmektedir ama koronavirüs zengin, fakir, futbolcu, sanatçı ayrımı yapmıyor. O zaman topyekün bir mücadenin neferi olmak zorundayız. Dayanışmayla bizim bunu aşacağımızı bilmek zorundayız. Tam da bu noktada Bayraklı'da dün sahada çalışan, çevre ilaçlamasını yapan bir üyemize bir saldırı gerçekleştirildi. Dayanışmaya en çok ihtiyacımız olan bir zamanda sahada çalışan işçimize böyle bir saldırının olmasını kınıyoruz. Herkesin başına bir güvenlik görevlisi dikemeyeceğimiz için sahada çalışan, hastahanelerde çalışan tüm emekçilerimize sahip çıkmamız gerekiyor''dedi.
Yıldız:'' Bu salgın ülke gündemini meşgul etmeye başladığından beri biz alandayız çünkü ben bir şube başkanıyım beni seçen işçiler, emekçiler alanda çalışırken ve her gün bu virüsü kapma ile karşı karşıya iken benim alanlardan çakilip evime kapanmam ahlaki olmaz. Bu yüzden ya hep beraber kazanacağız ya hep beraber kaybedeceğiz. Alanda çalışan işçilerimizin her zaman yanında olacağız. Dün işçi kardeşimize yapılan saldırı medyaya yansıdı. Belediye işçilerine karşı yapılan ve medyaya yansımayan onlarca yüzlerce saldırı var. Çünkü bu ülkede insanlar, özellikle de belediye çalışanlarını kendileri için seçilmiş, kendilerine hizmet etmekle görevlendirilmiş, her istediklerini yaptırabilecekleri insanlar olarak görüyorlar. Oysa biz kişilere değil, bu şehre bu ilçeye hizmet etmek için çalışıyoruz. İnsanlar istekleri gerçekleşmediğinde belediyenin bilfiil temsilcisi bizmişiz gibi ya da eksiklerden biz sorumluymuşuz gibi hareket ediyorlar. Dün gerçekleşen saldırıda işçi kardeşimiz refleks olarak kendisini korumasaydı bugün başka şeyler konuşur olurduk. Saldırıyı gerçekleştirilen yirmili yaşlarda bir genç olduğu için işçi kardeşimiz 'çok genç vicdanım rahat etmez' diyerek şikayetçi olmadı. Açık ve net söyleyeyim: Bu kişisel bir saldırı ama bu tüm işçi sınıfına yapılmış bir saldırı çünkü biz bu saldırıları sürekli yaşıyoruz'' diye konuştu.
Programdan satır başları şöyle...
''Ekonomik anlamda işçimizin, emekçimizin daha fazla ezileceği gerçeğiyle hepimiz yüz yüzeyiz''
Sarı:''Biliyorsunuz ki tüm dünyayı saran beklemediğimiz bir salgınla karşı karşıya kaldık. Kapitalist ülkelerin bile hazırlıklı olmadığını ve tanklara, tüfeklere, silahlara bu kadar sermaye ayıran bu sistemin ne kadar çürümüş olduğunu bu salgınla birlikte gördük. Doğal olarak ülkemizde yaşanan bu ekonomik krizin üzerine bir de bunun gelmesi işsizliğin daha da artacağı, ekonomik anlamda işçimizin, emekçimizin daha fazla ezileceği gerçeğiyle hepimiz yüz yüzeyiz. Sağlam hükümetler buna karşı önlemler alabilirler. Örneğin; şimdi bir sokağa çıkma yasağı ya da karantina talep ediyoruz ama maalesef uygulanmıyor. Ancak bu şekilde devam ederse bu salgından kurtulmamız en az üç ay dört ay sürecek gibi gözüküyor. Oysa yirmi bir günlük bir karantina uygulanırsa biz bu süreçten başarıyla çıkarız. Hem ekonomi çökmemiş olur hem de biz başarıyla bunu atlatmış oluruz. Ekonomik olarak bizi, işçleri emekçileri, işsizleri ve işsizliğe katılacak birçok kişiyi de tehlikeli günler beklemektedir''ifadelerini kullandı.
''Koronavirüsün çok vahim sonuçları olacak''
Yıldız:''Bu virüsün dünyada baş göstermesi yaklaşık üç, dört ay. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri bile bunun karşısında çaresiz kalmışken, bütün ekonomik güçlerine karşı çaresiz kalmışken, kapitalizmin bütün imkanlarını seferber etmelerine rağmen çaresiz kalmışken maalesef bizim ülkemizde ve bizim gibi ülkelerde bizim iktadarlarımız tarafından gerekli önlemler alınmadı. Bir anda biz bu virüsü kendi ülkemizde, kendi kapımızda gördük. Elbette bunun çok vahim sonuçları olacak ve olmaya devam edecek.
