Gündem
Yayınlanma: 25 Ocak 2020 - 15:20
Can Radyo'da başlayan tartışma: "16 Nisan Referandumu iptal edilebilir"
Can Radyo'da yayınlanan Gökhan Kafalı ile Ege'nin Gündemi programının konuğu 25. ve 26. dönem CHP Milletvekili ve CHP Parti Meclis Üyesi Eren Erdem oldu. Programda dün gece Elazığ'da gerçekleşen 6.8 şiddetindeki deprem, Kanal İstanbul Projesi, erken seçim gibi gündeme dair bir çok konu masaya yatırıldı.
Gündem
25 Ocak 2020 - 15:20
Elazığ ve Sivrice merkezli yaşanan depremde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek söze başlayan Eren Erdem: "Türkiye bir deprem ülkesi ve biz siyasetçilerin depremlerden sonra yapması söylemesi gerekenler var. Kentleşmeyi deprem gerçeğine göre yapılandırmalıyız. Kentlerimizi ranta bırakmamalıyız. Tek tesellimiz, depremin şiddetine rağmen çok fazla can kaybımız yok" ifadelerini kullandı.
"18 yıldır alt yapı düzenlemesi yapılmadı "
18 yıllık AKP iktidarında teknik bir alt yapı düzenlemesi yapılmadığını dile getiren Erdem: " Kentsel dönüşümü konuşuyoruz.Kentsel dönüşüm nedir? Binaların yıkılıp yerlerine yenisi yapılmasıdır. Depreme dayanıklı binaların yapılması gerekirken şu an ranta dayalı bir sistem işliyor. Daha fazla can kaybı olmadan enkazların kaldırılması diliyorum. Neticede söz konusu olan insan hayatı. Her şeye kader olarak bakamayız. Kentlerimiz depreme ne kadar hazır? AKP neler yaptı? Bunlar konuşulmalıdır. Ölenlerin ardından Bir Fatiha okuyalım, konuyu kapatalım bu değil olması gereken. Türkiye deprem kuşağında bir ülke. Bu gerçeği bilerek hareket etmeliyiz. Biz tedbir almak zorundayız, Biz insanımızı korumak zorundayız. Siyasetin gündemine bu deprem gerçeğini koymalıyız" dedi.
"Polemik oluşturmaktansa çözüm odaklı davranılmalı"
CHP'nin meclise verdiği deprem araştırma önergesine değinen Erdem: " Depreme dayanıklı binaların araştırılmasıyla ilgili önergemiz AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. İstanbul büyük bir risk taşımaktadır. Sayın İmamoğlu bunu defalarca dile getirdi. AKP kadroları sabahtan akşama kadar CHP'ye hakaret etmek yerine asli işlerini yapmalıdır. Bu gerçeğe karşı tedbirlerimizi yapmak zorundayız. Bugün İstanbul'da 7 şiddetinde bir deprem olabileceği öngörülüyor. Bu konuda polemik oluşturmaktansa çözüm odaklı davranılması gerekmektedir. Deprem fonu adı altında toplanan 67 milyon liralık bir bütçe var. Bu fon araştırmalarımızda kullanılmalı. Bu paralar kentsel dönüşüm için kullanılmalıdır. Uzmanlar, araştırmacılar defalarca bunu söylüyor. Bu acıyı sardığımızda bu acının sebeplerini düşünmek, konuşmak ve siyasetin gündemine almak zorundayız. Bu yarayı sarmak için, bu yaranın tekrar açılmaması için bunları konuşmak ve özverili olmak zorundayız" şeklinde konuştu.
