8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadına yönelik şiddet hakkında konuşan Sarı, "Keşke bugün kadına yönelik şiddeti değil, kadınların başarılarını konuşabilseydik." dedi. Öykü Orakçı'nın "İş hayatında kadının kadına şiddetini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna cevap veren Sarı, "Kadın kadının kurdu olmamalı, kardeşi olmalı." ifadelerini kullandı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadına yönelik şiddet hakkında konuşan gazeteci yazar Aslı Mercan Sarı, "Ne yazık ki yıllardır kalemim çocuk istismarı ve kadın cinayetleri yazıyor. Medya kadın cinayetlerini arttırıyor ve sıradanlaştırıyor. Bu yıllar önce kaleme aldığım bir konu. Ataerkil zihniyeti eğitimle değiştirebiliriz ama daha çok yolumuz var. Sonuçta o evlatları da biz doğuruyoruz, biz eğitiyoruz. Burada kadınlara çok büyük görev düşüyor. Anne ne verirse çocuk onu alıyor. Toplumumuz tarafından çocuklar ataerkil düşünce empoze edilerek, erkeğin daha üstün olduğu düşüncesi empoze edilerek büyütülüyor. Bu çocuk büyüdüğünde kadınla eşit olma düşüncesini sindiremiyor.
Biz ne kadar sesimizi gür çıkarmaya çalışsak da yasalara geldiğimizde tıkanıyoruz. Orada önden alınan arkadan bırakılıyor. İstanbul Sözleşmesi çok yanlış tanıtıldı. İçeriğine baktığımızda sadece kadınları koruyor. Bu konuda bana çok mesaj geliyor. Güvende değilim can güvenliğim yok diye... Koruma kararı aldık, şikayetçi olduk... Ancak yeterli değil. Hafta Sonu Samsun'da yaşanan vahşete bakalım. Kadın defalarca şikayetçi olmuş. " şeklinde konuştu.
Öykü Orakçı'nın "İş hayatında kadının kadına şiddeti nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna cevap veren Sarı,"Bir kadının bir kadını tehlike olarak gördüğüne tanık olunca gerçekten üzülüyorum. Mesela Magazin İzmir Dergisi'nde genel yayın yönetmeniyim. Çevreme hep dostlarımı aldım. Bir şeyi başaracaksak hep birlikte başaracağız. Kadınlar başarsın. Kadınlar zirveye çıksın. Bu çok güzel bir şey. Benim çevremde böyle insanlar yok. Böyle bir insanla karşılaştığımda ise hemen ondan uzaklaşıyorum, aynı masaya bile oturmam. Kadın kadının kurdu olmamalı. Kadın kadının kardeşi olmalı. " dedi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadına yönelik şiddet hakkında konuşan gazeteci yazar Aslı Mercan Sarı, "Ne yazık ki yıllardır kalemim çocuk istismarı ve kadın cinayetleri yazıyor. Medya kadın cinayetlerini arttırıyor ve sıradanlaştırıyor. Bu yıllar önce kaleme aldığım bir konu. Ataerkil zihniyeti eğitimle değiştirebiliriz ama daha çok yolumuz var. Sonuçta o evlatları da biz doğuruyoruz, biz eğitiyoruz. Burada kadınlara çok büyük görev düşüyor. Anne ne verirse çocuk onu alıyor. Toplumumuz tarafından çocuklar ataerkil düşünce empoze edilerek, erkeğin daha üstün olduğu düşüncesi empoze edilerek büyütülüyor. Bu çocuk büyüdüğünde kadınla eşit olma düşüncesini sindiremiyor.
Biz ne kadar sesimizi gür çıkarmaya çalışsak da yasalara geldiğimizde tıkanıyoruz. Orada önden alınan arkadan bırakılıyor. İstanbul Sözleşmesi çok yanlış tanıtıldı. İçeriğine baktığımızda sadece kadınları koruyor. Bu konuda bana çok mesaj geliyor. Güvende değilim can güvenliğim yok diye... Koruma kararı aldık, şikayetçi olduk... Ancak yeterli değil. Hafta Sonu Samsun'da yaşanan vahşete bakalım. Kadın defalarca şikayetçi olmuş. " şeklinde konuştu.
Öykü Orakçı'nın "İş hayatında kadının kadına şiddeti nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna cevap veren Sarı,"Bir kadının bir kadını tehlike olarak gördüğüne tanık olunca gerçekten üzülüyorum. Mesela Magazin İzmir Dergisi'nde genel yayın yönetmeniyim. Çevreme hep dostlarımı aldım. Bir şeyi başaracaksak hep birlikte başaracağız. Kadınlar başarsın. Kadınlar zirveye çıksın. Bu çok güzel bir şey. Benim çevremde böyle insanlar yok. Böyle bir insanla karşılaştığımda ise hemen ondan uzaklaşıyorum, aynı masaya bile oturmam. Kadın kadının kurdu olmamalı. Kadın kadının kardeşi olmalı. " dedi.









Malesef çoğu kadin kadının düşmani...bu kötü enerjiyi hemen alırım ve anında o ortamdan uzaklaştım...aslında sırf kadin değil cinsiyet ayırmadan kötü enerjiyi alma gibi bi özelliğim var ve hemen o ortam ve kişiden tüm bağlarımı koparır selam bile vermem...ama öyle bir çıkmaz yola girdim ki enerjisi çok kötü ve beni psikolojik ve fiziksel olarak çok yiprandigim halde o ortamda kalmak zorundayım.. bir çatı ve bir tabak yemeğin bedeli çok ağır...aslında ağır değil devletin verdiği emekli maaşlarının düşüklüğü nedeniyle ayrı bir yere cikamamanin çaresizliği...