Can Radyo'da Gökhan Kafalı ile Egenin Gündemi programının konuğu CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan oldu. Bakan, iktidarın değişeceğinin sinyallerini hem bürokrasiden hem de iş dünyasından aldıklarını söyledi. Seçim kanundaki değişikleri değerlendiren Bakan, “İktidarlar gideceklerinin anladıkları zaman seçim kanunuyla oynamaya başlarlar” ifadelerini kullandı.
Programan satır başları şöyle...
Siyasi partiler ne zaman dara düşseler, seçimi kaybedeceklerini anlasalar seçim kanunu ile oynamaya başlarlar. Bu 1957’de DP ile başladı, 1987’de Özal da aynı şeyi yaptı. Ancak ona da kurduğu tuzaklar yaramadı. Bunlarda şu an seçim kanunu değiştirerek özellikle küçük partilere bir baraj getiriryorlar. Bu kurdukları oyun ilk seçimde bozulacak. Topluma biz seçimden korkuyoruz mesajını veriyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar iktidarı gidişini engelleyemezler. Seçim kanununda 3 tane önemli değişiklik var. Seçimlerde seçim kurulu başkanları, il seçim kurulu başkanları, ilçe seçim kurulu başkanları o ilin ve o ilçenin en kıdemli hakimi olur. Bu ne demek? Neden en kıdemli hakimi il ilçe hakimi olur. Çünkü en kıdemli hakim en az etki altında kalan hakimdir. En adil kararı verebilecek hakimdir. Bunun örneğini İstanbul seçimlerinde gördük. O en kıdemli hakimler etki altında kalmadılar. Soruşturma başlattılar o hakimler için. Hiçbiri yargılanmadı. Şimdi onun yerine kuraya tabi tutuyorlar. Birinci sınıfa ayrılmış hakimlerin tamamını kuraya tabi tutuyorlar. Şunu hedefliyorlar: Diyorlarki hakimler savcılar kurulu bizim elimizde. Hakimler savcılar kurulunun büyük çoğunluğunu Cumhurbaşkanlığı atıyor. O hakimler savcılar kurulu da hakimlerin savcıların özlük işlerini, atamalarını, disiplin işlemlerini hepsinin yapıyor. Dolayısıyla emekliliğine çok olan hakimler, savcılar bizim kararlarımıza boyun eğerler diye düşünüyorlar. Çok sayıda AKP il başkanı, ilçe başkanı AKP’den milletvekili adayı olmuş insanları avukatların hakim olmasına izin veren yasal değişikle hakim yaptılar. Dolayısıyla kuradan bizim il, içe başkanı olan kişiler çıkabilir diye düşünüyorlar. Böyle bir oyun var. Bir başka yükü seçim yasakları...Milletvekili seçim kanunu Milletvekillerini, başbakanı, bakanları seçim yasağına tabi tutar. Size verilen araçları kullanamazsınız, personeli kullanamzsınız, devletin olanaklarını kullanamazsınız. Şimdi yasayı değiştirirken bakanlar ve milletvekilleriyle ilgili düzenlemeyi koruyorlar ama Cumhurbakanını seçim yasağına tabi tutmuyor. Sen devletin tüm olanaklarıyla, topunla, tüfeğinle, arabanla, uçağınla, kamu bürokrasisini arkana alarak gittiğin yerde valinle, kaymakamınla, jandarmanla, polisinle bir seçim kampanyası yapabilirsin. Ama karşındaki kural neyse ona göre davranacak. Burada asimetrik bir güç oluşturuyorlar. Devletle partiyi yarıştırıyorlar. Cumhurbaşkanının da seçim yasaklarına dahil olması gerekir. Ne yaparlarsa yapsınlar oy kaybetmeye devam ediyorlar. Çünkü milletin derdi seçim değil geçim. Geçim seçimi belirliyor Sen geçim sorununu çözmediğin sürece seçim kanununda istediğin değişikliği yap iktidardan düşmekten kurtulamazsın.

Kamu bürokrasisinde hissedilen bir şey var. Geçmişte AKP bürokratı dediğimiz birçok bürokratın tavrı davranışı değişti. Gidecekler, gidebilirler duygusu devlet bürokrasisine hakim olmaya başladı. İş dünyasında da bu böyle. Biz bir ile gittiğimizde sanayi odası başkanı, ticaret odası başkanı görüşme istemezdi. Biz bir toplantı düzenlediğimizde gelmekten imtina ederlerdi. Şimdi korku duvarları yıkıldı. Ethem Sancar’ın durumu farklı. O aslında hem bir şeyi itiraf etmiş hem de Türkiye, Amerika’nın büyük ortadoğu projesi doğrultusunda ılımlı islamı iktidara getirebilmek için bir model ülke olarak seçildi ve Tayyip Erdoğan da o doğrulruda desteklendi diye düşünüyorum.Ancak o ılımlı islam projesinin doğru olmadığı ortaya çıktı.
