CHP'li belediyelere artan operasyonlar ve son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in gözaltına alınıp ardından tutuklanmasıyla partinin tutumunun yeniden ele alınması konusunda çağrılar yapılmış, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın "Her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Bunu seyredemeyiz. Bütün belediye başkanlarımız artık tedirgin. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor" ifadesini kullanmıştı.Bu çağrıların ardından operayonlara ilişkin yeni yol haritasını belirlemek için CHP'li büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanları ve büyükşehirlerin ilçe belediye başkanları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında saat 11.00'de Parti Genel Merkezi'nde bir araya geldi.Toplantının sona ermesinin ardından Özel'den önce bazı belediye başkanları konuştu. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, şunları kaydetti:"Birlik ve beraberlik kolay zamanların değil, zor zamanların en büyük sınavıdır. Ama bizim için birlik ve beraberlik sadece bir söylem değildir. Bizim için birlik ve beraberlik, ortak bir hedefte buluşmak ve o hedefe birlikte yürüyebilmektir. Farklı değerlendirmelerimiz olabilir ama söz konusu memleket, demokrasi ve millet iradesi olduğunda aynı kararlılıkla hareket ederiz.Biz belediye başkanları olarak bu yolu tek başına yürümediğimiz biliyoruz. Bu yolun içinde örgütümüzün emeği var. Seçmenimizin güveni var. Yol arkadaşlarımızın alın teri var. Şehirlerimizin bizden beklediği sorumluluklar var. Bu süreçte zorlandığımız anlar oldu. Ama her seferinde daha güçlü durduk. Her baskıda daha kararlı olduk. Her zorlukta daha sıkı kenetlendik ve yolumuza devam ettik. Çünkü bizi güçlü kılan aynı mücadelede buluşabilme irademizdir.
"ENGELLERLE DE MÜCADELE EDİYORUZ"
Son dönemlerde yaşananları tek tek anlatmaya gerek yok. Hepimiz aynı tabloya bakıyoruz. Hepimiz aynı soruyu kendimize soruyoruz. Böyle mi devam edecek? Biz belediye başkanları olarak bu soruya kendi adımıza cevap veriyoruz. Bu tabloyu normal bulmuyoruz. Ama bu tablo karşısında geri çekilmeyeceğimizi de açıkça söylüyoruz. Çünkü biz bu görevlere bize verdiği sorumluluğu taşımak için geldik. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi temsil ediyoruz. Şehirlerimizi ayağa kaldırmak için çalışıyoruz. Ama artık yalnızca hizmet üretmekle değil, o hizmetin önüne konulan engellerle de mücadele ediyoruz."BİZ YARGILANMAKTAN KAÇMIYORUZ"
Her sabah yeni bir operasyon haberiyle uyanan bir düzende hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Sadece biz değil, belediyelerde görev yapan mesai arkadaşlarımız da aynı tedirginliği yaşıyor. CHP'li belediyelere reva görülen tutum karşısında karar yavaşlıyor, süreç uzuyor, hizmet aksıyor. Peki bunun bedelini kim ödüyor? Vatandaş ödüyor. Bizim itirazımız tam da burada. Açık konuşalım. Biz yargılanmaktan kaçmıyoruz. Ama yargının bir baskı aracına dönüşmesine razı olmuyoruz. Biz dokunulmazlık istemiyoruz. Eşit hukuk istiyoruz. Suç varsa hukuk içinde gereği yapılır. Ama daha baştan insanları suçlu ilan eden, yargılamayı değil, cezalandırmayı öne koyan bir anlayış ne hukuka ne de vicdana sığar.Bugün geldiğimiz noktada sadece kişiler değil usuller tartışılıyor. Aylarca iddianame bekleyen belediye başkanlarımız varsa, ne ile suçlandığını bilmeden özgürlüğünden mahrum bırakılan bürokratlarımız varsa, ortada sadece dosya değil, adalet duygusu zedelenmiştir. Bir hukukçu olarak söylüyorum. Hukuk belirsizlikle işlemez. Hukuk korku üreterek işlemez. Hukuk güven vererek işler. Bugün ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız ve biz buna sessiz kalmayacağız.TUTUKLANANLAR YALNIZCA BİRER İSİM DEĞİLLER
