BÜŞRA IRMAK-CAN HABER
Can Radyo'da Birol Soylu ile 10. Köy programının konuğu CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal oldu. Tarımsal verilerle ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Sarıbal, orman yangınlarıyla ilgili, "İktidarın uygulamaları nedeniyle bu ülkede yangın çıkmaması anormal olurdu." ifadelerini kullandı. Son günlerde tekrar gündem olan göçmen sorunu ile ilgili açıklama yapan Sarıbal, "İktidar insan ticareti yapıyor." dedi.
Programdan satır başları şöyle...
"Türkiye'de bu yönetim anlayışıyla orman yangını normal bir durum." diyen Sarıbal,"Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin temel sebebi insanoğlu. Bunun ekonomik tarafıda kapitalizmdir. İklimler durduk yere değişmiyor. Bu bir kader değil. Dünya artık bu iklim krizini öngörerek her şeyi planlamalı.
Türkiye'de her şey orman yangınlarına çıkmasına uygun. Elektrik kaynaklı, yıldırım kaynaklı, sabotaj, terör... Ne gerekçesi olursa olsun devletlerin görevi orman yangınlarının olmaması için önlem almak. Özellikle çam ormanlarında koridorlar oluşturup iki yanına selviler yapılmalıdır. Bunlar yapıldı mı? hayır. Ormanların iki sahibi var orman köylüsü ve keçiler.Ormanları müteahhitlere teslim ettiler.Ormanların altındaki kuru otların olmaması için keçiler vardı. Keçileri yasakladık. Orman muhafaza memuru olarak 12 bin kişiye ihtiyaç var alınan 2 bin kişi. Önceden orman olan bölgelerde yakın havaalanlarında yangın söndürme uçakları olurdu. 2018 seçimlerinden sonra gelen bu bakan Türk Kuşu Plotaj okulundan pilotajlık sertifikası aldı. Türk Kuşu Pilot Okulu Türk Hava Yollarına bağlıdır. Orada yangın bölgelerinde ormanlık alana çok yakın uçabilen pilotlar yetişirdi. 2018'den sonra bakanla birlikte işlevsiz hale geldi. Türk Hava Kurumu devre dışı bırakıldı. Özerkliği gitti. Kayyum atandı. Pilotlar istifa etti, çekti gitti. Yangın söndürme için ihaleler açıldı. İhalelere öyle bir kriter koyuyorlar ki Türk Hava Kurumunun uçakları giremiyor. Önce envanterimizde uçak yok dendi. İki gün sonra Cumhurbaşkanı kararıyla uçak alınacağı söylendi. Yöneten bir bakan, yöneten bir iktidar, durumun vehametini anlayan bir yönetim anlayışınında olmadığını da üst üste koyduğumuz zaman bu ülkede yangın çıkması mı çıkmaması mı anormal bir durum.
Yangın çıktı. Tunceli'de 12 gün müdehale etmediler beklediler. Türkiye'de bu yönetim anlayışıyla orman yangını normal bir durum. Deprem , sel, orman yangınları tüm bunları üst üste koyduğumuz zaman ön tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Afetten sonra bölgeye gidip biz sizin yanınızdayız demek sorunu çözmeye değil durumu idare etmeye yönelik.
Maramris ve Bodrum bölgesinde daha önce yanan yerlere otel yapıldığı için toplumda ciddi bir endişe var. Özel mülkiyet sorunu var. Aynı yerde mi yapılacak, ödemesi nasıl yapılacak. TOKİ aracılığıyla yapılacağına inandığımız konutların oradaki hiçbir vatandaşın cebinden para çıkmadan belediyelerimiz tarafından ödenmesini planlıyoruz. " dedi.
