Can Radyo'da Deniz Kafalı Kaya ile Muharrem Ayı Özel Programının Konuğu İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt oldu. Muharrem ayı dolayısıyla Can Radyo’ya konuk olan Bozkurt Valiliğin iftar davetini reddettiğini söyeyerek, “Bizim şatafatlı sofralarımız olmaz çünkü adı üstünde bu bir yastır” ifadelerini kulandı.
Programdan satır başları şöyle...
Kerbela’da 1400 yıl önce yaşanmış olan bir zulüm var ama onun karşısında da bir direniş var. Hüseyin’in direnişi var. Eğer o gün o direniş olmasaydı belki mazlumların, yalnızların, hakkı ve hakikatı savunanlar daha az olurdu.
Yas-ı Matem sadece aç kalmak, susuz kalmak değil, onu anlamak onu algılamaktır. Kerbela’da neler yaşandığını, o zihniyetin nasıl daha da artarak devam ettiğini sorgulamak adına Cemevimizde sohbetlerimiz oluyor. Saat 20.30’da aşımız lokmalarımız dağıtılıyor, saat 21:00’de de zakirlerimiz dedelerimiz eşliğinde sohbetlerimiz oluyor. Yas-ı Matem’de amaç aç kamak susuz kalmak değil, asıl amaç, bu katliamın neden yaşandığını, o günden bu güne neler yaşandığını görmek.
Biz bir inanç kurumuyuz. Bizim inancımızın olmazsa olmazı hak ve hakikat.Ben oraya geldiğimden beri yönetici arkadaşlarımla birlikte şuna çok dikkat ediyoruz. Biz orada siyaset yapmıyoruz ama hizmetlerin eşit yapılıp yapılmadığına dikkat ediyoruz. Alevi inancında da şu vardır. Biz kendi varlığımızı başkasının yokluğu üzerine kurmadık. Bir başkasından kısıp, eksiltip getir bize yap demiyoruz. Ancak bu Yas-ı Matem ayında bir tane belediye başkanının bir tane üst düzey siyasetçinin cemevlerine gidip o gariban sofrasında oturup insanlara dokunduklarını göremiyoruz.
İzmir Valiliğinden aradılar ve ayın 8’inde bir otelde iftar yemeğine davet ettiler. Bizim 12 gün boyunca cemevlerimizde canlarla lokmamızı paylaştığımızı sonrasında muhabbetlerimiz olduğunu söyledim kaldı ki şatafatlı sofralar olmaz çünkü adı üstünde bu bir yastır. Daha sonra bölge sorumlumuz da Alevi kurumların bu çağrıya katılmamaları gerektiğine dair bir yazı paylaştı. Federasyonumuzun bu kararına uymayan Alevi kurumlar var. Sistem ayrıştırıp, bölüp yönetmeye çalışıyor. Umarım ve dilerim ki gelecek yıllarda bunları da minimalize ederiz. Buradan sizin aracılığınızla bir çağrı yapmak istiyorum. Bugün yanlışa düşmüş olabiirsiniz. Nolur hakikatinizi bir kere daha gözden geçirin. Aleviliğin zarar görmesi, Aleviliğin yok olması demek sizin demokrasi mücadelenizin gerilemesi demektir.
Programdan satır başları şöyle...
“YAS-I MATEM SADECE AÇ KALMAK SUSUZ KALMAK DEMEK DEĞİL”
Kerbela’da 1400 yıl önce yaşanmış olan bir zulüm var ama onun karşısında da bir direniş var. Hüseyin’in direnişi var. Eğer o gün o direniş olmasaydı belki mazlumların, yalnızların, hakkı ve hakikatı savunanlar daha az olurdu.
Yas-ı Matem sadece aç kalmak, susuz kalmak değil, onu anlamak onu algılamaktır. Kerbela’da neler yaşandığını, o zihniyetin nasıl daha da artarak devam ettiğini sorgulamak adına Cemevimizde sohbetlerimiz oluyor. Saat 20.30’da aşımız lokmalarımız dağıtılıyor, saat 21:00’de de zakirlerimiz dedelerimiz eşliğinde sohbetlerimiz oluyor. Yas-ı Matem’de amaç aç kamak susuz kalmak değil, asıl amaç, bu katliamın neden yaşandığını, o günden bu güne neler yaşandığını görmek.
“HİÇBİR SİYASİYİ, BELEDİYE BAŞKANINI SOFRAMIZDA GÖRMÜYORUZ”
Biz bir inanç kurumuyuz. Bizim inancımızın olmazsa olmazı hak ve hakikat.Ben oraya geldiğimden beri yönetici arkadaşlarımla birlikte şuna çok dikkat ediyoruz. Biz orada siyaset yapmıyoruz ama hizmetlerin eşit yapılıp yapılmadığına dikkat ediyoruz. Alevi inancında da şu vardır. Biz kendi varlığımızı başkasının yokluğu üzerine kurmadık. Bir başkasından kısıp, eksiltip getir bize yap demiyoruz. Ancak bu Yas-ı Matem ayında bir tane belediye başkanının bir tane üst düzey siyasetçinin cemevlerine gidip o gariban sofrasında oturup insanlara dokunduklarını göremiyoruz.
“VALİLİĞİN DAVETİNİ REDDETTİK ÇÜNKÜ...”
İzmir Valiliğinden aradılar ve ayın 8’inde bir otelde iftar yemeğine davet ettiler. Bizim 12 gün boyunca cemevlerimizde canlarla lokmamızı paylaştığımızı sonrasında muhabbetlerimiz olduğunu söyledim kaldı ki şatafatlı sofralar olmaz çünkü adı üstünde bu bir yastır. Daha sonra bölge sorumlumuz da Alevi kurumların bu çağrıya katılmamaları gerektiğine dair bir yazı paylaştı. Federasyonumuzun bu kararına uymayan Alevi kurumlar var. Sistem ayrıştırıp, bölüp yönetmeye çalışıyor. Umarım ve dilerim ki gelecek yıllarda bunları da minimalize ederiz. Buradan sizin aracılığınızla bir çağrı yapmak istiyorum. Bugün yanlışa düşmüş olabiirsiniz. Nolur hakikatinizi bir kere daha gözden geçirin. Aleviliğin zarar görmesi, Aleviliğin yok olması demek sizin demokrasi mücadelenizin gerilemesi demektir.