Türkiye’deki göçmenlerin sayısı 4 milyonun üzerinde. Sadece Suriyeli yok. Afrika’dan, Asya’dan, İran’dan, Pakistan’dan, Afganistan’dan çok sayıda göçmen geldi. Türkiye’de çok sayıda kayıt dışı göçmen var. Özellikle Afganistan’dan 20’li yaşlarda çok sayıda göçmen geliyor. Bu gençler hayatlarında hiç barışı yaşamadılar. Sovyetler Afganistan’ı işgal etti. Arkasından İkiz Kuleler’e olan saldırılardan sonra Amerika Afganistan’ı işgal etti. Aşiretler birbiriyle savaşıyorlardı. Dolayısıyla hep savaş içindelerdi. Hepsi askerlik yapmış, eli silah tutan insanlar bunlar. Yanlarında kadın yok, çocuk yok. Niye bunlar Türküye’de? Bu çok ciddi bir güvenlik sorunu oluşturuyor. Bu duruma bir çözüm bulmak gerekiyor. Biz iktidara geldikten sonra bu Afganları, Suriyelilere davulla zurnayla memleketlerine göndereceğiz.
Türkiye’nin şu an yaşadığı derin ekonomik krizin nedeni dünyanın bu iktidara güvenmemesi. Bu iktidarı riskli buluyor. Birçok konuda Türkiye Batı’daki güvenini kaybetmiş durumda. Türkiye’nin yayılmacı bir ülke izlenimi vermesi, Emevi camiisinde namaz kılacağız gibi söylemleri Türkiye’nin risk primini yükseltiyor. Risk primi nedir? Türkiye’deki iş insanları yatırım yapmak için yurtdışı kredileri kullanamıyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin güvenilir bir iktidara ihtiyacı var. Hukukun olmadığı yerde de güven olmaz. Merkez Bankası’nın bağımsız olduğu yargının bağımsız olduğu, hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkkede insanlar yatırım yapar. Türkiye’de AKP’nin gideceği anlaşıldığı anda doların düştüğünü göreceksiniz. Enflasyon düşmeye başlayacak. Yatırım yapılmaya başlanacak.
Programan satır başları şöyle...
Seçim Kanunu Değişikliği: Devletle Partiyi Yarıştırıyorlar
Siyasi partiler ne zaman dara düşseler, seçimi kaybedeceklerini anlasalar seçim kanunu ile oynamaya başlarlar. Bu 1957’de DP ile başladı, 1987’de Özal da aynı şeyi yaptı. Ancak ona da kurduğu tuzaklar yaramadı. Bunlarda şu an seçim kanunu değiştirerek özellikle küçük partilere bir baraj getiriryorlar. Bu kurdukları oyun ilk seçimde bozulacak. Topluma biz seçimden korkuyoruz mesajını veriyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar iktidarı gidişini engelleyemezler. Seçim kanununda 3 tane önemli değişiklik var. Seçimlerde seçim kurulu başkanları, il seçim kurulu başkanları, ilçe seçim kurulu başkanları o ilin ve o ilçenin en kıdemli hakimi olur. Bu ne demek? Neden en kıdemli hakimi il ilçe hakimi olur. Çünkü en kıdemli hakim en az etki altında kalan hakimdir. En adil kararı verebilecek hakimdir. Bunun örneğini İstanbul seçimlerinde gördük. O en kıdemli hakimler etki altında kalmadılar. Soruşturma başlattılar o hakimler için. Hiçbiri yargılanmadı. Şimdi onun yerine kuraya tabi tutuyorlar. Birinci sınıfa ayrılmış hakimlerin tamamını kuraya tabi tutuyorlar. Şunu hedefliyorlar: Diyorlarki hakimler savcılar kurulu bizim elimizde. Hakimler savcılar kurulunun büyük çoğunluğunu Cumhurbaşkanlığı atıyor. O hakimler savcılar kurulu da hakimlerin savcıların özlük işlerini, atamalarını, disiplin işlemlerini hepsinin yapıyor. Dolayısıyla emekliliğine çok olan hakimler, savcılar bizim kararlarımıza boyun eğerler diye düşünüyorlar. Çok sayıda AKP il başkanı, ilçe başkanı AKP’den milletvekili adayı olmuş insanları avukatların hakim olmasına izin veren yasal değişikle hakim yaptılar. Dolayısıyla kuradan bizim il, içe başkanı olan kişiler çıkabilir diye düşünüyorlar. Böyle bir oyun var. Bir başka yükü seçim yasakları...Milletvekili seçim kanunu Milletvekillerini, başbakanı, bakanları seçim yasağına tabi tutar. Size verilen araçları kullanamazsınız, personeli kullanamzsınız, devletin olanaklarını kullanamazsınız. Şimdi yasayı değiştirirken bakanlar ve milletvekilleriyle ilgili düzenlemeyi koruyorlar ama Cumhurbakanını seçim yasağına tabi tutmuyor. Sen devletin tüm olanaklarıyla, topunla, tüfeğinle, arabanla, uçağınla, kamu bürokrasisini arkana alarak gittiğin yerde valinle, kaymakamınla, jandarmanla, polisinle bir seçim kampanyası yapabilirsin. Ama karşındaki kural neyse ona göre davranacak. Burada asimetrik bir güç oluşturuyorlar. Devletle partiyi yarıştırıyorlar. Cumhurbaşkanının da seçim yasaklarına dahil olması gerekir. Ne yaparlarsa yapsınlar oy kaybetmeye devam ediyorlar. Çünkü milletin derdi seçim değil geçim. Geçim seçimi belirliyor Sen geçim sorununu çözmediğin sürece seçim kanununda istediğin değişikliği yap iktidardan düşmekten kurtulamazsın.