Kanal İstanbul
Kanal İstanbul konusundaki görüşlerini de dile getiren Eren Erdem, şu ifadeleri kullandı: "Devlet bu kanalı yap-işlet-devret modeliyle yaptırmak istiyor. Geçiş garantisi üzerinden bu para zaten vatandaşın cebinden çıkacak. Peki bizim ekonomimiz bunu kaldırabilir mi? Ben bunu halkımızın vicdanına bırakıyorum. Boğazdan bugün gemiler para ödemeden geçebiliyorlar. 53 bin tane geminin geçeceğine dair bir rapor hazırlamışlar. Boğazdan bile 33 bin geçiyor.Geri kalan 20 bin gemi için garanti veriliyor.Bunu da her gemi için 200 biner lira üzerinden hesap edersek vatandaşımız bunu her yıl ödeyecek. Yolu hiç boğaza düşmemiş bir vatandaşımız ödediği her vergide Kanal İstanbul için vergi ödeyecek. Peki bu kanalın faydası var mı? Aksine zararı var. Bu proje ile tabiatın, iklimin dengesini değiştiriyorsunuz ve bunu deprem bölgesinde yapıyorsunuz Bununla birlikte 8 milyonluk bir nüfus artışı olacağı söyleniyor. Amerikalı konsörsiyumun buraya talip olmasının nedeni de Möntrö Anlaşmasını aşmaktır. Çanakkale'de de bir kanal açılması gerekiyor. Amaçları buradan Karadeniz'e çıkmak ve Möntrö'yü devre dışı bırakmak. Dolayısıyla Kanal İstanbul yapılmamalı! Bu konuyla ilgili tüm hukuki süreçleri devam ettireceğiz. "
"Görüşlerimi beyan ettiğim için 490 gün cezaevine girdim"
Türkiye'de siyasetin uygar dünyanın parçası olarak yapılmadığını söyleyen Erdem, "Türkiye'de demokratik yaşam değişmedi. Türkiye'de asker belli aralıklarla gelir hükümete el koyar. Şu anki iktidar bunlarla mücadele edeceğini ortaya koyarak iktidara geldi. Ancak en baskıcı zamanlarımızın bu dönem olduğunu düşünüyorum. Ben görüşlerimi beyan ettiğim için 490 gün cezaevine girdim. Sadece görüşlerimi beyan ettiğim için. İktidar, bunu insanlara alıştırmaya insanlara kanıksatmaya çalışıyor. Siz vekalet verdiğiniz insanların hapsedilmesine göz yumarsanız siyaset yapamazsınız.
Meclisteki konuşmalarımda AKP'liler çılgına dönercesine sana bağırırken, cezaevine gireceğin halde yine yapar mısın deseler yine yaparım onların yüzüne gerçekleri haykırırım. Dolayısıyla herkesi sindirmek istiyorlar ancak bizi sindirmeleri imkansız" dedi
"Partimizde kimseye kırgınlığımız yok"
Gökhan Kafalı'nın "CHP'nin iktidara en yakın olduğu düşünülen bu dönemde listelerde isminizin yer almamasından dolayı partinize kırgın mısınız?" sorusuna şöyle cevap verdi: "Bizim kırgınlığımız yoktur. Bu kırgınlık partimizin yolunda yürüdüğü iktidar yolundan daha büyük değildir. Biz bu olgunlukla bu tartışmalara asla girmedik. CHP iktidarında kendi memleketimde kendi köyümde muhtarlık yapmak isterim. Çünkü Türkiye'ye barış geldiyse huzur geldiyse yapacağım en güzel şey organik tarım olacaktır. Bu gün teknoloji konuşmalıdır, Organik tarım konulmalıdır. Ancak konuştuğumuz konu ifade özgürlüğü. "
"İktidarı getirecek olan yerel yönetimlerdir"
İktidara ilerlemek için hizmet siyaseti yapılması gerektiğini söyleyen Erdem: "Tüm İzmir milletvekili arkadaşlarımız beni cezaevinde bırakmadılar. Bunu niye anlatıyorum. Bizim milletvekili kadrolarımız birbirini geçmeye çalışan kadrolardan oluşmamaktadır. Kongrelerde ise Yarış olmalıdır fikirlerin ve düşüncelerin yarışması gerekiyor. İktidarı getirecek olan yerel yönetimlerdir. Yerelde ise belediyelerimiz ile örgütümüz koordine içinde devam edilmelidir. Kongrelerdeki tartışmalar bizi diri tutar, bizi geliştirir. Örgütle belediyemiz el ele kol kola eşgüdümlü bir şekilde çalışmalıdır. Hizmet siyaseti gütmeliyiz. Bizi iktidar yapacak olan budur" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Erken seçim dinamiği var
Erdem erken seçim iddiaları ile ilgili şöyle konuştu: "İktidarın içindeki homurtu yeni partilerin çıkmasına neden oldu. 2023' e kadar beklerse yeni kurulan partiler teşkilatlanıp sahaya inmiş olacaklar. Bu da AKP'den iktidarın gitmesine neden olacak. Ak Partiden kopan partilerin iddiası tekrar parlamenter sisteme geçiş yapılması. Yani Cumhur İttifakı'nda yer almayacaklarını ilan ettiler.
Ak Partinin Türkiye ekonomisini 2023'e kadar düzeltecek bir planı yok. Bu yüzden de erken seçim ihtimali var.
Can Radyo'da başlayan tartışma: "16 Nisan Referandumu iptal edilebilir"
Anayasa Mahkemesi 16 Nisan Referandumu ile ilgili iptali için usulden yapılan başvuruları daha incelemeye almadı. Yarın dese ki bu referandumu bozdum derse parlamenter sisteme otomatik olarak geri dönülecek ve baraj tekrar geçerli olacak. İttifaklar bitecek herkes kendi partisinden mesul olacak.Şu an Babacan ve Davutoğlu'nun baraj üstü bir oy görünürlüğü yok.Dolayısıyla Saray'da Anayasa Mahkemesi'nin bu referandumu iptal edip akabinde parlamenter sistemde tekrar seçime gidilebileceği konuşuluyor. Bu olasılığın ihtimali yüksek çünkü mevcut sistemde Erdoğan'ın 50+1 alması imkansız. Erdoğan'ın iktidarda kalma şansı kalmadı. Ekonominin sarstığı, örselediği bir yönetim var. Dış politikadaki hatalarından dolayı oy kaybetti kendi partisindeki ayrışmalardan dolayı da oy kaybetti."