Buradan cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na, bu süreçte dimdik duran tüm belediye başkanlarımıza, yol arkadaşlarımıza ve bürokratlarımıza selam gönderiyorum. Tutuklanan belediye başkanlarımız, bürokratlarımız yalnızca birer isim değiller. Onların geride bıraktıkları aileleri, çocukları, yarım kalan hayatları var. Bu süreç sadece onları değil, evlerini, düzenlerini, sevdiklerini etkiliyor. Bir çocuğun bekleyişi, bir eşin sabrı var. Bir ailenin dayanma mücadelesi var. O aileler bugün en az onlar kadar bu yükü taşıyor, en az onlar kadar bu mücadelenin parçası oluyor. Onların gösterdiği duruş, bu mücadelenin ne kadar haklı olduğunu zaten ortaya koyuyor.Bu süreç bize şunu bir kez daha göstermiştir. Artık birlikte hareket etmek bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bizim birlik çağrımız bir savunma değil, bir iddiadır. Bu ülkeyi birlikte yönetme iddiasıdır. Çünkü biz bu ülkenin dört bir yanında başka bir yerel yönetim anlayışının mümkün olduğunu gösterdik. Şimdi aynı kararlılıkla şunu söylüyoruz: biz buradayız, geri adım atmıyoruz ve bu mücadeleyi büyütüyoruz."MİLLETİMİZ BİZDEN SUSMAMIZI DEĞİL, DİK DURMAMIZI BEKLİYOR"
Hemşerilerimiz, milletimiz bizden susmamızı değil, dik durmamızı bekliyor. Dağılmamızı değil, birlik olmamızı bekliyor. Biz de bunu yapacağız. Hizmet etmeye devam edeceğiz. Hukuku savunacağız. Birbirimize sahip çıkacağız. Ve bu ülkeye yeniden adaleti, yeniden güveni, yeniden umudu getireceğiz.Bu topraklar, kararlılıkla yola çıkanların tarih yazdığı topraklardır. Sayın Genel Başkanım, sıklıkla sizlerin de ifade ettiği üzere Osmanlı'ya 92 yıl başkentlik yapmış Edirne'den yola çıkan Fatih Sultan Mehmeti İstanbul'a yürüyerek tarihin akışını değiştirmiştir. O gün, 'Beni seven arkamdan gelsin' diyerek bir devri kapatıp, yeni bir devri başlatmıştır. Bugün biz de aynı kararlılıkla Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu CHP'nin kadroları olarak sizin, genel başkanımızın liderliğinde yürütülen mücadelede aynı kararlılıkla, aynı inançla yol yürümeye devam devam edeceğiz. Çünkü bir başka yol yok. Ve son söz: Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.""DİMDİK AYAKTA DURDUĞUMUZU SÖYLEMEK İÇİN BİR ARADAYIZ"
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, yaptığı konuşmada, "Bugün sıradan bir toplantı yapmıyoruz. Milletimizin helal oylarıyla seçilen dayanışmayı büyütmek, umudu diri tutmak için bir aradayız" dedi.Halkın 31 Mart seçimlerinde CHP'ye tarihi bir sorumluluk verdiğini söyleyen Ünlüce, şunları kaydetti:"Türkiye'nin geleceğini sırtlayacak kadrolar olarak baba ocağında dimdik ayakta durduğumuzu söylemek için bir aradayız. Milletimiz 31 Mart'ta bizi tarihi bir göreve çağırdı. Çok çalıştık, çok mücadele ettik. Genel Başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde Türkiye'nin birinci partisi olduk. Her birimiz halkımızın emanetini büyük bir sorumlulukla omuzladık. Gece gündüz, yaz kış, soğuk sıcak demeden çalıştık. Halkçı, sosyal belediyecilikle milletimizle kucaklaştık. Halkın belediyeleri olarak hizmeti siyasetten de üstün gördük. Neler yaşamadık ki? Ekonomik zorluklar, siyasi baskılar, soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar.Bizlerin de birer ailesi olduğunu, çocukları olduğunu unutarak sayısız iftiralar attılar. Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durubay başkanlarımızla bazı hikayelerimiz yarım kaldı. Bir sözümüz de burada onlara olsun. Bu karanlık bitecek, bu millet gülecek."SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINDA YENİ BİR ÇIĞIR AÇTIK"
Seçimlerin üzerinden 2 yılı aşkın bir zaman geçti. Memleketin dört bir köşesinde çocuklar, kadınlar, gençler, emekçilerle hep kol kolayız. Sosyal belediyecilik anlayışında yeni bir çığır açtık. Belediyeciliği yalnız yol yapmak, altyapı olarak görmedik. İnsana dokunduk, hayatı kolaylaştırdık, adaleti ve eşitliği her mahalleye, her sokağa, her caddeye yaydık. Her projemizi halkımızla birlikte oluşturduk. Bir çocuğun mutluluğu, bir gencin umudu, bir kadının özgürlüğü, bir çiftçinin emeği, bir emeklinin tebessümü olduk.Bizim yürüyüşümüz sıradan bir yürüyüş değildir. Bu, iktidar yürüyüşüdür. Ancak bu iktidar, öfkenin değil, adaletin iktidarı olacak. Korkunun değil, özgürlüğün iktidarı olacak. Biz bu ülkenin yarınlarına inanıyoruz. Biz bu ülkenin insanına inanıyoruz. Biz bu ülkenin zengin kaynaklarına inanıyoruz.Partimiz bu toprakların en köklü, en kapsayıcı siyasi geleneğidir. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin de millet egemenliğinin de yegâne temsilcisidir. Genel Başkanımız Özgür Özel'in siyasette kadın temsiliyetini artırma çabası çok önemlidir. Parti yönetiminde, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde, yerel yönetimlerde, kısacası kadınlar her yerde. Tüzük Kurultayı'mızın ardından yüzde 33 olan kota kademeli olarak önce yüzde 40'a, sonra da yüzde 50'ye yükselecek. Kadınların söz sahibi olması demek daha adil, daha şeffaf ve daha kapsayıcı bir yönetim demek. Şehirlerimiz kadınlarla yükselecek. Ülkemiz kadınlarla refaha ulaşacak, demokrasi ve adalet kadınlarla inşa edilecek."YOLUMUZ HİÇ KOLAY DEĞİL, DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ HİÇ DEĞİL"
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında milletimizin umuda, güvene, adil bir yönetime ihtiyacı var. Bu ülkenin artık kutuplaşmaya değil, kardeşliğe, birliğe ihtiyacı var. Yoksullaştıran politikalara değil, adil paylaşıma ihtiyacı var. Kamucu eğitim, sağlık, sosyal politikalara ihtiyacı var. Karanlığa değil, aydınlığa ihtiyacı var. Hava gibi, su gibi adalete ihtiyacı var. İşte bu umudu büyütecek olan halkçı başkanlar olarak bizler karşınızdayız, huzurunuzdayız.Şehirlerimizde uyguladığımız sosyal, halkçı ve ilerici yerel yönetim anlayışı halkımızdan büyük teveccüh görüyor. Her projemizle şehirlerimize umut olmaya devam edeceğiz. Dirençli siyaset, dirençli demokrasi, dirençli şehirler inşa etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz, yolumuz uzun, yolumuz meşakkatli. Yolumuz hiç kolay değil, dikensiz gül bahçesi hiç değil. Ancak arkamızda anaların duası, babaların desteği, gençlerin azmi, milletimizin kendisi var. Zor olacak ama olacak. Yaşasın demokrasi mücadelemiz, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi. Hep birlikte başaracağız."Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve TBB Başkan Vekili Vahap Seçer, şunları kaydetti:"Her zaman bir arada olmak, iletişim içerisinde olmak, fikir almak bizim zor dönemlerden çıkışımızı daha da kolaylaştırır, yolumuzu açar. Onun için değerli bir toplantı ve çok zor bir dönem. Belki de siyasi tarihimizin en sorunlu dönemlerinden geçiyoruz.İktidarın muhalefete bu kadar saldırdığı ve bunu belediyelerin üzerinden yaptığı belki Türkiye'nin siyasal tarihinde görülmüş bir dönem değil ve bunu acımasızca, hukuksuzca, her türlü eleştiriye açık bir şekilde yapıyor. Hepimiz endişe içerisinde olabiliriz ama şunu da biliyoruz. Mutlaka temkinli olmakta yarar var. Dikkatli olmakta yarar var ama hepimiz de cesurca çalışıyoruz ve çok güzel işler yapıyoruz. Belediye başkanlarımız çok değerli."İKTİDARIN BİR METAL YORGUNLUĞU VE HER TÜRLÜ DEJENERASYON VAR"
Neden Cumhuriyet Halk Partisi'ne iktidara giden yolda belediyeleri üzerinden saldırı yapılıyor? Bir iktidar var. İktidar ne yaparsa yapsın inanılmaz bir yıpranmışlığı var. Bir türlü arabayı toparlayamıyor. Bir türlü hızlanamıyor. Ama diğer taraftan da gümbür gümbür gelen bir ana muhalefet partisi var ve bunun yanında halkın da bir değişim özlemi var. Çeyrek yüzyıldır bir iktidar, bir metal yorgunluğu var. Her türlü dejenerasyon var, bozulmuşluk var. Kendi içlerinde açmaz var.Halk karşısında inandırıcılıkları kalmamış. On yıllardır yolsuzluklar yüzünden eleştirilen iktidar, bakın ne gariptir, nasıl bir paradokstur şimdi yolsuzluklar üzerinden rakibini yıpratmaya çalışıyor. Yazdığı senaryolar, hikayeler, hukuku konuşmamıza gerek yok. Yargı sistemindeki sorunları tekrar tekrar tespit yapmamıza gerek yok. Bugünkü toplantının amacı, bütün gün boyunca konuşmalarımızda tespitten ziyade bundan sonra ne olacağı konusunu tartışmak. Neden Cumhuriyet Halk Partili belediyeler üzerine geliniyor? Neden Sayın Genel Başkan ve Meclis grubu ya da Türkiye'nin önüne koyduğu çözüm önerileri üzerinden iktidar Cumhuriyet Halk Partisi'ne saldırmıyor da belediyeler üzerinden saldırıyor? O da biliyor ki iktidara giden yol Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin başarısından geçer. Bu çok net. Bunun üzerinden ne yapacağımızı konuşacağız.Mutlaka hukuki olarak Sayın Genel Başkanımız, Sayın yöneticilerimiz bu süreçte mağdur edilmiş, haksız yere cezaevine konmuş, cezaevinden çıkmış, göreve iade edilmemiş belediye başkanlarımız, bürokratlarımız üzerinde hukuki desteklerini eksik etmeyecekler. Mutlaka her platformda, başta parlamentoda olmak üzere bunu dile getirecekler ama bakın seçim kapıda. Halk onlara kulak verir. Parlamentodaki konuşmaları izler. Sayın Genel Başkanımızın topluma verdiği mesajı mutlaka izler, mutlaka değerlidir, mutlaka önemlidir."BELEDİYELERİN BİR DEĞİL BİN KAT DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"