Bürokraside ve İş Dünyasında İktidarın Değişeceği Duygusu Hakim
Kamu bürokrasisinde hissedilen bir şey var. Geçmişte AKP bürokratı dediğimiz birçok bürokratın tavrı davranışı değişti. Gidecekler, gidebilirler duygusu devlet bürokrasisine hakim olmaya başladı. İş dünyasında da bu böyle. Biz bir ile gittiğimizde sanayi odası başkanı, ticaret odası başkanı görüşme istemezdi. Biz bir toplantı düzenlediğimizde gelmekten imtina ederlerdi. Şimdi korku duvarları yıkıldı. Ethem Sancar’ın durumu farklı. O aslında hem bir şeyi itiraf etmiş hem de Türkiye, Amerika’nın büyük ortadoğu projesi doğrultusunda ılımlı islamı iktidara getirebilmek için bir model ülke olarak seçildi ve Tayyip Erdoğan da o doğrulruda desteklendi diye düşünüyorum.Ancak o ılımlı islam projesinin doğru olmadığı ortaya çıktı.
Türkiye’deki Afganlar Ciddi Bir Güvenlik Sorunu
Türkiye’deki göçmenlerin sayısı 4 milyonun üzerinde. Sadece Suriyeli yok. Afrika’dan, Asya’dan, İran’dan, Pakistan’dan, Afganistan’dan çok sayıda göçmen geldi. Türkiye’de çok sayıda kayıt dışı göçmen var. Özellikle Afganistan’dan 20’li yaşlarda çok sayıda göçmen geliyor. Bu gençler hayatlarında hiç barışı yaşamadılar. Sovyetler Afganistan’ı işgal etti. Arkasından İkiz Kuleler’e olan saldırılardan sonra Amerika Afganistan’ı işgal etti. Aşiretler birbiriyle savaşıyorlardı. Dolayısıyla hep savaş içindelerdi. Hepsi askerlik yapmış, eli silah tutan insanlar bunlar. Yanlarında kadın yok, çocuk yok. Niye bunlar Türküye’de? Bu çok ciddi bir güvenlik sorunu oluşturuyor. Bu duruma bir çözüm bulmak gerekiyor. Biz iktidara geldikten sonra bu Afganları, Suriyelilere davulla zurnayla memleketlerine göndereceğiz.
AKP’nin Gideceği Anlaşıldığı An Dolar Düşecek
Türkiye’nin şu an yaşadığı derin ekonomik krizin nedeni dünyanın bu iktidara güvenmemesi. Bu iktidarı riskli buluyor. Birçok konuda Türkiye Batı’daki güvenini kaybetmiş durumda. Türkiye’nin yayılmacı bir ülke izlenimi vermesi, Emevi camiisinde namaz kılacağız gibi söylemleri Türkiye’nin risk primini yükseltiyor. Risk primi nedir? Türkiye’deki iş insanları yatırım yapmak için yurtdışı kredileri kullanamıyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin güvenilir bir iktidara ihtiyacı var. Hukukun olmadığı yerde de güven olmaz. Merkez Bankası’nın bağımsız olduğu yargının bağımsız olduğu, hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkkede insanlar yatırım yapar. Türkiye’de AKP’nin gideceği anlaşıldığı anda doların düştüğünü göreceksiniz. Enflasyon düşmeye başlayacak. Yatırım yapılmaya başlanacak.