"18 yıldır alt yapı düzenlemesi yapılmadı "
18 yıllık AKP iktidarında teknik bir alt yapı düzenlemesi yapılmadığını dile getiren Erdem: " Kentsel dönüşümü konuşuyoruz.Kentsel dönüşüm nedir? Binaların yıkılıp yerlerine yenisi yapılmasıdır. Depreme dayanıklı binaların yapılması gerekirken şu an ranta dayalı bir sistem işliyor. Daha fazla can kaybı olmadan enkazların kaldırılması diliyorum. Neticede söz konusu olan insan hayatı. Her şeye kader olarak bakamayız. Kentlerimiz depreme ne kadar hazır? AKP neler yaptı? Bunlar konuşulmalıdır. Ölenlerin ardından Bir Fatiha okuyalım, konuyu kapatalım bu değil olması gereken. Türkiye deprem kuşağında bir ülke. Bu gerçeği bilerek hareket etmeliyiz. Biz tedbir almak zorundayız, Biz insanımızı korumak zorundayız. Siyasetin gündemine bu deprem gerçeğini koymalıyız" dedi.
"Polemik oluşturmaktansa çözüm odaklı davranılmalı"
CHP'nin meclise verdiği deprem araştırma önergesine değinen Erdem: " Depreme dayanıklı binaların araştırılmasıyla ilgili önergemiz AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. İstanbul büyük bir risk taşımaktadır. Sayın İmamoğlu bunu defalarca dile getirdi. AKP kadroları sabahtan akşama kadar CHP'ye hakaret etmek yerine asli işlerini yapmalıdır. Bu gerçeğe karşı tedbirlerimizi yapmak zorundayız. Bugün İstanbul'da 7 şiddetinde bir deprem olabileceği öngörülüyor. Bu konuda polemik oluşturmaktansa çözüm odaklı davranılması gerekmektedir. Deprem fonu adı altında toplanan 67 milyon liralık bir bütçe var. Bu fon araştırmalarımızda kullanılmalı. Bu paralar kentsel dönüşüm için kullanılmalıdır. Uzmanlar, araştırmacılar defalarca bunu söylüyor. Bu acıyı sardığımızda bu acının sebeplerini düşünmek, konuşmak ve siyasetin gündemine almak zorundayız. Bu yarayı sarmak için, bu yaranın tekrar açılmaması için bunları konuşmak ve özverili olmak zorundayız" şeklinde konuştu.
Kanal İstanbul
Kanal İstanbul konusundaki görüşlerini de dile getiren Eren Erdem, şu ifadeleri kullandı: "Devlet bu kanalı yap-işlet-devret modeliyle yaptırmak istiyor. Geçiş garantisi üzerinden bu para zaten vatandaşın cebinden çıkacak. Peki bizim ekonomimiz bunu kaldırabilir mi? Ben bunu halkımızın vicdanına bırakıyorum. Boğazdan bugün gemiler para ödemeden geçebiliyorlar. 53 bin tane geminin geçeceğine dair bir rapor hazırlamışlar. Boğazdan bile 33 bin geçiyor.Geri kalan 20 bin gemi için garanti veriliyor.Bunu da her gemi için 200 biner lira üzerinden hesap edersek vatandaşımız bunu her yıl ödeyecek. Yolu hiç boğaza düşmemiş bir vatandaşımız ödediği her vergide Kanal İstanbul için vergi ödeyecek. Peki bu kanalın faydası var mı? Aksine zararı var. Bu proje ile tabiatın, iklimin dengesini değiştiriyorsunuz ve bunu deprem bölgesinde yapıyorsunuz Bununla birlikte 8 milyonluk bir nüfus artışı olacağı söyleniyor. Amerikalı konsörsiyumun buraya talip olmasının nedeni de Möntrö Anlaşmasını aşmaktır. Çanakkale'de de bir kanal açılması gerekiyor. Amaçları buradan Karadeniz'e çıkmak ve Möntrö'yü devre dışı bırakmak. Dolayısıyla Kanal İstanbul yapılmamalı! Bu konuyla ilgili tüm hukuki süreçleri devam ettireceğiz. "
"Görüşlerimi beyan ettiğim için 490 gün cezaevine girdim"
Türkiye'de siyasetin uygar dünyanın parçası olarak yapılmadığını söyleyen Erdem, "Türkiye'de demokratik yaşam değişmedi. Türkiye'de asker belli aralıklarla gelir hükümete el koyar. Şu anki iktidar bunlarla mücadele edeceğini ortaya koyarak iktidara geldi. Ancak en baskıcı zamanlarımızın bu dönem olduğunu düşünüyorum. Ben görüşlerimi beyan ettiğim için 490 gün cezaevine girdim. Sadece görüşlerimi beyan ettiğim için. İktidar, bunu insanlara alıştırmaya insanlara kanıksatmaya çalışıyor. Siz vekalet verdiğiniz insanların hapsedilmesine göz yumarsanız siyaset yapamazsınız.
