Can Radyo'da Öykü Orakçı ile Halkın Nabzı Programının Konuğu İzmir Barosu 2014-2018 Dönemleri Başkanı Avukat Aydın Özcan oldu. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Özcan, merak edilen sorulara cevap verdi.
Programdan satır başları şöyle:
Bununla ilgili baro başkanı olduğumuz dönemde de şimdi de çalışmalarımız devam ediyor. Toplumumuzu bilinçlendirmemiz gerekiyor. Kadın cinayetleri son beş altı yıldır önlenemez bir yükselişte. Hukuk sistemimizde her ne kadar iyileştirmeler yapılmış olsa da caydırıcı bir durum arz etmiyor. Bunu arz etmesi için hiçbir şekilde herhangi bir indirim uygulanmamalı. Bu cinayetlere sebep olanlar en ağır şekilde ve emsal teşkil edecek şekilde cezalandırılmalı. Bunlar yapılması gerekirken maalesef yanlış uygulamalar yapılıyor. İstanbul sözleşmesi yürürlükten kaldırılıyor. Halbuki İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. Barolar elini taşın altına sokasına rağmen ilgili bakanlıklar ilgili siyasetçiler bu konuda onlardan beklenen yaklaşımları göstermiyorlar. Bu konuyu sürekli dile getirmek gerekiyor. Bu konuyu dile getiren muhalefet partileri olması gerekiyor. Kadın toplulukları tek başına kalıyor, barolar tek başına kalıyor. Maalesef toplumumuz bazı konularda gerekli aydın davranışı gösteremiyor. Bunların önüne geçmek gerekiyor. Bunu da ancak eğitimle yapabiliriz. Bu konuda sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor ama en büyük görev siyasi partilere düşüyor. En başta da siyasi iktidara...
İzmir depreminin üzerinden bir yıl geçti. 117 vatandaşımızı kaybettik. Yüzlerce vatandaşımız yaralandı. Bütün sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri büyük bir dayanışma gösterdiler. 2019 yılında yasal mevzuat anlamında bir düzenleme geldi hayatımıza 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanunun 6/A maddesinin uygulanacağı ilan ediliyor. Bu yasadan sonra ilk büyük deprem İzmir'de oluyor. Bu yasada ağır hasar gören ya da ağır hasar görme riski bulunan konutların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakatı aranmaksızın bakanlıkca resen yapılabilir veya yaptırılabilir diyor. Buraya kadar normal. Esas önemli olan husus bu 6306 sayılı yasanın 6/A maddesine göre uygulama yapılacak alanda bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan dönüşüm uygulamasına dahil edilecekler ile özel mülkiyete dahil edilecek diğer taşınmazlar bakanlığın talebine istinaden hazine adına tescil edilir diyor. İlgili vatandaşların bu konuda dikkat etmesi gerekir.
İzmir depreminden sonra evleri yıkılan vatandaşların hak kayıpları olabilir. O konuda hukuksal destek almalarında fayda var. Eski haklarıyla yeni hakları arasından bir oran kurulması gerekir . Hukukumuz bu konuda çok deneymli değil. Vatandaşlarımızın itirazlarıyla yerleşik bir uygulamaya geçileceğini düşünüyorum.
Baro başkanı olduğum yıllarda duyarlılık gösterdiğim konulardan birisi de çevreydi. Taş ocaklarıyla mücadele ilgi alanıma girmişti. Kemalpaşa'da bir köyün yanına taş ocağı kurulmuştu. Ona karşı mücadele etmiştik. Şu anda birebir avukatlığını yapmıyorum ama ççevre dostu arkadaşlarım dilekçe yazmak istedikleri zaman bana geldiklerinde onlara yardımcı oluyorum. Şimdi dikkatimi çeken bir konu ise İzmirli vatandaşlarımızın bazılarının arabasından fabrika bacası gibi duman çıkıyor. Hepimiz bu havayı soluyoruz. İstanbul'a gittiğimde oradaki araçları da gözlemledim ve böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bunun nedenini sorduğumda ise, çok fazla denetimin olduğunu öğrendim. Maalesef İzmir'de bu konuda denetimsizlik var. İzmir Trafik Şube Müdürlüğüne, İl Müdürlüğüne bu konuda çağrı yapmak istiyorum. Bu tür araçlar trafikten men edilsin. İzmir'imiz çok güzel, havasını da güzelleştirelim. Büyükşehir Belediye Başkanımıza çağrıda bulunayım. Başkanımız İzmir İl Trafik Müdürü ile bir araya gelsin ve bu konuda ortak bir çalışma yapsınlar.