İktidarın hiçbir şekilde sisteme müdehale etme gücü kalmadığını dile getiren Sarıbal,"Türkiye belirli ürünlerde kendi ihtiyacını karşılayan bir ülkeydi. O ürünlerde Türkiye'ye yetiyordu. Türkiye tekstil sanayisinde kullanılacak ipliğin pamuğunu kendisi üretiyordu. Yiyeceği ekmeği buğdayını üretiyordu. Türkiye sofrasında kullanacağı ay çiçek yağının ay çiçeğini bu topraklarda üretiyordu. Türkiye 80'lere kadar çok az ithalatla kendi ülkesinin ihtiyacını karşılıyordu. Biz ithalata karşı değiliz ama ithal edeceğiniz ürün kendi ülkenizin topraklarında yetişmezse, endüstriye yetmezse o zaman ithalat yapılır. Örneğin bizim 30 milyon ton buğdaya ihtiyacımız var ve bizim üretim alanımız bu 30 milyon ton buğday üretmeye yetmiyorsa o zaman ithal edebiliriz. Türkiye'de 2002 AKP iktidarından bugüne 25 milyon dönüm buğday üretim alanı buğday üretmiyor. Biz 19-20 milyon ton üretiyoruz. 10 milyon ton da satın alıyoruz. Sadece AKP döneminde 75 milyon ton buğday satın aldık ve 20 milyar dolar para ödedik. 15 milyon ton pamuk ithal ettik. 25 milyar dolar para ödedik. 2003-2020 yılı sonu itibarıyla 120 milyar dolarlık ithalatımız var, 87 milyar dolarlık ihracatımız var. Açık 33 milyar dolar. Türkiye birçok üründe dışa bağımlı. Tarım ilacında yüzde 100 ithalatçıyız. Mazotta yüzde 100 ithalatçıyız. Tohumda yüzde 70 ithalatçıyız.
Canlı hayvan dışarıdan geliyor. Et dışarıdan geliyor, yem dışarıdan geliyor. Bunun adı yerli ve milli tarım politikası oldu. Çiftçi müdahale edemiyor. İktidar müdahale edemiyor. meslek odaları müdahale edemiyor. Siyaset müdahale edemiyor. Tarım sektöründe çiftçinin iktidarın hiçbir şekilde sisteme müdehale etme gücü kalmamıştır. Tarımda biz tüm girdileri ele aldığımız zaman tamamen dışa bağımlı bir hale geldik. " şeklinde konuştu.
Göçmen konusuna değinen Sarıbal,"Tarımda maliyetleri sölerken iki paradigma var ya ucuz üretip ucuza satarsınız ya da girdi maliyetlerini kısmayıp çıkış maliyetlerini de arttırırsınız. Ülkede maliyetler atmış, sadece iç piyasayı idare ediyorsunuz, işveren hükümetin cep ortağı, elektrikte, sigarada, alkolde vergi. İktidar üreten herkesin ortağı, dünyayla rekabet edemiyor, iktidar açık bir şekilde planı devreye sortu. İnsan ticareti yapmakta. İktidar piyasaya ucuz iş gücünü soktu. Sanayici çiftçi üretici batmasın diye o insanları piyasaya eti senin kemiği benim diyerek bıraktı. Sen ülkende kendi insanına git asgari ücrete çalış diyorsan ve üstüne onun yerini dolduracak ucuz iş gücü kanalize ediyorsan bu ülkede iş gücü var ama çalışmıyor demek hainliktir, hakarettir. Bu kadar işsizin olduğu Türkiye'nin en büyük potansiyeli gençlerdir. Sen bu potansiyeli iş gücüne katamıyorsanız bunun karşılığı şudur. İnsanca bir iş, insanca bir gelir sağlayamıyorsunuz demektir. Ama bürokratlarına, bakanlarına bakın kaç para maaş alıyor. Gençlik bunu görüyor halk bunu görüyor.
Suriye meselesi iktidarın kendi dış politikasının büyük hataları sonucunda gelişmiştir. Ben alayım, içerde absorbe edeyim, Avrupayı da tehdit edeyim onlardan para alayım. Onu bile kara geçireyim anlayışı. Ama kar ettikleri yok aksine kat kat fazlası bu ülkenin vatandaşının cebinden çıktı. " ifadelerini kullandı.
