Deniz Kafalı'nın 'Coronavirüse karşı Bayraklı Belediyesi'nin aldığı önlemleri yeterli buluyor musunuz?' sorusuna Karabağ, " Halkımızın karar vermesi gereken bir konu. Bayraklı çalışanları canla başla çalışıyor. Çalışanlar kendilerine verilen emirleri yerine getiriyor. İdari tedbirler yönetenlere aittir. Dolayısıyla bu süreçte ayrılık içinde olmamak, yapılanları izlemek lazım" yanıtını verdi.
'Peki siz olsanız nasıl önlemler alırdınız?' sorusuna Karabağ: "Elimizdeki imkanlarla sonuna kadar kullanır zorlardık. Şimdi çalışan arkadaşlarımızda ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlar yerel yönetimlerle birlikte merkezi idarenin ortaklaşa yapması gereken çalışmalar. Tek başına şu belediye şunları yaptı şeklinde ilerlenemez. Topyekün savaş gerekiyor böyle dönemlerde. Şuan ayrılık zamanı değil" diye cevap verdi.
Deniz Kafalı'nın 'Sokağa çıkma yasağı konusunda geç mi kalındı? Siz olsaydınız ne yapardınız?' sorusuna Karabağ: " Her ülkenin koşulları farklı. Hazinenin durumunu yetkililer biliyor ama yakın komşularımıza baktığımızda Yunanistan'da virüsün görülmesinden kısa süre sonra bu yasak ilan edildi ve sonuçlarını da aldı. Ama buna dayanan ekonomik imkanların olması gerekiyor. Bizim ülke olarak ekonomimizi üretime dayandırmamız gerekiyor. Altyapı çalışmaları da önemli ama bugün çıkıp 'Kanal projesini durdurup o ödeneği bu mücadeleye aktarıyoruz' denilebilirdi" şeklinde konuştu.
Maske dağıtımı konusuna da değinen Karabağ, "Belediyeler tarafından da dağıtımı yapılabilir ancak bilim adamları arasında da karar verilemedi. ama etkili olduğu görüldü. Bu yüzden geç kalınmış olabilir. Dayanışma konusunda belediyeler daha fazla sorumluluk alabilir. Belediye başkanlığı zamanımda nakit yardımı da eğitim yardımı da yaptık. Belediyelerin bunun için ayrı bir hesap açmalarına da gerek yok. İstanbul Ankara İzmir büyük bütçeli belediyeler. Sosyal yardımlaşma kaleminden bunları yapabilirler. Bu konuyla ilgili tartışmalar oldu. Kampanyalar valiliklere bağlandı ama belediyelerin bağış alma imkanları var. Oradan rahatlıkla kullanabilirler. Ancak artık tüm işler durdu. Dolayısıyla kaynaklarımızı insanların yaşamına kaydırabiliriz.Bu anlamda bir kriz yaratmanın anlamı yok" dedi.
Belediyelerin kar kurumları olmadığını söyleyen Karabağ, "Belediye gelir kapısı değil hizmet yeridir. Özellikle ilçe belediyelerinin bütçesi sınırlı. Gelir gider dengesi kurmakta zorlanılıyor. Ama belediyelerde çalışanlarım maaşları ile tasarruf edilmek düşünülüyorsa bu yanlıştır. Hizmetten tasarruf olmaz. Ben görevde bulunduğum süre içinde çalışanlarımızın yaşam şartları açısından sendikalaşmalarını sağladık. Ancak yeterli midir değildir. Şu anda milyonlar işsiz. Bin tl lik yardım nereye kadar yetecek. Muhakkak kaynak bulunması gerekiyor. Belediyelerin de bütün bütçeyi yatırımlardan çok sosyal yardımlara yöneltmesi gerekiyor.
BizBizeYeteriz kampanyası bunun için yeterli değil. Devletin kötü gün için ayrılan parayı koruması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
Belediyelerin işçi çıkartarak tasarruf edilmeyeceğine tekrar dikkat çeken Karabağ: "Taşeron yasası ile kadroya geçişler sırasında 80 işçimiz yaştan dolayı emekli oldu. Bu işçi açığını giderebilmek için Çevre Bakanlığından izin almamız gerekiyordu. Başvurumuz sonucunda 30 işçi alabileceğimiz söylendi. Bu 30 arkadaşı aldık ve çeşitli birimlere dağıttık. Söylendiği gibi kadrolarda şişirilme değil azalma olmuştu. Ancak temizlik işlerinde kamyonları azaltarak sorunları gideremezsiniz. Temizlik kamyonu ve personeliniz azalttığınızda Bayraklı gibi dar sokakları olan bir ilçede hizmetten tasarruf etmiş olursunuz. Çöpü az toplayayım tasarruf edeyim diyemezsiniz. O zaman masraf oluyor diye belediyeyi kapatmanız lazım. Öncelikle kafa yapısının değişmesi lazım. Belediyecilik gönül işidir. Taşın altına elinizi koymanız lazım" şeklinde konuştu.
Belediye aşevleri konusunda bunları önceden düşülmesi gerektiğini söylerken Karabağ: " Sonuçta muhalif bir iktidar ve cepheleşen bir yapısı var. Bunun için ayrı bir kampanyalı hesap açılmaması gerekiyordu. Buna hiç girmeden yapabilirlerdi. Belediyelerin bu konuda uyanık olması gerekir" diye ekledi.