Şu an Bayraklı'ya baktığımızda sahada çalışan bütün emekçi kardeşlerimiz tedirgin ve sabah işe gelirken bu hastalığın kendilerine bulaşması korkusu içindeler. Bu salgının bir yüzü, diğer yüzü ise; kafelerde, lokantalarda, tekstil fabrikalarında , marketlerde, büfelerde çalışan binlerce emekçi kardeşimiz işsiz. Bu salgın iki ay daha devam ederse bu insanların ev kiralarını, faturalarını, gıda ihtiyaçlarını kim ödeyecek. Baktığımızda hiçbiri yok. Devlet her zamanki gibi o kapitalist mantığını ortaya koyarak herkes kendi başının çaresine baksın diyip, bu ülkenin Cumhurbaşkanı insanlara iban numarasıyla 'Biz bize yeteriz' sloganını atıp kenara çekildi. Ancak şunu görüyoruz. Biz ülke olarak kendimize yetmiyoruz. Ekonomik anlamda yetmiyoruz, sağlık anlamında yetmiyoruz. En kısa sürede önlem alınması gerekiyor''şeklinde konuştu.
''Bu online alışveriş çılgınlığından vazgeçin''
Sarı:''Aynı gemide değiliz aslında. Bugün zenginler, ekonomik göstergeleri iyi olan insanlar karantinalarını bir şekilde sağladılar. Fakat öbür taraftan da şuna baktığımızda, bu salgınla mücadelede başta sağlık çalışanlarımızın ve ikinci etapta ise belediye işçilerimizin, bu salgına karşı vermiş olduğu amansız bir mücadele var. Belediye işçilerimiz sahada, sağlık çalışanlarımız hastahanelerde bu salgınla mücadele verirken aslında bu mücadelenin en ön saflarındalar. Sınıfsal ayrıma geldiğimizde ise bir alışveriş çılgınlığı var. Tüketim toplumunun getirmiş olduğu bu sistemde alışveriş çılgınlığına bir yenisi daha eklendi. Özellikle koronavirüs tedbirleri kapsamında birçok mağaza ve işletme kapanınca online alışverişler hız kazandı. Online alışverişle pervasızca alışveriş yapan binlerce insan, alt tarafta çalışan kargo işçilerini, PTT işçilerini, dağıtım işçilerini düşünmemektedirler. İhtiyacınız olmayan bir şeyde lütfen ısrarcı olmayın ve bu online alışveriş çılgınlığından vazgeçin. Bu salgın sınıfsal ayrışımlar getirmektedir ama koronavirüs zengin, fakir, futbolcu, sanatçı ayrımı yapmıyor. O zaman topyekün bir mücadenin neferi olmak zorundayız. Dayanışmayla bizim bunu aşacağımızı bilmek zorundayız. Tam da bu noktada Bayraklı'da dün sahada çalışan, çevre ilaçlamasını yapan bir üyemize bir saldırı gerçekleştirildi. Dayanışmaya en çok ihtiyacımız olan bir zamanda sahada çalışan işçimize böyle bir saldırının olmasını kınıyoruz. Herkesin başına bir güvenlik görevlisi dikemeyeceğimiz için sahada çalışan, hastahanelerde çalışan tüm emekçilerimize sahip çıkmamız gerekiyor''dedi.
''Bu saldırıları sürekli yaşıyoruz''
Yıldız:'' Bu salgın ülke gündemini meşgul etmeye başladığından beri biz alandayız çünkü ben bir şube başkanıyım beni seçen işçiler, emekçiler alanda çalışırken ve her gün bu virüsü kapma ile karşı karşıya iken benim alanlardan çakilip evime kapanmam ahlaki olmaz. Bu yüzden ya hep beraber kazanacağız ya hep beraber kaybedeceğiz. Alanda çalışan işçilerimizin her zaman yanında olacağız. Dün işçi kardeşimize yapılan saldırı medyaya yansıdı. Belediye işçilerine karşı yapılan ve medyaya yansımayan onlarca yüzlerce saldırı var. Çünkü bu ülkede insanlar, özellikle de belediye çalışanlarını kendileri için seçilmiş, kendilerine hizmet etmekle görevlendirilmiş, her istediklerini yaptırabilecekleri insanlar olarak görüyorlar. Oysa biz kişilere değil, bu şehre bu ilçeye hizmet etmek için çalışıyoruz. İnsanlar istekleri gerçekleşmediğinde belediyenin bilfiil temsilcisi bizmişiz gibi ya da eksiklerden biz sorumluymuşuz gibi hareket ediyorlar. Dün gerçekleşen saldırıda işçi kardeşimiz refleks olarak kendisini korumasaydı bugün başka şeyler konuşur olurduk. Saldırıyı gerçekleştirilen yirmili yaşlarda bir genç olduğu için işçi kardeşimiz 'çok genç vicdanım rahat etmez' diyerek şikayetçi olmadı. Açık ve net söyleyeyim: Bu kişisel bir saldırı ama bu tüm işçi sınıfına yapılmış bir saldırı çünkü biz bu saldırıları sürekli yaşıyoruz'' diye konuştu.
İlginizi Çekebilir