Vatandaşın oyunun rengini değiştirebilir ama asıl olan Türkiye'nin sosyokültürel yapısına baktığınız zaman, siyasi geçmişine, siyasi demografisine, toplumun beklentilerine, bugünkü konjonktürel sorunlara baktığınız zaman belediyelerin bir değil bin kat daha önemli olduğunu görüyoruz. Arkadaşlar yoksulluk var. Her hanede var. Her evde var. Dün olmayan, 5 yıl önce olmayan, 10 yıl önce olmayan her hanede şu anda ekonomik sorun var. Adalet sorunu sadece siyasiler için geçerli değil ki. Tarlada çiftçilik yapan vatandaşın da fabrikada çalışan vatandaşın da adalet sorunu var. Yargı sistemine karşı bir mesafesi var ama belediyeler çok önemli, çok da iyi işler yapıyorlar. Gerçekten çok değerlisiniz. Kendinizi çok değerli görmeniz lazım. Partimizin beldede, ilçede, ilde, büyükşehirde sesi belediye başkanlarımız. Her zaman söylüyoruz. Vatandaşa en yakın makamlardır. Halkın kararının, verdiği kararının tecelli ettiği en önemli koltuklar muhtarlıklar, belediye başkanları.Direkt halka etki edebiliyor, hele hele güven veren bir belediye başkanıysa bugüne kadar partimize oy vermemiş seçmenlerin de genel seçimde oyunun rengini değiştirebiliyor. Ki en önemli sorunlarımızdan bir tanesi bu. Genel seçimlerde yüksek oy alıyoruz. Yerel seçimlerde, düzeltiyorum. Neden bunu genel seçimlere bugüne kadar yansıtamadık? Bunu görelim, bu hataları görelim de seçim kapıda bu başarıları bizlere oy olarak yansıyan, destek olarak yansıyan bu başarıları Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarına nasıl tahvil ederiz onun da hesabını yapmak lazım. Bunun yolu belli. Bu güzel işlere daha ilerini katmak. Daha çok halka dokunmak. Daha çok birliktelik yapmak.İMKANI OLMAYAN BELEDİYELERE DESTEK ÇAĞRISI
Bir arada olmak. Belediye başkanlığı kolay bir süreç değil. Hepinizin eline koluna sağlık. Ben de bir belediye başkanı olarak konuşuyorum. Bir taraftan iktidar kurumların imkanlarını size sınırlamış. Kendi belediyelerine sonuna kadar kapıları açıyor, size sınırlıyor. Bir taraftan o zorluğu çekiyorsunuz. Bir taraftan ekonomik açmazlar var, bir taraftan yeni bir belediye başkanıysanız devraldığınız kötü bir miras var. Bütün bunlarla boğuşacaksınız. Bu sorunları alt edeceksiniz, hizmet yapacaksınız. Halkın karşısına daima gülerek çıkacaksınız. Morali yüksek çıkacaksınız. Belediye başkanının suratı asık olmaz. Bütün bunları nasıl yapacağız? Hep beraber yapacağız. Bütün belediye başkanları dayanışacağız.Toplantılarda nelerin konuşulduğu az çok notlardan faydalanarak edindiğimiz bilgiler doğrultusunda konuşuyorum. Bütün belediye başkanlarımız özellikle gelir düzeyi düşük belediyelerimiz, daha imkanları kısıtlı belediyelerimiz, daha çok yüksek imkanı olan belediyelerimizden destek bekliyor. Burada yerden göğe kadar haklılar. Tabii ki her belediyenin kendine göre sorunu var.Her birimiz başta büyükşehirler, il belediyeleri güçlü olarak tabir ettiğimiz belediyeler mümkün olduğunca her yere ulaşmaya gayret ediyoruz. Bu samimiyetimize inanmanızı istiyoruz. Ama herkesin mutlaka kendine göre de bir hesabı var. İmkanları var. Bu imkanları maksimum şekilde sizlere yansıtmak için bundan sonra da daha dikkatli olmaları konusunda bütün belediye başkanlarım benimle hemfikirdir herhalde. Özellikle belde belediyeleri, ilçe belediyeleri, küçük montanlı belediyeler, bölgesel olarak dezavantajlı bölgelerdeki belediyelerimiz."BİZ MÜMKÜN OLDUĞUNCA TBB'Yİ ADALETLİ BİR ŞEKİLDE YÖNETECEĞİZ"
Bundan sonra dayanışmamızı genel merkezimizin önderliğinde, onların desteğiyle, onların koordinasyonuyla çok daha iyi hale getireceğiz. 'Getirebiliriz' demiyorum. Burada bir iddia ortaya koyuyorum, getireceğiz. Bir diğer konu, Belediyeler Birliği gibi yıllardır iktidarın belediye başkanları tarafından yönetilen bir kurumu şu anda biz yönetiyoruz ve yıllardır belediye başkanlığı yapanlar var. Türkiye Belediyeler Birliği'nin yolunu bilmiyordu. Çünkü adaletsiz bir uygulama vardı ama 2024 yılıyla beraber dedik ki biz biliyoruz. Bizden önceki dönemlerde adaletsizlik oldu. Hiç olmazsa ortalama bir adalet kavramıyla biz bunu yönetelim. Ha şunu da duyar gibi oluyorum belediye başkanlarımdan.Sayın başkan, adaletli yönetin ama diğer kurumlar, bakanlıklar, belediyelere imkan sağlayan ayni, nakdi destek olan kurumlar ana muhalefetin belediyelerine aynı adaletli tavrı göstermiyor. Değil mi? Hepiniz bunu söylüyorsunuz. Haklısınız. Burada da yerden göğe kadar haklısınız ama biz mümkün olduğunca kurumu adaletli bir şekilde yöneteceğiz ama tabii ki sizleri her zaman koruyup kollayacağız. Haksızlıklarla karşı karşıya kalmayınız diye. Özellikle imkanları kısıtlı belediyelerimizi Türkiye Belediyeler Birliği olarak her zaman yanlarında duracağız. Mutlaka AKP'li belediye de, MHP'li belediye de, Cumhur İttifakı'na mensup belediyeler ya da DEM Parti, İYİ Parti, Saadet Partisi, Yeniden Refah hepsine biz aynı kanaatte bakıyoruz. Bütün başkanlarımızın yanında duralım. Biz bir taraftan şikayet ettiğimiz adaletsizlik bu ülkede kol gezerken kendi yönettiğimiz kurumlarda kötü örnek olmayalım diye de bunun hassasiyetini hep beraber taşıyacağız."ÇOK GÜZEL GÜNLER BİZİM OLACAK. BU KAÇINILMAZ"
Bu arada 2 Mayıs'taki Türkiye Belediyeler Birliği'mizin genel kuruluna da hepinizi davet etmek istiyorum. Hepinizin orada olmasını arzu ediyoruz. Hiç olmazsa kamuoyuna şunu gösterelim. Çok hassas süreçlerden geçiyoruz. Bizi demoralize etmeye, dağıtmaya çalışıyorlar. Biz şunu gösterelim. 'Bakın Cumhuriyet Halk Partisi tek yürek, bir arada. Biz bunlara ne kadar saldırsak da bunların moralini bozamıyoruz.' Bunları göstermek zorundayız. Ben umut ediyorum. Çok güzel günler bizim olacak. Bu kaçınılmaz.Az önce toplantıda Nuri Başkan dedi ki, 'Eninde sonunda iktidar bizim olacak.' Zamanlama veremem. Dedim ki, 'Başkanım bu 20'sinde mi 30'unda mı bu kara sevdalı iki kişi buluşacak.' Bu bizim elimizde ve bunu başaracağız. Çok önemli bir mücadele veriyor Sayın Genel Başkanımız, Sayın Genel Merkez yöneticilerimiz, tüm milletvekillerimiz. Kolay bir süreç değil."KİMSEYE AV OLAMAYIZ İŞİMİZE BAKACAĞIZ, HİZMETİMİZE BAKACAĞIZ"
Bizler de veriyoruz ama bizim birinci görevimiz beldelerimize hizmet etmek. Siyaset yapmak milletvekillerimizin, genel merkezin işi. Bu süreçte bizlerin dokunulmazlığı yok. Körlemesine mücadeleye girmenin de bir anlamı yok. Kimseye av olamayız. İşimize bakacağız, hizmetimize bakacağız. Elbette ki haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.Mutlaka söylememiz gereken noktada, söylememiz gerekeni söyleyeceğiz. Ama herkesin vazifesi kendinden sorumludur. Hiçbir zaman rol çalmayacağız. Kendi işimizin dışında hiçbir şeye odaklanıp konsantrasyonumuzu bozmayacağız. Bir aradayız, birlikteyiz. Hukuksuzluklar oluyor. Hiç hukuki tartışmaya gerek yok. Hukuksuzluğun olduğu ortamda neyi tartışacağız? Bizi kurtarırsa iktidar kurtarır. Bunun yolu da bizim çalışmamızdan geçecek, belediyelerin çalışmasından geçecek. İktidarda buluşmak üzere biz de istiyoruz ki iktidarın belediye başkanları olalım."İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU
Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mesajını okudu.İmamoğlu, mesajında şu ifadelere yer verdi:"Milletimizin CHP'li belediyelerin, halkçı, icraatçi politikalarına verdiği güçlü destek, bizlere duyduğu güven bu iktidarın en büyük kabusudur. Milletimizin CHP'li belediyelerinin halkçı, icraatçi politikalarına verdiği güçlü destek devam edecektir. Biz, işimizi en iyi şekilde yapıp halkın güzünde ve gönlünde büyüdükçe, ülke yönetimi için ortaya ciddi bir alternatif koydukça onlar daha da saldırganlaşıyor, hukuk tanımaz oluyorlar. Foyası meydana çıkmış, vakti dolmuş bir iktidarın acizliği içerisinde milli iradeyi hiçe sayıyor, demokrasiyi katlediyorlar. Bunlar çürümüş bir düzenin son demleridir. Ellerinde her türlü güç var ama arkalarında milletin desteği yok. Ellerinde her imkan var ama içlerinde millete sevgi ve hürmet kalmamış. Adalet duygularını yitirmişler. O sebeple kaybedecekler. Baskı ve zorbalıkla, iftira ve kumpaslarla uzatmaya çalıştıkları siyasi ömürleri ilk sandıkta son bulacaktır."MİLLET İRADESİNİN YOLUNDA YÜRÜYECEĞİZ"
Biz her şart altında milletimize hizmet etmekten, cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkmaktan, herkes için adalet ve hürriyet mücadelesi vermekten asla geri durmadık, durmayacağız. Bizleri seçen, görev ve sorumluluklar yükleyen milletimizin üzerinde hiçbir gücün hakimiyetini kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' diyen Atatürk'ün izinde, millet iradesinin yolunda yürüyeceğiz. Birimize yönelmiş her zorbalığın, her yargı saldırısının hepimize ve milletimize karşı yapıldığını bilerek birbirimize ve milletimize daha çok sarılacağız. Her engel, her zorluk halkımıza hizmet etme, insanca, hakça bir düzen kurma kararlılığımızı asla engellemeyecektir. Başardık, yine başaracağız. Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız. Biz çalışacağız, direneceğiz Türkiye kazanacak. Nice badireyi atlatmış olan bu aziz millet, bizlerin mücadelesiyle huzura kavuşacak. Her şey çok güzel olacak."YAVAŞ'TAN "TÜM MUHALEFET PARTİLERİ" ÇAĞRISI
Daha sonra konuşan Mansur Yavaş, şunları söyledi:"Siyaseten yenemiyor. İlk önce silkeleyin bunları dediler. Eski iktidar partisinin yönetiminden kalan borçlara rağmen bütün faturayı bize kesmeye başladılar. O da fayda etmedi. 4483 sayılı kanunu Sayıştay denetimini ortadan kaldıran uygulamalar başladı. Operasyonlar, tutuklamalar ve belediye başkanlarımızı itibarsızlaştırma çalışmalarına başladılar.Gökçek ailesini yargılamadan hukuktan bahsedemezsiniz. Yerel demokrasiye kast ediliyor. Yerel demokrasi olmadan demokrasinin olmasının imkanı yok. O zaman yerel demokraside bu şekilde mağdur olan bütün siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu kurmasının zorunluluğu vardır. Yan yana gelecekler. Artık bundan sonra yapılacak mitinglerde muhalefetin tüm unsurlarını yan yana getirmek suretiyle hukuka davet etmek, hukuksuzlukları halka şikayet etmek durumundayız." BİRGÜN