Topyekün savaş gerekiyor
'Peki siz olsanız nasıl önlemler alırdınız?' sorusuna Karabağ: "Elimizdeki imkanlarla sonuna kadar kullanır zorlardık. Şimdi çalışan arkadaşlarımızda ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlar yerel yönetimlerle birlikte merkezi idarenin ortaklaşa yapması gereken çalışmalar. Tek başına şu belediye şunları yaptı şeklinde ilerlenemez. Topyekün savaş gerekiyor böyle dönemlerde. Şuan ayrılık zamanı değil" diye cevap verdi.
Deniz Kafalı'nın 'Sokağa çıkma yasağı konusunda geç mi kalındı? Siz olsaydınız ne yapardınız?' sorusuna Karabağ: " Her ülkenin koşulları farklı. Hazinenin durumunu yetkililer biliyor ama yakın komşularımıza baktığımızda Yunanistan'da virüsün görülmesinden kısa süre sonra bu yasak ilan edildi ve sonuçlarını da aldı. Ama buna dayanan ekonomik imkanların olması gerekiyor. Bizim ülke olarak ekonomimizi üretime dayandırmamız gerekiyor. Altyapı çalışmaları da önemli ama bugün çıkıp 'Kanal projesini durdurup o ödeneği bu mücadeleye aktarıyoruz' denilebilirdi" şeklinde konuştu.
"Belediyeler sosyal yardımlaşma kaleminden yardım yapabilirler"
Maske dağıtımı konusuna da değinen Karabağ, "Belediyeler tarafından da dağıtımı yapılabilir ancak bilim adamları arasında da karar verilemedi. ama etkili olduğu görüldü. Bu yüzden geç kalınmış olabilir. Dayanışma konusunda belediyeler daha fazla sorumluluk alabilir. Belediye başkanlığı zamanımda nakit yardımı da eğitim yardımı da yaptık. Belediyelerin bunun için ayrı bir hesap açmalarına da gerek yok. İstanbul Ankara İzmir büyük bütçeli belediyeler. Sosyal yardımlaşma kaleminden bunları yapabilirler. Bu konuyla ilgili tartışmalar oldu. Kampanyalar valiliklere bağlandı ama belediyelerin bağış alma imkanları var. Oradan rahatlıkla kullanabilirler. Ancak artık tüm işler durdu. Dolayısıyla kaynaklarımızı insanların yaşamına kaydırabiliriz.Bu anlamda bir kriz yaratmanın anlamı yok" dedi.
Belediyelerin kar kurumları olmadığını söyleyen Karabağ, "Belediye gelir kapısı değil hizmet yeridir. Özellikle ilçe belediyelerinin bütçesi sınırlı. Gelir gider dengesi kurmakta zorlanılıyor. Ama belediyelerde çalışanlarım maaşları ile tasarruf edilmek düşünülüyorsa bu yanlıştır. Hizmetten tasarruf olmaz. Ben görevde bulunduğum süre içinde çalışanlarımızın yaşam şartları açısından sendikalaşmalarını sağladık. Ancak yeterli midir değildir. Şu anda milyonlar işsiz. Bin tl lik yardım nereye kadar yetecek. Muhakkak kaynak bulunması gerekiyor. Belediyelerin de bütün bütçeyi yatırımlardan çok sosyal yardımlara yöneltmesi gerekiyor.
BizBizeYeteriz kampanyası bunun için yeterli değil. Devletin kötü gün için ayrılan parayı koruması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
"Çöpü az toplayayım tasarruf edeyim diyemezsiniz"
Belediyelerin işçi çıkartarak tasarruf edilmeyeceğine tekrar dikkat çeken Karabağ: "Taşeron yasası ile kadroya geçişler sırasında 80 işçimiz yaştan dolayı emekli oldu. Bu işçi açığını giderebilmek için Çevre Bakanlığından izin almamız gerekiyordu. Başvurumuz sonucunda 30 işçi alabileceğimiz söylendi. Bu 30 arkadaşı aldık ve çeşitli birimlere dağıttık. Söylendiği gibi kadrolarda şişirilme değil azalma olmuştu. Ancak temizlik işlerinde kamyonları azaltarak sorunları gideremezsiniz. Temizlik kamyonu ve personeliniz azalttığınızda Bayraklı gibi dar sokakları olan bir ilçede hizmetten tasarruf etmiş olursunuz. Çöpü az toplayayım tasarruf edeyim diyemezsiniz. O zaman masraf oluyor diye belediyeyi kapatmanız lazım. Öncelikle kafa yapısının değişmesi lazım. Belediyecilik gönül işidir. Taşın altına elinizi koymanız lazım" şeklinde konuştu.
Belediye aşevleri konusunda bunları önceden düşülmesi gerektiğini söylerken Karabağ: " Sonuçta muhalif bir iktidar ve cepheleşen bir yapısı var. Bunun için ayrı bir kampanyalı hesap açılmaması gerekiyordu. Buna hiç girmeden yapabilirlerdi. Belediyelerin bu konuda uyanık olması gerekir" diye ekledi.