Programın tamamını izlemek için,
https://www.facebook.com/canradyo/videos/866019667640382
Can Radyo'da Birol Soylu ile 10. Köy programının konuğu CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal oldu. Tarımsal verilerle ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Sarıbal, orman yangınlarıyla ilgili, "İktidarın uygulamaları nedeniyle bu ülkede yangın çıkmaması anormal olurdu." ifadelerini kullandı. Son günlerde tekrar gündem olan göçmen sorunu ile ilgili açıklama yapan Sarıbal, "İktidar insan ticareti yapıyor." dedi.
Programdan satır başları şöyle...
"Türkiye'de bu yönetim anlayışıyla orman yangını normal bir durum." diyen Sarıbal,"Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin temel sebebi insanoğlu. Bunun ekonomik tarafıda kapitalizmdir. İklimler durduk yere değişmiyor. Bu bir kader değil. Dünya artık bu iklim krizini öngörerek her şeyi planlamalı.
Türkiye'de her şey orman yangınlarına çıkmasına uygun. Elektrik kaynaklı, yıldırım kaynaklı, sabotaj, terör... Ne gerekçesi olursa olsun devletlerin görevi orman yangınlarının olmaması için önlem almak. Özellikle çam ormanlarında koridorlar oluşturup iki yanına selviler yapılmalıdır. Bunlar yapıldı mı? hayır. Ormanların iki sahibi var orman köylüsü ve keçiler.Ormanları müteahhitlere teslim ettiler.Ormanların altındaki kuru otların olmaması için keçiler vardı. Keçileri yasakladık. Orman muhafaza memuru olarak 12 bin kişiye ihtiyaç var alınan 2 bin kişi. Önceden orman olan bölgelerde yakın havaalanlarında yangın söndürme uçakları olurdu. 2018 seçimlerinden sonra gelen bu bakan Türk Kuşu Plotaj okulundan pilotajlık sertifikası aldı. Türk Kuşu Pilot Okulu Türk Hava Yollarına bağlıdır. Orada yangın bölgelerinde ormanlık alana çok yakın uçabilen pilotlar yetişirdi. 2018'den sonra bakanla birlikte işlevsiz hale geldi. Türk Hava Kurumu devre dışı bırakıldı. Özerkliği gitti. Kayyum atandı. Pilotlar istifa etti, çekti gitti. Yangın söndürme için ihaleler açıldı. İhalelere öyle bir kriter koyuyorlar ki Türk Hava Kurumunun uçakları giremiyor. Önce envanterimizde uçak yok dendi. İki gün sonra Cumhurbaşkanı kararıyla uçak alınacağı söylendi. Yöneten bir bakan, yöneten bir iktidar, durumun vehametini anlayan bir yönetim anlayışınında olmadığını da üst üste koyduğumuz zaman bu ülkede yangın çıkması mı çıkmaması mı anormal bir durum.
Yangın çıktı. Tunceli'de 12 gün müdehale etmediler beklediler. Türkiye'de bu yönetim anlayışıyla orman yangını normal bir durum. Deprem , sel, orman yangınları tüm bunları üst üste koyduğumuz zaman ön tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Afetten sonra bölgeye gidip biz sizin yanınızdayız demek sorunu çözmeye değil durumu idare etmeye yönelik.
Maramris ve Bodrum bölgesinde daha önce yanan yerlere otel yapıldığı için toplumda ciddi bir endişe var. Özel mülkiyet sorunu var. Aynı yerde mi yapılacak, ödemesi nasıl yapılacak. TOKİ aracılığıyla yapılacağına inandığımız konutların oradaki hiçbir vatandaşın cebinden para çıkmadan belediyelerimiz tarafından ödenmesini planlıyoruz. " dedi.