Programdan satır başları şöyle:
Kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda en büyük görev siyasal iktidarın
Bununla ilgili baro başkanı olduğumuz dönemde de şimdi de çalışmalarımız devam ediyor. Toplumumuzu bilinçlendirmemiz gerekiyor. Kadın cinayetleri son beş altı yıldır önlenemez bir yükselişte. Hukuk sistemimizde her ne kadar iyileştirmeler yapılmış olsa da caydırıcı bir durum arz etmiyor. Bunu arz etmesi için hiçbir şekilde herhangi bir indirim uygulanmamalı. Bu cinayetlere sebep olanlar en ağır şekilde ve emsal teşkil edecek şekilde cezalandırılmalı. Bunlar yapılması gerekirken maalesef yanlış uygulamalar yapılıyor. İstanbul sözleşmesi yürürlükten kaldırılıyor. Halbuki İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. Barolar elini taşın altına sokasına rağmen ilgili bakanlıklar ilgili siyasetçiler bu konuda onlardan beklenen yaklaşımları göstermiyorlar. Bu konuyu sürekli dile getirmek gerekiyor. Bu konuyu dile getiren muhalefet partileri olması gerekiyor. Kadın toplulukları tek başına kalıyor, barolar tek başına kalıyor. Maalesef toplumumuz bazı konularda gerekli aydın davranışı gösteremiyor. Bunların önüne geçmek gerekiyor. Bunu da ancak eğitimle yapabiliriz. Bu konuda sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor ama en büyük görev siyasi partilere düşüyor. En başta da siyasi iktidara...
Vatandaşlarımız dikkatli olsun, hukuksal destek alsınlar
İzmir depreminin üzerinden bir yıl geçti. 117 vatandaşımızı kaybettik. Yüzlerce vatandaşımız yaralandı. Bütün sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri büyük bir dayanışma gösterdiler. 2019 yılında yasal mevzuat anlamında bir düzenleme geldi hayatımıza 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanunun 6/A maddesinin uygulanacağı ilan ediliyor. Bu yasadan sonra ilk büyük deprem İzmir'de oluyor. Bu yasada ağır hasar gören ya da ağır hasar görme riski bulunan konutların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakatı aranmaksızın bakanlıkca resen yapılabilir veya yaptırılabilir diyor. Buraya kadar normal. Esas önemli olan husus bu 6306 sayılı yasanın 6/A maddesine göre uygulama yapılacak alanda bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan dönüşüm uygulamasına dahil edilecekler ile özel mülkiyete dahil edilecek diğer taşınmazlar bakanlığın talebine istinaden hazine adına tescil edilir diyor. İlgili vatandaşların bu konuda dikkat etmesi gerekir.
İzmir depreminden sonra evleri yıkılan vatandaşların hak kayıpları olabilir. O konuda hukuksal destek almalarında fayda var. Eski haklarıyla yeni hakları arasından bir oran kurulması gerekir . Hukukumuz bu konuda çok deneymli değil. Vatandaşlarımızın itirazlarıyla yerleşik bir uygulamaya geçileceğini düşünüyorum.
Özcan'dan çevre için çağrı
Baro başkanı olduğum yıllarda duyarlılık gösterdiğim konulardan birisi de çevreydi. Taş ocaklarıyla mücadele ilgi alanıma girmişti. Kemalpaşa'da bir köyün yanına taş ocağı kurulmuştu. Ona karşı mücadele etmiştik. Şu anda birebir avukatlığını yapmıyorum ama ççevre dostu arkadaşlarım dilekçe yazmak istedikleri zaman bana geldiklerinde onlara yardımcı oluyorum. Şimdi dikkatimi çeken bir konu ise İzmirli vatandaşlarımızın bazılarının arabasından fabrika bacası gibi duman çıkıyor. Hepimiz bu havayı soluyoruz. İstanbul'a gittiğimde oradaki araçları da gözlemledim ve böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bunun nedenini sorduğumda ise, çok fazla denetimin olduğunu öğrendim. Maalesef İzmir'de bu konuda denetimsizlik var. İzmir Trafik Şube Müdürlüğüne, İl Müdürlüğüne bu konuda çağrı yapmak istiyorum. Bu tür araçlar trafikten men edilsin. İzmir'imiz çok güzel, havasını da güzelleştirelim. Büyükşehir Belediye Başkanımıza çağrıda bulunayım. Başkanımız İzmir İl Trafik Müdürü ile bir araya gelsin ve bu konuda ortak bir çalışma yapsınlar.