Meclisteki konuşmalarımda AKP'liler çılgına dönercesine sana bağırırken, cezaevine gireceğin halde yine yapar mısın deseler yine yaparım onların yüzüne gerçekleri haykırırım. Dolayısıyla herkesi sindirmek istiyorlar ancak bizi sindirmeleri imkansız" dedi
"Partimizde kimseye kırgınlığımız yok"
Gökhan Kafalı'nın "CHP'nin iktidara en yakın olduğu düşünülen bu dönemde listelerde isminizin yer almamasından dolayı partinize kırgın mısınız?" sorusuna şöyle cevap verdi: "Bizim kırgınlığımız yoktur. Bu kırgınlık partimizin yolunda yürüdüğü iktidar yolundan daha büyük değildir. Biz bu olgunlukla bu tartışmalara asla girmedik. CHP iktidarında kendi memleketimde kendi köyümde muhtarlık yapmak isterim. Çünkü Türkiye'ye barış geldiyse huzur geldiyse yapacağım en güzel şey organik tarım olacaktır. Bu gün teknoloji konuşmalıdır, Organik tarım konulmalıdır. Ancak konuştuğumuz konu ifade özgürlüğü. "
"İktidarı getirecek olan yerel yönetimlerdir"
İktidara ilerlemek için hizmet siyaseti yapılması gerektiğini söyleyen Erdem: "Tüm İzmir milletvekili arkadaşlarımız beni cezaevinde bırakmadılar. Bunu niye anlatıyorum. Bizim milletvekili kadrolarımız birbirini geçmeye çalışan kadrolardan oluşmamaktadır. Kongrelerde ise Yarış olmalıdır fikirlerin ve düşüncelerin yarışması gerekiyor. İktidarı getirecek olan yerel yönetimlerdir. Yerelde ise belediyelerimiz ile örgütümüz koordine içinde devam edilmelidir. Kongrelerdeki tartışmalar bizi diri tutar, bizi geliştirir. Örgütle belediyemiz el ele kol kola eşgüdümlü bir şekilde çalışmalıdır. Hizmet siyaseti gütmeliyiz. Bizi iktidar yapacak olan budur" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Erken seçim dinamiği var
Erdem erken seçim iddiaları ile ilgili şöyle konuştu: "İktidarın içindeki homurtu yeni partilerin çıkmasına neden oldu. 2023' e kadar beklerse yeni kurulan partiler teşkilatlanıp sahaya inmiş olacaklar. Bu da AKP'den iktidarın gitmesine neden olacak. Ak Partiden kopan partilerin iddiası tekrar parlamenter sisteme geçiş yapılması. Yani Cumhur İttifakı'nda yer almayacaklarını ilan ettiler.
Ak Partinin Türkiye ekonomisini 2023'e kadar düzeltecek bir planı yok. Bu yüzden de erken seçim ihtimali var.
Can Radyo'da başlayan tartışma: "16 Nisan Referandumu iptal edilebilir"
Anayasa Mahkemesi 16 Nisan Referandumu ile ilgili iptali için usulden yapılan başvuruları daha incelemeye almadı. Yarın dese ki bu referandumu bozdum derse parlamenter sisteme otomatik olarak geri dönülecek ve baraj tekrar geçerli olacak. İttifaklar bitecek herkes kendi partisinden mesul olacak.Şu an Babacan ve Davutoğlu'nun baraj üstü bir oy görünürlüğü yok.Dolayısıyla Saray'da Anayasa Mahkemesi'nin bu referandumu iptal edip akabinde parlamenter sistemde tekrar seçime gidilebileceği konuşuluyor. Bu olasılığın ihtimali yüksek çünkü mevcut sistemde Erdoğan'ın 50+1 alması imkansız. Erdoğan'ın iktidarda kalma şansı kalmadı. Ekonominin sarstığı, örselediği bir yönetim var. Dış politikadaki hatalarından dolayı oy kaybetti kendi partisindeki ayrışmalardan dolayı da oy kaybetti."
İlginizi Çekebilir