İktidarın hiçbir şekilde sisteme müdehale etme gücü kalmadığını dile getiren Sarıbal,"Türkiye belirli ürünlerde kendi ihtiyacını karşılayan bir ülkeydi. O ürünlerde Türkiye'ye yetiyordu. Türkiye tekstil sanayisinde kullanılacak ipliğin pamuğunu kendisi üretiyordu. Yiyeceği ekmeği buğdayını üretiyordu. Türkiye sofrasında kullanacağı ay çiçek yağının ay çiçeğini bu topraklarda üretiyordu. Türkiye 80'lere kadar çok az ithalatla kendi ülkesinin ihtiyacını karşılıyordu. Biz ithalata karşı değiliz ama ithal edeceğiniz ürün kendi ülkenizin topraklarında yetişmezse, endüstriye yetmezse o zaman ithalat yapılır. Örneğin bizim 30 milyon ton buğdaya ihtiyacımız var ve bizim üretim alanımız bu 30 milyon ton buğday üretmeye yetmiyorsa o zaman ithal edebiliriz. Türkiye'de 2002 AKP iktidarından bugüne 25 milyon dönüm buğday üretim alanı buğday üretmiyor. Biz 19-20 milyon ton üretiyoruz. 10 milyon ton da satın alıyoruz. Sadece AKP döneminde 75 milyon ton buğday satın aldık ve 20 milyar dolar para ödedik. 15 milyon ton pamuk ithal ettik. 25 milyar dolar para ödedik. 2003-2020 yılı sonu itibarıyla 120 milyar dolarlık ithalatımız var, 87 milyar dolarlık ihracatımız var. Açık 33 milyar dolar. Türkiye birçok üründe dışa bağımlı. Tarım ilacında yüzde 100 ithalatçıyız. Mazotta yüzde 100 ithalatçıyız. Tohumda yüzde 70 ithalatçıyız.
Canlı hayvan dışarıdan geliyor. Et dışarıdan geliyor, yem dışarıdan geliyor. Bunun adı yerli ve milli tarım politikası oldu. Çiftçi müdahale edemiyor. İktidar müdahale edemiyor. meslek odaları müdahale edemiyor. Siyaset müdahale edemiyor. Tarım sektöründe çiftçinin iktidarın hiçbir şekilde sisteme müdehale etme gücü kalmamıştır. Tarımda biz tüm girdileri ele aldığımız zaman tamamen dışa bağımlı bir hale geldik. " şeklinde konuştu.
" İktidar insan ticareti yapmakta"
Göçmen konusuna değinen Sarıbal,"Tarımda maliyetleri sölerken iki paradigma var ya ucuz üretip ucuza satarsınız ya da girdi maliyetlerini kısmayıp çıkış maliyetlerini de arttırırsınız. Ülkede maliyetler atmış, sadece iç piyasayı idare ediyorsunuz, işveren hükümetin cep ortağı, elektrikte, sigarada, alkolde vergi. İktidar üreten herkesin ortağı, dünyayla rekabet edemiyor, iktidar açık bir şekilde planı devreye sortu. İnsan ticareti yapmakta. İktidar piyasaya ucuz iş gücünü soktu. Sanayici çiftçi üretici batmasın diye o insanları piyasaya eti senin kemiği benim diyerek bıraktı. Sen ülkende kendi insanına git asgari ücrete çalış diyorsan ve üstüne onun yerini dolduracak ucuz iş gücü kanalize ediyorsan bu ülkede iş gücü var ama çalışmıyor demek hainliktir, hakarettir. Bu kadar işsizin olduğu Türkiye'nin en büyük potansiyeli gençlerdir. Sen bu potansiyeli iş gücüne katamıyorsanız bunun karşılığı şudur. İnsanca bir iş, insanca bir gelir sağlayamıyorsunuz demektir. Ama bürokratlarına, bakanlarına bakın kaç para maaş alıyor. Gençlik bunu görüyor halk bunu görüyor.
Suriye meselesi iktidarın kendi dış politikasının büyük hataları sonucunda gelişmiştir. Ben alayım, içerde absorbe edeyim, Avrupayı da tehdit edeyim onlardan para alayım. Onu bile kara geçireyim anlayışı. Ama kar ettikleri yok aksine kat kat fazlası bu ülkenin vatandaşının cebinden çıktı. " ifadelerini kullandı.
Programın tamamını izlemek için,
https://www.facebook.com/canradyo/videos/866019667640382





