DEPREMDE MAĞDUR OLDULAR ŞİMDİ DE BİNALAR YIKILIRKEN ZEHİR SOLUYORLAR

Bilindiği gibi, 30 Ekim 2020 tarihinde Sisam adası açıklarında meydana gelen deprem İzmir'in Bayraklı ve Bornova ilçelerinde etkili olmuş, söz konusu depremde birçok bina yıkılmış, çok sayıda binada ise ağır veya orta hasar tespit edilmişti. Bugünlerde özellikle Bayraklı ilçesinde ağır ve orta hasarlı binaların yıkımı yapılmaktadır. Ve yıkım esnasında etrafı toz bulutu kaplamaktadır.

DEPREMDE MAĞDUR OLDULAR ŞİMDİ DE BİNALAR YIKILIRKEN ZEHİR SOLUYORLAR

Bilindiği gibi, 30 Ekim 2020 tarihinde Sisam adası açıklarında meydana gelen deprem İzmir'in Bayraklı ve Bornova ilçelerinde etkili olmuş, söz konusu depremde birçok bina yıkılmış, çok sayıda binada ise ağır veya orta hasar tespit edilmişti. Bugünlerde özellikle Bayraklı ilçesinde ağır ve orta hasarlı binaların yıkımı yapılmaktadır. Ve yıkım esnasında etrafı toz bulutu kaplamaktadır.

DEPREMDE MAĞDUR OLDULAR ŞİMDİ DE BİNALAR YIKILIRKEN ZEHİR SOLUYORLAR
20 Nisan 2021 - 11:56

Uzmanlara göre binalarda kullanılan malzemelerden ortaya çıkan tozların içerdiği zehirli maddeler birçok sağlık sorununa neden olmaktadır. Özellikle, 2010 öncesi yapılan ve deprem sonrası ağır ve orta hasarlı olması nedeniyle yıkılan binalarda kullanılan inşaat malzemelerinin asbest içermesi, yıkım esnasında havaya saçılan asbestli tozların insan sağlığını olumsuz etkilemesine ve kanser riskine yol açmaktadır. Yıkım sırasında sadece asbestli tozların değil civa, kurşun, kadmiyum ve küf mantarı gibi zararlı maddelerin de açığa çıktığı belirtilmektedir. Halk sağlığını ve çevreyi korumak için kentsel dönüşüm kapsamında ömrünü doldurmuş veya deprem gibi nedenlerle ağır veya orta hasarlı olup yıkılacak yapılarla ilgili mevzuata uyulması gerekiyor: İnşaat yıkımı öncesinde asbest içerikli veya zehirli malzemelerin bulunup bulunmadığı ve hangi asbest türleri olduğu belirlenerek asbest raporu hazırlanması, binaların ancak asbest envanter raporu çıkarıldıktan sonra yıkılması gerektiği belirtiliyor. 

Ayrıca, Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde "yıkım esnasında toz kalkmaması ve yıkılan kısma ait malzeme ve molozların çalışma ortamından güvenli bir şekilde uzaklaştırılması için gerekli tedbirler alınır" denilmektedir. Bu nedenle yıkımlarda toz oluşmasını engelleyecek tekniklerin kullanılması gerekir. Gelişmiş ülkelerde yıkım yapılacak binanın etrafı kapatılarak çevresi ile bağı kopartılmakta ve yıkımdan kaynaklı toz bulutu önlenmektedir. 

Ancak ülkemizde yıkım işleri bütün bu önlemler alınmadan, bilinçsizce ve ilkel yöntemlerle yapılmaktadır. Bina dozerlerle yıkılıyor ve yıkıldıktan sonra sulanarak toz bulutu oluşması önlenmeye çalışılıyor. Ama görüyoruz ki her yıkımdan sonra ortalığı toz bulutu kaplıyor.

Sağlık hakkı temel insan haklarından biridir. Devlet vatandaşların sağlığını korumak için gerekli önlemleri almak zorundadır. Bu nedenle Yeşil Sol Parti İzmir İl Örgütü olarak yıkım nedeniyle ortaya çıkan toz bulutundan etkilenen vatandaşları doğrudan dilekçe vererek veya Alo 181 hattı üzerinden şikayetlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerine iletmeye, yıkımları denetlemekten sorumlu kurumları ise halkın şikayetlerini dikkate alarak gerekli denetimleri yapmaya çağırıyoruz.

​​

​​​​​​ YEŞİL SOL PARTİ İZMİR İL ÖRGÜTÜ


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum